2007 yılıydı Lübnan bombalanıyordu. Çocuklar, kadınlar, zeytin ağaçları, limon ağaçları bu bombalardan nasibini alıyor. Kanatlarını açmış uçmayı bekliyorlardı. O zaman içimizde bir acı boğazımıza düğümlenmiş, ne yapabiliriz derdini, içimizde yaşarken, aklıma ne yapacağımız da gelmiyordu.
O günlerde Kayseri’de biz bir şeye kadir olamıyoruz derdiyle bir araya gelenler bir eylem hazırlığındaydı. Ankara’da benzer bir eylem yapılacaktı. Ona katılmamız ve kısa bir yürüyüş sonrası eylemin içinde olmamız gerekiyordu. Aslında vicdanımızda sızlayan bir sesi, dindirmek derdimiz vardı dersek, daha doğru olur.
O günlerde Siyonist rejim yüz binlerce bombasını Lübnan’ın üzerine yağdırıyor ve şımarık bir tavırla, bana kimse karışamaz diye karşımıza geçiyordu. Olanları öylece içimiz sızlayarak seyrediyorduk. Acaba ne kadar dayanabilir İsrail karşısında paniği de bütün millet arasında devam ediyordu.
İsrail onca bombayı attığı Lübnan’ın şanlı direnişi daha henüz gerçekleşmemişti. Hizbullah’ın attığı İsrail’e attığı füzeler teknoloji başkenti Hayfa’nın petrokimya tesislerine ve kimyasal silah depolarına, bir kez olsun kazara dahi düşmemişti. O zaman demiştim: “Tamam bu savaşın galibi şimdiden belli oldu, sadece uzatmalarla durumu lehime çevirebilir miyiz kaygısı var.“
Gösteri esnasında El-Menar Televizyonu’na demeç veriyordum. Artık bu savaşın galibi bu gün itibaren Hizbullah’tır. Onlar İsrail’de ekini ve nesli yok etmek, adına bir saldırı düzenlemeyip, sadece savaşan Siyonist rejim askerlerine karşı savunma harekâtı yaptılar. Bundan sonra hepimiz Filistinliyiz, hepimiz Lübnanlıyız, hepimiz Hizbullahız. Bu savaş mazlumların zaferi ile sonuçlanacak. Haktan ayrılmayana Hakkın yardımı da kesilmez.
İsrail’in üç savaş gemisinin Akdeniz sularına gömüldüğüne, hepimiz şahit olduk. Demek ki! İsrail de yenilebiliyormuş. Artık ondan korkmaya gerek yokmuş, demeye başladık. Bu şanlı Hizbullah’ın zaferi iftihar abidesi olup, hatıralarımızdaki yerini aldı.
Bu günlerde kızgınlık ve acıyı bütün Türkiye ve dünya ile beraber yaşıyoruz. Kardeşlerimiz şehit oldu. Yardımlarımız ulaşmadı. Siyonistler kardeşlerimizi esir aldı. Mazlum ve garip dostlarımıza yardımlarımız ulaşmadı diye…
Bu olanlardan sonra elbette kızgınlığı ve acıyı içimizde yaşayacağız. Elbette Siyonistleri lanetleyeceğiz. Fakat unutmayacağız ki o yardım gemilerinde pak kanlarını akıtan kardeşlerimiz, kanlarını ziyan etmedi. O akan kanlar, kanla beslenen siyonizmin sonunu getirecek. Yeter ki biz Haktan ayrılmayalım.