KİLCİ KENDİSİNE ZARAR VERİYOR
Her şey cenazesine en az 50 bin insanın katıldığı, Kayseri’nin gururu Şehit Furkan Doğan ile ilgili kırıcı, üzücü ve yakışmayan konuşma yapmasıyla başladı. Ardından kendisinin kum ocağının Özel İdare tarafından iptal edilmesi hadisesini yine kendisi gündeme taşıdı ve uzun bir müddet tartışmalara neden oldu. Son olarak bir yerel televizyon kanalı ve bir gazete ile ilgili haber ambargosu uygulamaya kalkıştı.(Elif TV ve kent haber gazetesi) Meclis konuşmasında da yerel basın ile ilgili ağır cümleler sarf etti. Bazı gazete ve gazetecileri iki yüzlü, riyakar ve sahtekar ila etti Tüm bu olumsuzlukları ardı ardına sıraladığınız zaman son üç ayda Kilci’deki değişimi görmek zor olmasa gerek. Zannım odur ki birileri gaz verme ve dolduruşa getirme işini iyi yapıyor. Ancak bunu yaparken Kilci’ye zarar verdiklerinin bilmem farkındalar mı? Çünkü tarafsız, mert ve doğru sözlü Kilci bu tartışmalar ve konuşmalarla bence kendine zarar veriyor. İlgisiz ve alakasız konularla ilgili tartışmalara giriyor. Gazeteciler ve televizyoncularla polemiğe giriyor. Hatta bir kısmını riyakar, sahtekar ve iki yüzlü ilan ediyor. Bence mertliğiyle bilinen Kilci’nin bu riyakar ve iki yüzlü gazeteciler dediği şahısların isimlerini de vermeli. Vermeli ki tüm gazeteciler töhmet altında kalmasın.
KORKMAZ ÇILDIRMIŞ OLMALI
MHP İl Başkanı Süleyman Korkmaz’ın dünkü basın bildirisi o kadar sert bir şekilde kaleme alınmıştı ki kendi kendime şu soruyu sordum: korkmaz çıldırmış mı yoksa? Bir televizyon kanalını hedef alıyor, açıkça ismini veriyor, elif TV’yi yerden yere vuruyor ve bu televizyon kanalına reklam vermemeye çağırıyor. Sebebi belli. Birkaç gündür televizyonda yayınlanan Merhum Alparslan Türkeş’in 12 Eylül Anayasa’sının değişmesi gerektiğini belirten 15 yıl önceki konuşması. 20 saniyelik bir konuşma. Burada Merhum Alparslan Türkeş’e en ufak bir hakaret söz konusu değil, MHP’ye hakaret söz konusu değil. Referandum’da Merhum Başbuğ yaşasaydı evet oyu verirdi iması oluşturacak 20 saniyelik bir konuşma. Kayseri’deki bir siyasi parti il başkanının doğrudan bir yerel televizyon kanalını hedef alıp onun reklamlarının kesilmesi için kamuoyuna çağrı yapması izah edilebilecek bir durum değil. Resmen ipleri kopartıp atmaktır. Düşman olarak hedef göstermektir. Şehirdeki atmosferin gerilmesi demektir. Kutuplaşmayı artıracak bir davranıştır. Bir televizyon kanalı elbette kendi yayın çizgisini kendisi oluşturur. Orada bir konuşma yayınlanıyorsa kendi basın bülteninde vurguladığı başka Merhum Başbuğ’un başka konuşmalarını bir CD haline getirip diğer yerel televizyonlarda yayınlatmaktır. Hem de 20 saniye değil 2 saat yayınlatabilir. Buna kim mani oluyor? Ama böyle bir tavır geliştirmek yerine bir televizyon kanalını düşman kategorisine koyup hatta sanki bölücü terör örgütünün bir parçasıymış gibi gösterip her türlü ambargo istenmesi büyük bir haksızlık değil midir? MHP il Başkanı bu kez çok yanlış bir bildiri yayınlamıştır. Bu şehirde herkes yüz yüze bakıyor ve bakacak. Referandumlar da gelir geçer, seçimler de. Bu şehrin insanı siyasi mülahazalarla, politik kaygılarla birbirinin yüzüne bakamayacak davranışlar ve sözlerden geri durmalıdır. Kişiler ve kurumlar sevmediği beğenmediği gazete ve televizyonlara cephe almaya ve boykot etmeye başlarsa bunun sonu gelmez. Yarın başka bir siyasetçi çıkıp falanca televizyonu hedef alabilir, ertesi günü başka biri başka bir gazeteyi.
