Bu memlekette en tehlikeli konu şehitler üzerinden siyaset yapmaktır. Hele hele şu senin şehidin bu benim şehidim, sen benim şehidime neden şunu yazmadın, ben de senin şehidine şunu söylerim mantığı bu ülkeye ve millete yapılacak en büyük kötülüktür. Bir yanda PKK terörü, diğer yanda İsrail devlet terörü… Allah aşkına soruyorum vicdanı olan biri çıksın söylesin var mı ikisinin de birbirinden farkı? Kökleri de aynı, hain emelleri de… Birisi Marksist, Leninist, Komünist, ermeni kökenli, Yahudi kökenli teröristlerin yaptığı terör saldırıları, bir diğeri Siyonist Yahudi terörü. Şimdi biri çıkıp da İsrail’in şehit ettiği 19 yaşındaki Furkan Doğan’ı tam şehit olarak görmüyorum derse bunun kabul edilebilir bir yanı var mı? Bu sözü kim söylerse söylesin asla kabul edilebilir bir yanı yoktur. Bu söz bu ülkeye hizmet etmez, kötülük eder. Siyonistlerin şehit ettiği ve tam alnından 4 kurşun yiyen Furkan’ın makamını belirlemeye onun şehit olup olmadığını irdelemeye azıcık vicdanı ve yaralı anne babaya saygısı olan bir kimsenin kalkışması mümkün değildir. Hele hele bunu söyleyip ardından askerlerimiz ise tam şehittir demek bir bombanın pimini çekip atmak gibi bir şeydir. Bizim birleştirici olmamız gerekirken parça parça bölmeye neden uğraşırız, neden sonunu düşünmeden bir söz söyleriz anlamak mümkün değil. Asker de bizim şehidimiz, Furkan’lar da bizim şehidimiz. Bu toprağın insanları, kökleri aynı yerlerde birleşen küffarın kurşunları ile şehit oluyorlar. Biri vatan savunmasında bir diğeri din kardeşine yardım götürmekte şehit oluyor. Bu ikisini birbirinden ayırırsak buna Allah da razı olmaz, şehitlerin komşu olacağı Peygamberimiz de… Ayette ne buyruluyor? Allah yolunda öldürülenlere sakın ölü demeyin…
Şehit olan askerlerimize dil uzatan mı var? Onlara şehit değildir diyen bir dengesiz mi var? Varsa hep birlikte müdahale edelim. Ne gerekiyorsa cevabını verelim… Ama buna karşılık lütfen, siz de ne söylüyorsanız kulaklarınız bir duysun. Bu milleti bölüp parçalayacak bir demeçten kaçının.
Bütün bunları neden yazdım onu açıklayayım. Bilindiği gibi Ticaret odası Başkanı Sayın Hasan Ali Kilci meclis toplantısında birçok konuda açıklamalar yaptı. OHAL uygulamasına da karşı çıktı, bürokratların yanlış yapmaları durumunda kendisinin bile onları kurtaramayacağını vurguladı, ekonomik konulara da değindi. Ancak bir konu daha vardı ki dikkatleri çekti. Gazze şehidi Furkan Doğan konusunda kendisine yakıştıramadığım bir sözcük sarf etti. Askerlerin tam şehit olduğunu Furkan’ın ise kendisine göre şehit olmayabileceği gibi bir şey ifade etti. Kendisine yakıştıramadım diyorum çünkü ben Sayın Kilci’yi gerçekten her yönüyle beğeniyorum. Mertliğiyle, dürüstlüğüyle, vicdanı ile, imanı ile, cesareti ile heyecanı ile. Fakat bu talihsiz cümleleri sarf etmemesi gerekirdi böyle bir insanın. Hani bir insanı çok seversiniz, beğenirsiniz, sonra o insan çıkar ve hiç tasvip etmediğiniz, hiç vicdanınıza sığmayan bir şey söyler de hayal kırıklığına uğrarsınız ya işte öyle bir şey. Tıpkı Fethullah Hocaefendi’nin son olarak “İsrail otoritesinden izin alması gerekirdi dediği gibi. İnsan şoka uğruyor. Yakıştıramıyor, inanamıyor, hayır böyle bir şeyi söylemiş olamaz diyor, böylesine dini bütün, milliyetçi, maneviyatçı, vicdanı hür bir insanın bunu dememiş olması gerekir diyorsunuz… Ben yine de Sayın Kilci’nin kötü bir niyetle söylemediğini, belki o anda bir kelime olarak ağzından çıktığını düşünüyorum daha doğrusu böyle inanmak istiyorum. Ben Kilci’nin elinde bir turnusol kağıdı şu şehittir bu değildir diye ayrım yapan birisi olabileceğini hayal bile etmek istemiyorum.