Diyarbakır´ın Silvan İlçesi´nde seyyar satıcılık yapan evli ve 4 çocuk babası 40 yaşındaki Hacı Oruç, iftar açmak için geldiği evde eşine iftarda ne yaptığını sorunca, eşinin "Yemek yapacak bir şey yoktu, iftarda yemek yapamadım." demesi üzerine üzülmüş, çocuklarına sarılmış sonra evin bir odasına çekilip, kendisini tavana asmış.
Herhalde bu haberi duyanlar için buruk bir iftar olmuştur. Neyin eksik olduğunu düşünedurduğumuz soframızda yediklerimizin şükrünü sırf sözle yerine getirdiğimizi düşünmüşüzdür.
Bu dramın bu acının nedenlerini saymakla bitiremeyiz herhalde. Sorumluların başına devleti, rejimi, kapitalist sömürü sistemini, yoksulluğu, bireyselleşmeyi, gittikçe tüketim kültürü ile doymayan nefislerimizi, kaybetmeye başladığımız dayanışma, yardımlaşma ibadetimizi, sorumluğumuzu, kalplerimizin katılaşmasını, sorumluklarımızı kurumlara/derneklere havale edişimizi sayabiliriz. Saydıkça uzayan listeye devam ederken acaba kaç insan bu topraklarda iftarında açlığa suyu ile niyet edecek. Süregelen oruçlarını kim bilir kaç ay, kaç yıl devam edecekler.
Haberde ´İnancı sağlam biriydi.´ diyor Hacı Oruç için eşi. Ne kadar zordur onun için bu kararı almak. Acının katlanarak arttığı bir andı onun yaşadıkları. Fakirlikten Allah´a sığınmak bu olsa gerek.
Bir yanda mükellef sofralarla dolu beş yıldızlı otellerde iftarları yapanların iştahını kaçırmak istemeyiz. Akıllı evlerde, camdan yapılan residins adı verilen binalardan etrafı seyredenlerin huzurunu kaçırmak istemeyiz. Kişi başı 7000$ milli gelir ile dünya ekonomileri arasında 17. sıradayız diyenlere karşı, “siz sadece zenginlerin daha çok geliri artması için politika üretenlersiniz”, demek istemeyiz.
İftarlarımız boğazlarımızda münferit bir olay yüzünden düğümlenmesin. Böylesi bir imtihan karşısında acizlik gösterenlere, “Allah Mahkemeyi Kübra’da hesap soracak diyerek”, onun işlediği cana kıymak gibi büyük günahın hezimetini, birbirimize anlatarak, kendimizi ibretlendirelim.
Hepsini yapalım ve içimizi burkan bu haberlerle kalbimizi karartmadan hayata bakalım. Güzel ramazan programları ile gönlümüz huzur dolsun. Hepsi güzelde vicdanlarımız rahat edebilecek mi?
|