Sünnetin, bilinen iki anlamı var. Biri, genellikle Müslüman erkek çocuklarının sünnetidir. Öteki, Müslümanların modeli Muhammed (a.s.)ın izinden gidilmesi. İki halde de verilen mesaj, olumludur. Buna göre, sünnetli olmak bir erdemdir.
“Sünnetsiz” kelimesi, birinci anlamında “Müslüman aile çocuğu olmadığı için sünnet olmayan er kişi” manasına gelir. Çocukken gerçekleşen bu durum kişiyi aşar ama o kişinin Müslüman aile çocuğu olmadığı düşünülür. “Sünnetli” olmanın cinsellik açısından faydalı olduğu Avrupalı kadınların kotardığı Müslüman-Türk erkeklerin kopuklarınca -şaka yollu- söylenir. İsbatı gerekmedikçe, tersini de söylemek mümkündür. Sünnetsizi tercih de -ağız değişikliği açısından- kimilerine göre faydalı olabilir.
Son zamanlarda zina öylesine rahat karşılanır oldu ki zinakâr olduğu söylenen kimsenin “sünnetsiz” olması bile gündeme geldi. Fransa ve İtalya başbakanlarının, temsil ettikleri halkın inanç ve kültürü açısından, falan kadınla adının çıkması filanla basılması sadece “politik skandal” olarak ele alınmaktadır. “Skandal” kelimesi dilimize girerken -tam karşılığı olan “rezalet” kelimesi anlaşıldığı için- “Avrupa standartlarına uygun” olarak girmiştir. Daha nice ithal kelimeler gibi.
Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne göre “zina, aralarında evlilik bağı olmayan kişiler arasındaki cinsel ilişkidir. Zina, İslam inancına göre, büyük günahlardandır. Kuran’daki dünyalık cezası, Nur Suresi’nin başındadır. Araplara “anlasınlar diye” inen Allah’ın buyrukları Türklere “anlamasınlar” diye, sadece “Arapça Hatim” olarak dayatılmaktadır. Nur Suresi’ni yumularak okuyan Müslüman, ilk ayetinin zinanın dünyalık cezasından bahsettiğini bilmeden, hangi âlemleri hayal etmektedir acaba?
Ahiretlik cezası ise, Furkan Suresi’nde geçtiği üzere, Cehennem’in dibini boylamaktır. Tecvidli Kur’an okumayı bilen ve önemseyerek okuyanlarca anlamı bilinmese de -bizim Hafs rivayetine göre- “Cehennemin dibiiii!” olarak ifade edilir.
Fransa’da, İtalya’da halkın temsilcilerinin “aralarında evlilik bağı olmayan kişiler arasındaki cinsel ilişki” kurması skandal olarak verildi ama bir şey olmadı. Hristiyan-Avrupa kültüründe “gönüllü işlere” karışılmaz. “Alan memnun satan memnun” denir. Belki de “çapkın lider” yeğlenir; bilemeyiz.
Pekâlâ, Müslüman-Türk kültüründe durum nedir?
Halkının çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülkede, Müslümanlığın değerlerinin yalama olması müthiş bir yıkımdır. Anlamadan defalarca okuduğumuz Kuran’ın ilk ayetleri “Bu Kitabda şüphe yoktur; kesinlikle bu kitap inananlara kılavuzdur” diye söze başlar. (Bakara: 2) Bu yüzden, Kitap’ta geçen Allah’ın buyruklarına inanan Müslüman, inanmayan gavur olur.
Tanzimat sonrası, gavura gavur demenin sakıncalı görünmeye başladığını duyuyoruz. Bugün de, Microsoft Word Belgesi’nin Türkçe Dilbilgisi denetiminde, bu kelime yadırganıyor.
Kuran’da, zina yapmayı bırakın, semtine bile yaklaşmak yasaktır. (Furkan: 68) Çünkü zinaya götüren yollardan birine girenin zina yapmaması için “Yusuf olması” gerekir. Yusuf da bir tane çıkmıştır. Bu yüzden İslam müctehidleri, zinaya götüren yolları da haram sayıp kapatmışlardır.
Ülkemizde bir skandal/rezalet olduğu zaman liderler, “kurum dışına sızdıranlar var” diyerek hedef saptırıyorlar. “Hırsızın hiç suçu yok!” diyerek, ev sahibine yükleniyorlar. Vatandaş, kendi oğlu zina yapınca “çapkınnn” adını veriyor. Kızına yapılınca, yapana “namussuzzz!” diyor ve meseleyi kan temizliyor.
İnsanlar, kendi yakınlarıyla ilgili olunca “kan temizler” dedikleri şeyi başkaları için “mübah/serbest” görmektedirler. Sünnetin sahibi Allah Elçisi bu konuda empati yapılmasını önermiştir. Zina için izin verirse Müslüman olacağını söyleyen birine, “Ananla, bacınla, halanla, teyzenle başkasının zina etmesini ister misin?” sorusunu sormuştur. Tabi ki hepsine de “Hayır!” cevabına, “Senin zina etmek istediğin de birinin ya anası, ya bacısı, ya halası, ya teyzesidir” buyurmuştur. Ve damardan girdiği için, hemen etkisi olmuştur.
Müslüman farz ve haramla şartlı, sünnetle kayıtlıdır. Mümin olanlar için “sünnetsiz” olmak, her durumda kötüdür. Ama biz, farzsız olmaktan bahsediyoruz. Adamın sünnetsiz olması gerçekten önemli bir şey değil. Onun için diyoruz ki, “Değil sünnetsiz, değil farzsız; adam kayıtsız şartsız!”
Siz ne dersiniz?