Ben Kürt kökenli, Çerkez kökenli, Gücü Kökenli, Laz Kökenli, Arnavut kökenli ve hatta Ermeni kökenli olabilirim. Ancak ben Türk Milletinin bir ferdiyim ve din olarak İslamiyet’i seçtim.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her insan etnik kökeni ne olursa olsun Türk Milleti kavramını esas alarak ve bu ifadeye bağlı kalarak, istediği dini seçmek hakkına sahiptir.
Bu hak ülkemizde her vatandaşa verilmiş, yasal bir haktır.
Aynı zamanda Demokrasi ve İnsan Hakları’na yakışan en güzel haktır.
Bu hak devletimiz tarafından vatandaşlarımıza verilirken, devletimizin de vatandaşlarımızdan isteği milli birlik ve beraberlik içinde olmamız, tek bayrak, tek millet, tek vatan bilinci içinde hareket etmemizdir.
Öyle ise bunları sırası ile sayalım;
Vatanımız Türkiye Cumhuriyeti, Bayrağımız Türk bayrağı, Ordumuz Türk Ordusu, Milletimizde Türk Milleti’dir.
Bu temel esaslar üzerinde birleşen bir milleti Dünya’daki hangi güç bölebilir ve yenebilir. İşte Türk Milleti’nin bölünmezliğinin ve yenilmezliğinin de sırrı budur.
Din’de mezhep ve inanç ayrılıkları yüzünden birçok millet parçalanmış ve bölünmüştür.
Emperyalist güçlerin emrine girmiş ve birbirlerini kırmışlardır. Tarihin birçok sayfasında olduğu gibi yakın tarihimizde de bunun örnekleri çoktur. Milli birliği olmayan milletlerin geleceği de olamaz.
Bizlerin milli birliğinin ve beraberliğinin tek adresi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ve Türk Milliyetçiliğidir. Bu ifade aynı zamanda her Türk Vatandaşı için bir şeref madalyasıdır.
Ulu önder Atatürk’ün “Türk Doğmak Benim En Önemli Özelliğimdir.” İfadesinde yer bulduğu gibi hepimizin “Ne Mutlu Türküm Diyene ” diyerek bütün Dünya’ya haykırmamız ve Türk milliyetçiliği ülküsünü de bu temel üzerine inşa ederek ilelebet yaşamalıyız ve yaşatmalıyız.
GÜNÜN SÖZÜ:
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE. BU MİLLİ
SLOGANIMIZI YERİ GELDİĞİNDE SÖYLEMELİYİZ
VE GÖNLÜMÜZDE
EBEDİYEN YAŞATMALIYIZ.
|