İnsanlık tarihine kültürel zenginlikler sunan, üzerinde mümbit arazilerde sayısız devletler, imparatorluklar barındıran, adeta bir ilim merkezi hüviyeti taşıyarak Ahmet Yesevi’den İbni Sinaya kadar sayısız ilim, irfan ve gönül adamlarını ağırlayan bereketli topraklar DOĞU TÜRKİSTAN.
Bu topraklarda yaşayan; efendiliği, dürüstlüğü, sabrı, devlete itaati, mütevazılıği, vefası ve sadakatiyle kazandığı haklı bir üne sahip Uygur Türkleri altmış yıldır Çin mezalimi altında inim-inim inlemekte, burada yaşanan vahşeti, yaptığı karartma ile katil Çin dünyaya haber akışını da engellemektedir.
Doğu Türkistan 1863 yılında Mehmet Yakup beyin ve arkadaşlarının mücadelesi ile kurulmuş, Osmanlı padişahı ikinci Abdülhamit Han tarafından desteklenmiş, Mehmet Yakup beyin vefatından sonra 1878 de Çin işgali ile esaret dönemi başlamıştır. 1931 yılında bağımsızlık savaşı kazanılmış, Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti kurularak Hoca Hacı Niyan Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Rusya’nın kalleşliği ile tekrar yalnız bırakılarak Çin istilasına maruz kalan Doğu Türkistan 1944 yılında tekrar bağımsızlığını kazanıp Şarki Türkistan Cumhuriyeti adıyla bir devlet olsa da 1949 yılında komünist Mao tarafından işgal edilerek tekrar Çin topraklarına katılmıştır. Doğu Türkistan halkı 1949 dan beri Çin işgaline karşı direnmektedir.
Batısı Ruslar tarafından, doğusu da Çinliler tarafından işgal edilen Türkistan’ın, batı kısmı soğuk savaş döneminden sonra bağımsızlığına kavuşabilmiş, Doğu Türkistan ise 1949 da işgal edildiği yıldan itibaren hala işgal altında bulunmaktadır. Çinin Doğu Türkistan’daki işgal yönetimi milyonlarca masum insanın katline, yüz binlercesinin Çin zindanlarında mahkûm edilmesine, bütün dünyanın tepkisine rağmen hala duyarsız kalarak bölge halkının temel hak ve özgürlüklerini kısıtlamaktadır. Vatanlarında etnik ve dini ayrımcılığa, asimilasyon politikasına maruz kalan Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz kendilerini göç yollarında bulmaktadırlar.
İşgalci Çin yönetimi Doğu Türkistan da oruç tutmayı, ibadet etmeyi yasaklamış, eğitim, istihdam ve sağlık hizmetlerini kısıtlayarak hayatı daha çekilmez hale getirmiştir. Bütün bunlar yetmezmiş gibi ülkenin yer altı ve yerüstü zenginliklerini de Çine taşımaktadır.
Çinin orta kesimlerinden Doğu Türkistan’a yerleştirilen han Çinlilerinin saldırgan ve kışkırtıcı tavırları sonucu 5 Temmuz 2009 yılındaki olaylarda yaşanan katliam tehlikenin boyutlarını gözler önüne serdi. Çinin karartma politikaları, medya ve iletişim araçlarına sansür uygulamasına rağmen tüm dünya sokaklarda dövülerek öldürülen Uygurların görüntülerini dehşetle izledi.
Yaşanılan tüm bu acıların, hak ihlallerinin son bulması, ülkelerinde özgürce yaşamak için tüm dünyadan destek istiyorlar. Kamuoyu oluşturulmasını, tüm dünya teşkilatları tarafından Çin hükümetine yaptırımlar, insani yardımların Doğu Türkistan’a ulaştırılmasını istiyorlar. Ama ne yazık ki Çinin; Doğu Türkistan’ın bugün kültürüne saygısızlığı ve insan hakları ihlallerini medeni saydığımız batı toplumları görmemezlikten geliyor. Bu durum çok düşündürücü!
Ben; dünya barışı ve insanlık onuru için diyorum ki; Çin devleti Doğu Türkistan işgalini kaldırmalı, batılı devletler insanlık onuru adına bu vahşete dur demeli, mazlumların ekonomik kayıpları karşılanmalıdır. Doğu Türkistan’ın kahraman evlatlarının bağımsızlık için verdikleri demokratik mücadeleyi destekliyorum. Çünkü onlar ülkesinde özgürce yaşamak ve bağımsız olmak istiyorlar. Doğu Türkistan halkı her türlü zulme rağmen Türklüğün bütün manevi şeref ve gururu ile özgürlük mücadelesinden hiçbir zaman vazgeçmemiştir, geçmeyecektir.
Kurtuluş yolunda su gibi aktı kanımız, Yar oldu himmetimiz sana
Senin için ey yurdum, olsun feda canımız Dünyaya hükmetmişti geçmiş ecdadımız
Kan dökerek, can vererek seni kurtardık Yurdum, kanla temizledim seni
Kalbimizde kurtuluş için imanımız vardı Artık kirletmeyiz Türk’tür adımız
Kıymetli okuyucularım. Okuduğunuz bu şiir Doğu Türkistan’ın Kurtuluş Marşı’dır. Çinin Doğu Türkistan’da yaptığı katliamlarda hayatını kaybeden tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anarken, mekânları cennet olsun diyorum.
Mazlum-der Kayseri Şubesi olarak 2009 yılında Şifa medresesi önünde açtığımız Doğu Türkistan’daki Çin mezalimini daha iyi anlatabilmek ve kamuoyu oluşturabilmek için açtığımız resim sergisi duyarlı Kayseri halkı tarafından yoğun bir şekilde ziyaret edildi. Allah nasip ederse inşallah Haziran ayının son haftasında yeni bir resim sergisi açma çalışmalarımız devam ediyor. İlerde basın yoluyla açıklanacak açılış tarihinde tüm Kayseri halkını bu sivil toplum hareketini desteklemeye davet ediyorum.
Saygılarımla