Telaviv’de barışla beraber olmak isteyen Museviler Siyonist rejimden ne kadar yıldıklarını Filistin ve Türk bayraklarını sallarken gösteriyor. Onları da Siyonist Yahudiler yollarını kesip hainler sizin bu rejimde bir tuzunuz bile yok. Babanız ananız Avusturya’dan Almanya’dan, Polonya’dan II. Dünya Savaşı sonrasında toplama kamplarından sizi alıp getirmiş. Bu Kenan diyarında döktüğümüz kanı vahşet diye görüyorsunuz. Sizin yüzünüzden dokuz pilotumuz Gazze üzerine bomba atmadığı için divanı harbe verildi. Lübnan’da yapılan katliamları dünyaya yayıp adımızı sizin gibiler dünyada karaladı. Keşke Hizbullah’ın attığı füzeler başınıza düşseydi de ölüp gitseydiniz.
Hizbullah siz değil ki o ne bizim başımıza füze atar ne de sizin başınıza yalnız kan dökmeye zülüm işlemeye kendini adamış olanları öldürür. Hamas da aynısını yapamaya başladı. Nice zamandır onlara karşı korkunç yüzümüzü gösteriyoruz. Bir kere olsun misliyle cevap vermediler. Sadece onunla savaşanlara karşı kendini savundu.
Bu konuşmalar İsrail’deki On Emir’in ilkesine uyanlarla Siyonist darbe çığırtkanları arasında her zaman geçen konuşmalar. Bu Siyonist unsurlar İsrail sokaklarında öylesine pankartlar taşıyor ki Türkiye’deki pankartlar çok yumuşak kalır. Katil İsrail, Siyonist’e cehennem, Hamas’a selam direnişe devam gibi. İsrail sokaklarında Türkiye ve siyasetçiler aleyhine açılan pankartlar aleni küfür sözleri içeriyor.
O pankartlar ve sloganlar içinde birisi benim çok dikkatimi çekti. Benzerlerini Türkiye’de bilhassa rektörlerin yürüyüşlerinde, Anıtkabire gidip orada Atam sen bizi koru, bize bıraktığın emanetin haline bak diyenlerde, İzmir’de cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında yapılan cumhuriyet mitinglerinde sanki aynı manzarayı gördüm. Fakat karşımda savaştan yana olan Siyonistler yoktu. Burada Kemalist kadrolarla beraber Kemalizm devrimlerinin canı gönülden savunucuları vardı. İkisinin attığı slogan aynısı idi: ”Ordu göreve. Artık neyi bekliyorsunuz. Müslüman’a ve İslam’a geçit yok. Paşam sizi çok özledik.”
Bu mitinglerde Kemalist ulusalcıların attığı sloganlarla İsrail’deki Musevi olmayan ama Siyonist olanların attığı sloganlar ne kadar birbirine benziyor öyle. Sonradan aklıma yakın tarih geldi. 1971 muhtırası İsrail büyükelçisinin kaçırılması, 1980 cunta darbesi Konya’da Kudüs günü sonrası, 1997 cunta bozuntuları Sincan’da Kudüs Tiyatrosu.
Demek ki Siyonistler ve Kemalistlerin kardeşlik bağını darbeciler pekiştiriyormuş. Türkiye’de Filistin’de ve İsrail’de özgürlük ve adalet âşıkları aynı şarkının notaları gibi birbirlerine el açmış.