Türkiye’de askerlik kutsaldır, zira bizim Türk Askerlerimizde önce vatan sonra ben, inancı vardır çünkü analar, babalar, evlatlar, eşler ve kardeşler şehit olan askerlerimiz için her zaman vatan sağ olsun diyerek acısını yüreğine gömen yüce Türk milletinin askerliği kutsaldır ve gizli mucizeler mevcuttur. Bu konuda askerlikle ilgili bir anımı anlatayım; Kışlam acemi birliği İstanbul ayazağa jandarma süvari bölüğü 1’nci bölük erlerinden Ömer ÇOLAKOĞLU yani kısa künyem budur. Her nasılsa izinli olarak şehre çıktım saat; 17.00’da bölüğümde olman gerekiyordu. Geciktim ve hiç gitmedim ertesi gün oldu yine gitmedim, eğer gitseydim çavuş, onbaşı nerdesin firar diyerek beni döveceklerdi; bende bölükteki arkadaşlarımın önünde dayak yemeyi bir türlü kendime yediremiyordum ne yapsam nasıl etsem diyordum ancak her geçen zaman aleyhime işliyordu.
Gidip bölüğüme teslim olsam dayak var hem de onur kırıcı bir dayak, gitmesem her gün cezam artıyor. İstanbul’un Fatih semtinde Kayseri’li yağlı boyacı arkadaşlarımın yanında kalıyordum onlarda izinli olduğumu zannediyorlardı.Bu arada paramda bitti kimseden parada isteyemiyordum. Artık Misafir olarak kalmakta bana çok ağır gelmeye başladı. Ogün akşam misafir olduğum evde yattım ve bir rüya gördüm rüyamda dinine son derece bağlı olan amcam Duran ÇOLAKOĞLU yanıma geldi ve bana; Yeğenim askerlikten kaçma çünkü askerlik kutsaldır, dini ve milli bir vazifedir.’’Derhal git bölüğüne teslim ol’’ dedi
Bende amcama; ‘’Amca bizim bölükte hafif suçu olanları bile çok acımasızca dövüyorlar ben gidersem bana hiç acımazlar ve çok fena döverler’’ dedim Amcam;‘’ Korkma yeğenim sana şu aleti vereyim, bu alet sende olduğu müddetçe seni kimse dövemez , ve hatta dövmeye dahi gelemez dedi ve bana el lambasına benzeyen bir alet verdi bu alet sana zarar vermeye gelen insanlara yakıcı bir ışık saçar ve kimse sana yaklaşamaz dedi. Ben de bu durumu rüyamda görünce çok sevindim amcamın verdiği o aleti aldım ve bölüğüme gitmeye başladım tam bu sırada uyandım ki yataktayım ne elimde alet nede yanımda amcam var, sonuçta çok üzüldüm ve yine bölüğüme gitmek istemedim ama iyice şaşırdım para yok asker kaçağıyım yani firardayım…….
Bu arada İstanbul fatih camiinde öğle ezanı okundu ve ben camiye gittim öğle namazını cemaatle kıldım, namaz bittikten sonra hoca muhterem cemaat zamanı olanlar gitmesin mevlid okunacak dedi bende oldu olacak bari şu mevlid’ide dinleyeyim dedim ve bir huşu içinde kendimden geçercesine mevlid dinliyordum tam bu sırada omzuma bir el dokundu başımı çevirip baktığımda bizim bölük komutanı Erzurumlu İhsan Baki Başçavuş idi başında beyaz bir takke vardı, kışlada tam bir asker ve disiplinli komutandı fakat camide ise sanki bir hafız gibi eli yüzü nurlu bir insandı. Bana şöyle dedi mevlid bittikten sonra caminin avlusunda beni bekle , bende tamam komutanım dedim ve mevlid bittikten sonra kapıda komutanımı bekledim. komutanım geldi,bana şöyle dedi ‘’ben seni nerde arıyorum ve nerde buluyorum, gel şimdi seni benim evime götüreyim orada derdini bana anlat’’ dedi. Akabinde komutanımın fatih deki evine gittik komutanım hanımına ‘’bak hanım evimize kimi getirdim bu benim askerim birkaç gündür yoklamada yok yazılıyor yani firarda gözüküyordu, ama ben onu camide mevlid dinlerken buldum. Ne kadar da mükemmel bir huşu içerisinde mevlid dinliyordu hayret ettim doğrusu’’ dedi hanımı da yani yengemizde ‘’komutan öyleyse sahip çık ona’’ dedi komutanım İhsan Baki Başçavuşta sahip çıkmasam onu evime misafir olarak getirir miydim dedi hele bir yemeğimizi yiyelim çayımızı içelim gerisi kolay dedi yemeğimizi yedik çayımızı içtik komutanım bir kâğıt yazdı kâğıdı zarfın içine koyarak ağzını kapattı ve bölükteki nöbetçi çavuş veya onbaşıya bu zarfı vermemi söyledi ve ben komutanıma ve yengeme teşekkür ederek oradan ayrıldım ve bölüğüme gitmek için yola çıktım ve nihayet bölüğüme vardım nöbetçi çavuşa İhsan Baki Başçavuşun verdiği zarfı takdim ettim, çavuş , zarfı açtı içindeki yazıyı okudu ve bana sevgi ve saygı göstermeye başladı o yazıyı okuyan çavuş aynı şekilde diğer çavuş ve onbaşılara da o yazıyı göstererek onlarında bana kendisinin gösterdiği aynı sevgi ve saygıyı göstermelerini sağladı. Ben ise bu duruma hayret ediyor ve şaşkınlığımı bir türlü üzerimden atamıyordum ve sonunda bu olayın sırrını ve sebebini buldum bu durum benim gördüğüm rüyamın aynısı ve rüyamın gerçek olması yani bir mucizeydi bu mucizeyi yıllarca yüreğimde sakladım ve nihayet Türkiye’de askerliğin mucizelerle dolu kutsal bir görev ve peygamber ocağı olduğunu anladım.
Bu görüş ve düşünceler ışığında diyorum ki; asker ocağında dar günümde bana sahip çıkan İhsan Baki Başçavuşun kendisine, anasına, babasına, eşine ve çocuklarına ölünceye kadar saygı ve muhabbet besliyorum, aynı şekilde Türk Silahlı Kuvvetlerimizede böyle güzide komutanlar yetiştirdikleri için saygı ve şükranlarımı arz ediyorum.