İlgili kaynaklardan öğrendiğimiz kadarıyla Suudi Arabistan; Hac mevsiminde uyguladığı kota nedeniyle her yıl Türkiye’den yetmiş bin kişilik kontenjan ve otuz bin kişilik ek kontenjan ile toplam yüz bin kişilik hacı adayı kabul etmektedir.
Ülkemizde 2004 yılına kadar hacca gidişlerde bir sorun yaşanmadığı bilinmektedir. Nedeni ise oluşturulan sistemde kayıt yaptıran hacı adayları sırasının ne zaman geleceğini bildiğinden dolayı tevekkül edip sabrederlerdi. Kayıtlı tüm hacı adaylarının hac farizasını yerine getirdiği yıldan sonraki yılda yeni kayıtlar yapılıyordu. Bu sistemde ne haksızlık ve adaletsizlik oluyor, nede insanlar serzenişte bulunuyordu.
Ne hikmettir bilinmez; Diyanet İşleri Başkanlığı 2007 yılında aldığı bir kararla sorunsuz çalışan bu sistemi kaldırıp, yerine hiçte adil olmayan bir sistem getirdiler. (Piyango sistemi) 2007 yılında yapılan tüm kayıtlar, geriye dönük iki yıl hiç kayıt yapılmadığından yaklaşık dört yüz bin kişi hac farizası için kayıt yaptırdı. Birden oluşan bu yığılmanın sonucu getirdikleri piyango sistemi ile ancak yüz bin kişiyi gönderebildiler. Elbette her yıl kayıt olan iki yüz, iki yüz elli bin kişi olurken hacca giden yüz bin kişi olursa dört yıl sonra bekleyen kişi yedi yüz binleri bulur. Sorumlular ise yaptıkları yanlış sistemi eleştirip geri adım atacaklarına yığılmanın getirdiği zorluklardan bahsederek suçu yığılmaya sebep olan vatandaşmış gibi kendilerini savunma gayreti içerisine girdiler.
Kura ile belirlense dahi, eğer her yıl yeni kayıt yaparsan bu soruna çözüm bulamazsın. Çözüm; kayıtları dondurup dört yılda sıradaki insanların aldığı kura numarasına göre haccına gönderirsin. Ama maalesef vatandaşın bilmediği, ilgililerin paylaşmak istemediği veya çok iyi bildiklerini sandığım bazı sebeplerden dolayı mağdur yaratan bu piyango sisteminde ısrar ediyorlar. Konu hakkında bilgi almak için gittiğimiz İl müftülüğünde sonuç alamıyoruz. Bize sadece Diyanet İşleri Başkanlığından bilgi alabileceğimiz telkininde bulunuyorlar.
Hatta 27.05.2010 tarihinde Diyanetin Kayseri İl sorumlusu TV. Ekranlarına çıkıp, kurada ismi çıkmayıp dört yıldır bekleyenlere ne söylüyor biliyor musunuz? “ ÜZÜLMEYİN KURANIZ ÇIKMASADA SİZ HACCA GİTMİŞ SAYILIRSINIZ.” Soruyorum sayın sorumluya; bu kullandığınız ifade mağdurların tepkisini azaltmak için şahsınızın kullandığı bir ifademi yoksa ayet ve hadis mi var. Ne olur bizlere seslendiği yerden açıklasın ki bizimde kalbimiz mutmain olsun.
Hacca gitmek için yazılıp dört yıldır kuranın çıkmasını bekleyen mazlumlardan biriyim. Diyanet İşleri Başkanlığının yanlış da ısrarı sonucu ha çıktı-ha çıkacak beklentisi yaşayan, her kura sonucu çıkmadığında yüreğine taş gibi oturan, dillerimizin dahi bağlanıp sadece sizleri Rabbime gözyaşlarımız ile şikâyet eden bizler. Bizlerin bu mağduriyetine sebep olanların sırca köşklerinde; mazlumların tepkisini duymayan kulaklarıyla, görmeyen gözleriyle, acıma duygusu kalmamış kalpleriyle artık kusura bakmasınlar buradan tepkimi haykırıyorum. “ Sizleri samimi bulmuyorum ve sizlere hoşgörü göstermiyorum.”
Dört yıldır yaptıkları yanlış sistem ile yüz binlerce mazlum yarattığınızı artık anlayın LÜTFEN. Hiç olmaz sa 2010 yılında bu yanlış dan dönüp 2011 yılımızı da heba etmeyin. Eğer aynı haksız sistem devam ederse mazlumların göğe yükselen ahları sizlere muhakkak dokunacaktır. Yaşadığım hayal kırıklıklarından dolayı yıllardır döktüğüm gözyaşının müsebbiplerine hakkımı helal etmiyorum.
2010 yılındaki kuraya kayıt yenileterek dört yıldır bekleyen mazlumların tepkisini azaltmak, kaybolan prestijlerini tekrar kazanmak için kuraya on altı defa isimlerin yazılarak katıldıklarını söyleyenler ne kadar inandırıcı oldukları kuradan sonra belli oldu. Yaptığım araştırmalarda çevremde benim gibi dört yıldır bekleyenlerin yüzde seksenine yakınının hüsrana uğradığını, yeni kayıt olanların daha fazla şansının olduğunu gözlemledim. İnandırıcılıklarını kaybettikleri için biz mazlumlar sitem ettiğimizde “ YA SABRET KARDEŞİM GİTMEN NASİP DEĞİLMİŞ, ALLAH SENİ ORAYA DAHA ÇAĞIRMAMIŞ” gibi kendi senaryolarla Milletin gazını alıyorlar. Bu kadar sert ifadeler kullanmam dört yıldır bizlere yaptıkları haksızlıkların dayanılmaz acısıdır.
Sayısız defa hacca ve umreye gidip o mübarek mekanları ziyaret edenlere ve yazımdan dolayı beni eleştireceklere diyorum ki; Eğer yüreğinizde küçücük de olsa kıpırdayan bir vicdan kaldı ise empati yapıp kendinizi bizim gibi mağdurlar farz edin. Ne Düşünürsünüz?
Bu acımı anlatan ifadelerimi Sayın Başbakanıma ve Sayın Cumhurbaşkanıma da yazdım. Ben bu soruna çözüm noktasında her yere başvurdum. Sayın Cumhurbaşkanımdan konu ile ilgileneceğine dair olumlu ve rahatlatan e posta aldım. Sayın Başbakanımdan da cevap bekliyorum. İnşallah mazlumlar adına sonuç alırım. Eğer sonuç alamazsam son çare yargıda olsa oraya da başvuracağım.
Saygılarımla