Hizmet aşığı insanın gönlü verimli topraklar gibi olmalıdır. Nasıl ki; toprak üzerinde yaşayan tüm canlıların döktüğü pisliklere rağmen üzerinde her türlü nebatat yetiştirerek tüm canlıların hizmetine sunuyorsa işte hizmet aşığının gönlüde toprak gibi olmalıdır.
Bütün canlıların ömrü çok kısadır. Ebedi ahret âleminde insanın yaşayacağı şeyler dünyada yaptıklarına, yaşadıklarına bağlıdır. Akıllı insan ahreti için dünyada iyi şeyler yapmayı, hizmet etmeyi kendine şiar edinir. Dünyada yaptığı her güzel hizmet ahretinde azabını azaltır, cennet nimetlerini çoğaltır.
Ama ne yazık ki; çoğunlukda insanlar amaçlarının insanlığa hizmet etmek için çalıştıklarını söylerler. Maalesef keyifleri için, zevk ve para kazanmak için yaptıkları çalışmaları hizmet maskesi ile örtenlerde vardır. İnsanları kandıran bu tür mahlûkatları ebedi âlemde azap beklemektedir.
İnsanlar arasındaki bütün kötülükler, kavgalar ALMAK üzerine kurgulanmış, bütün iyilikler ise VERMEK üzerine kurgulanmıştır.
Hizmet etmek Allah’ın kullarından istediği bir kulluk vazifesidir. İnananların hayatı insanlığa hizmet etmekle bereketlenir. Yaşadığı ve yaşattığı güzelliklerden dolayı mana ve anlam kazanır. Bu konuda Âlimler; Hizmet çok önemlidir, lakin edep daha da önemlidir buyurmuşlardır. Buradan şunu anlıyoruz ki; samimi bir yürek, adap ve usullere uyularak ifa edilen hizmet en makbulüdür. Hizmetin başarılı olabilmesi için insanlarda İLİM, İRFAN, LİYAKAT, VAKAR, sağlam bir KAREKTER ve ŞAHSİYET vasıfları bulunmalıdır. Aksine samimiyetsiz, gafilâne, kariyer, dünyalık menfaat, tanınma egosu ve benzeri hevesleri amaç edinerek yapılan hizmetlerden bereketli bir sonuç alınmaz.
Hizmet adamı; insanların selameti için kibrini, servetini, şöhretini değil, bütün varlığını harcamaya hazır fedakâr bir mümindir. Hizmet insanı ibadet ve hayrı büyük-küçük demeden yapabilmelidir. Çünkü Allah Telalanın rızası nerededir bilinmez.
Şu gerçeği de göz ardı etmeyelim. Hizmet etme fırsatı herkese nasip olmaz. Hizmet kabiliyeti mükemmel olan bazı insanlar zaman ve mekân bahanesi ile hizmet etmekle nasiplenemezler. Hizmet edenlerde hizmeti bir nimet bilip alçakgönüllü olabilmeli, davranışlarında asla kibir, enaniyet olmamalı, kimseyi küçük ve hakir görmemeli, dünyalık süslere aldanmamalı, hatta bu nimete vesile oldukları için hizmet edilenlere minnettarlık duymalıdır.
Kehf suresi(103–104) der ki; kıyamette en çok zarara uğrayanlar, iyi işler yaptıklarını sanıp da, bütün çabaları boşa gidenlerdir.
Bu sureden şunu anlıyoruz ki; hizmet etme gerçeği ne kadar meşakkatli ise, yapılan hizmetin Allah indinde kabul görmesi de o kadar önemlidir. Rabbim bizleri utandıracak işleri yapmaktan men etsin inşallah. Allah bizleri hakikat yarışında, kulluk yarışında ve hikmetli hizmetler yarışında daima güçlü kılsın.
Saygılarımla