Bu gün içinde yaşadığımız toplumda kara, hava, deniz ve demir yollarında ulaşımın akışına trafik akışı, bunu düzenleyen kurallara da trafik kuralları denmektedir. Her dört ulaşımda da kurallara uygun hareket edilmez ise trafik aksar ve mağduriyetler ortaya çıkar.
Nitekim toplu ölümlerin, maddi ve manevi, telafisi güç zararların ve acıların olduğu Demiryolu, Karayolu,Deniz ve Havayolu kazalarına arzu etmiyor olmamıza rağmen, zaman zaman rastlıyor ve üzülüyoruz.Hele toplumun yakın tanıdığı simalar bu kazalarda can verirse üzüntümüz daha da artıyor.(BBP partisi Genel Başkanı Muhsin YAZICIOĞLU ve Gaziantep milletvekili Bedri İNCETAHTACI gibi)
Bizler şehirlerde yaşayan insanlarız ve şehirlerde ise caddeler, bulvarlar, sokaklar ve meydanlar da trafiğin düzenli yürümesi, yayaların ve sürücülerin zarar görmeden hayatlarını devam ettirebilmesi için, uzun uğraşlar ve tecrübelerle ortaya çıkarılan trafik kuralları vardır.İnsanlar yaya veya sürücü her halükarda bu kurallara uygun hareket etmek zorundadırlar.Bu kurallara uymak istek değil mecburiyettir.Sonucu insana fayda getiren mecburiyet.
Ben öğretmenlik mesleğimin yanında sorumlu bir vatandaş olmaya çalışma arzum gereği, ister yaya ister sürücü olarak azami ölçüde trafik kurallarına uymaya çalışan bir vatandaşım.Gece veya gündüz özellikle kavşaklarda trafik lambalarına uyma konusunda azami titizliği göstermeye çalışırım.
Üzülerek dile getirmek istediğim konu, kayserimizde özellikle yayaların trafik kurallarına uyma konusunda gerekli titizliği göstermiyor olmalarıdır. Ankara,İstanbul gibi büyük kentlerimizde yayalar hem yaya geçitlerinden geçmeye hem de ışıklı uyarılara uygun hareket etmeye çalışırlarken şehrimizde insanlarımızın istisnasız %95’i ışıklara değil yolun boşluğuna bakarak karşıya geçmek istiyorlar ve sonuçta istenmeyen kazalar ve hoş olmayan manzaralar oluşuyor.
Trafikte gördüklerim, kırmızı yanmadan geçen yayaların sürücüleri zor durumda bıraktıklarına, hakaretli uyarılara neden olduklarına bazen de Allah göstermesin yaralanma ve ölçülü kazalara sebep olduklarına ne yazık ki şahit oluyoruz.
Şunu unutmayalım! Trafik kurallarına uymamak kul hakkını ihlaldir ve kurallara uymayan insanlar bu kurallara bilmiyor da değillerdir, insanımızın %100’e yakın bölümü kırmızı ışıkta durulacağını,sarı ışıkta hazırlanıp,yeşil ışıkta geçileceğini biliyor ama bunları uygulama maharetini göstermiyor yani reflekslerimiz doğruyu uygulamamıza engel oluyor ,sonucunda da istenmeyen durumlar.Peki yanımızdakiler ne yapıyor, çoğunlukla insanlar çarşıda pazarda yalnız değiller birileriyle birlikte geziyor veya yürüyorlar,onlar niçin yanındakini yanlış yapıyoruz diye ikaz etmiyor.Yoksa onlar bizim yakınımız veya arkadaşımız değil mi, bir uyarıyı niçin bizden esirgerler, yoksa dost arkadaş veya akraba değimliyiz.
Sanırım bu konuda okullarda verilen eğitim yeterli olmuyor, televizyonlar, gazeteler hatta kavşaklara da kontrolsüz geçişler ve zararlarına hatırlatıcı işaretler, program ve sayfalar eklemek ve koymak gerekiyor.
Unutmayalım caddeler sokaklar hepimizin, bizim kadar başkalarının da buraları kurallı olarak kullanma, kazasız belasız yolculuk yapma, trafiğin düzenli yürümesini bekleme hakları var.Trafik bakımından problemsiz bir şehir hayatı, aynı zamanda bir medeniyet işaretidir de.Öyleyse hep beraber trafiğin işlediği her yerde kurallı ve medeni insan olmaya,birbirimizi uyarıp ikaz etmeye ve yardımcı olmaya ne dersiniz?
|