KİMSE BUNLARI GÖRMÜYOR
Türkiye son yıllarda inanılması güç iddialarla çalkalanıyor. Milyarlarca dolara aldığımız Heronların kimler tarafından düşürüldüğünü, Heronların tesbit ettiği teröristlerin helikopterler üzerinden uçmasına rağmen neden onların vurulmadığını ve geri dönüldüğünü, internete düşen ses kayıtlarında Yunanlıları bile AKP’den fazla seviyorum diyen generali, Türkiye’ye balyoz indirmeye çalışanları, ülkeyi kafese almaya kalkışanları, mahkemenin ısrarla tutuklanmasını istediği kimselerin bir türlü yakalanmadığı ve teslim edilmediğini, Jiteme çalıştığı tesbit edilen MHP meclis üyesini, bu meclis üyesinin arabasıyla PKK’lıların 4 polisi şehidettiğini, bazı illerde provokatörlerin içsavaş çıkarmak için her yolu denediğini, evet bunları kimse görmüyor. Özellikle Heron olayı bence Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük olayıydı. Ama üstü kapatıldı. Bazıları görmek ve göstermek istemedi. Heronlar bizim çocuklara zarar veriyor düşürün diyen şahsın bir subay değil de Ak Partili bir vekil, ya da belediye başkanı hatta bir meclis üyesi olmuş olsaydı bakın yer yerinden nasıl oynardı ve ülkede bir tek Ak Partili kalmayana kadar kökünü kazırlardı. Ama şimdi ne oldu? Sanki hiçbir şey olmamış gibi davranıldı.
SAADET BÖLÜNÜYOR MU?
Saadet Partisinde hafta sonu Kozaklı’da yapılan il başkanları toplantısında il başkanlarının büyük bir çoğunluğunun Numan Kurtulmuş demesi ve yeniden kongre yapmaya soğuk bakması Erbakan Hoca’yı kızdırmış. Basına yansıyan haberlerde mahkemenin kongreyi yenileme kararı vermemesi halinde Hocacıların ayrılıp başka bir parti kuracağı iddiaları çıkmaya başladı. Görünen o ki Saadet Partisi içinde büyük bir ayrışma yaşanıyor. Kongre toplansın diye imza veren 600 küsür delege bir yana yapılmasın diyen il başkanları bir yana. Sanki ayrılık sadece tavanda değil tabanda da bir ayrışma sözkonusu. Erbakan Hoca Kurtulmuş’un partiyi diğer partilere dönüştürdüğünden rahatsız ve biran önce bundan kurtulmak istiyor. Kurtulmuş ise ipleri kendi eline alıp partisini büyütmek istiyor. Bakalım saadetteki bu mücadele nereye varacak?
ALKIŞ
*Mezardaki ölüleri bile kaldırıp evet oyu kullandırmak lazım diyen Fethullah Hocaefendi’ye,
DUYDUNUZ MU?
*Kılıçdaroğlu’nun da tıpkı Baykal gibi her konuşmasında Ergenekonculara selam göndermeye başladığını,
*Hakim ve savcı atamalarının HSYK’ya gönderildiğini,
*Kayseri’ye 3 yeni vali yardımcısının atandığını,
*Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in Türkiye’yi böldüğünü ve ayrı bayrak isteğini dillendirmeye başladığını,
*Cemil Çiçek’in de ona güzel bir cevap verdiğini,
*Eski Kayseri emniyet müdürü Arif Akkale’nin merkeze çekildiğini,
*İsrail’in Türk Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Fidan’dan rahatsızlığını dile getirdiğini,
*Hatay Dörtyol’daki polislerin şehidedilmesi olayının büyük bir skandala dönüşmek üzere olduğunu,
*Elif TV ve TV Kayseri kameralarının KTO toplantısına sokulmak istenmediğini,
*Kilci’nin yerel basınla ilgili yakışıksız sözler sarfettiğini,
MIŞ
*Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı Kayserili Alparslan Korkmaz görevinden istifa etmiş.
DAMLA
İnsanlar, kötülüğü istediği için değil, vicdanları zayıf olduğu için yapar.--