“BU KUR AN MÜMİNLERE RAHMET VE ŞİFA OLARAK İNDİRİLMİŞTİR”K.Kerim
Öncelikle Bismillahirrahmanirrahim… Bismillahirrahmanirrahimin arşı ferşe bağladığını bilmek lazım… Yani besmele yeri göğe bağlar. Nasıl bağlar onu işi yapan Rabbül alemiyn bilir. Ama yerde yediğimiz her şeyin gökten inen yağmurla bittiğini bilmeyen yoktur. Benim bildiğim bu kadarcık hakikat benim ömür boyu Kur an okumama, namaz kılmama ve dua dua üstüne yalvarıp yakarmama, hamdetmeme, şükretmeme yeter kendi zaviyemden. Biraz Fethullah Hoca makamında oldu ama ben her tefsiri her hocayı okuduğumdan adamların kullandıkları jargona geçiyorsun. Uslubuna alışıyorsun. Önemli olan hakikati aramak ve anlamak, anlamak için zoru zorlamak olmalı mesleğimiz, meşgalemiz. Yerkürede yaşayan 7 milyar sonradan olma varlık—insan—hep beraber göğe tırmansa ve bir araya gelip uğraşsa bir damla yağmuru, yahut bulutu imal etmeye istitaatlerinin yetmeyeceğini bilmek için benim gibi normalin altında zeka seviyesine sahip olmak yeter.
Hocanın birisi diyor;”Kur an okumak taabbudi”dir. Yani ibadet ediyor Kur’an’ı Kerim okuyan. Ben buna neresine itiraz getirebilirim. Karşı gelmek için Kur an’ın ve ahkamının münkiri olmak gerek. Haşa.. Huzuru kalple okumamı arttırır taabudi fikri. Ama öte yandan popüler, medyatik uğursuz, nursuz ve bereketsiz bir ağız çıkarak anlamadan okunan Kur anlar boş meşgaledir, zaman kaybı, bir ecri olmayan zahmetlerdir vs. türü baltalar vuruyor Kur an mühibbi benim kardeşlerimin Kur an muhabbetine. Adam ilim ehli olmadığından, işinden gücünden fırsat bulduğunda Kur an’ı Kerimle hoş ve kalbini dinlendirecek gıda olan kitabı kerimiyle lezzetli vakit geçiren müminin kalbinin huzurunu kaçırıyor. 28 Şubat tüfeklileri ortadan toz olalı 28 Şubatın çağdaş hocaları da şehvetlerini kaybetmiş vaziyette köşelerinde eski günlerine ve medyatik şöhretlerine tiradlar yakıyorlar herhalde. Nerde o fetvalı başı açık karılarla açık oturumlu dini sohbetli, ateşli tv programları. Hayali cihan değen mevkilere gelme hayalleriyle birlikte buharlaştı hocaları da..
İSLAM DÜŞÜNCESİNDE SAN’AT VE MUHAMMED KUTUP
Bizim köyde, adamın birisi, kuzusunu yayan çoban çocuğa sormuş”Evladım bu dünya da en çok neyi seversin ?” Çoban hiç düşünmeden yanıt vermiş:”Köpek boğuşturmayı severim ağa.”demiş. Şimdi biraz da reklamlara girecek ama biraz da enayi mesleği yani Kayseri kafasına göre parasız meslek olduğu için reklamı da para etmeyecektir reklamımız. Kitap okumayı çocukluğumdan belli severim. Param olmadığı talebelik yıllarında kütüphane ikinci evimdi. Yıkılan “İl Halk Kütüphanesi”. Kayseri’de ne kadar okuyan yazan gözünü yoran kıymetli adam varsa hepisini orada tanıdım o vesileyle. Vefat edenlere Allah CC rahmet eylesin. Kimisini uzaktan, bazılarıyla da tanıştık. En azından göz aşinalığı. Sonradan maaş almaya başlayınca artık kitapları alarak okumaya başladık tefsir, hadis kitapları öncelikli olarak. Ve hamdolsun kitap alma ve okuma aşkı aynen devam ediyor hamdolsun.
Geçenlerde Mehmet Uğurluyla konuşuyorduk. Hocam dün akşam ki falan programa baktınız mı dediler. Hayır dedim. Hocam hayat akıyor, ortalık kaynıyor siz pasifist mesleği olan kitapla uğraşıyorsunuz. İnternet ve medya öncelikli bir dünyada yaşıyoruz türü fikirler serdetti. Burası da ayrı bir konu. Bu fikirde olan birkaç arkadaşa tesadüf ettim ama benim önceliğim her zaman kitaplar oluyor değindiğim itiyadla..
1980’li yıllarda merhum, şehid mütefekkir Seyyid Kutub’un kardeşi Muhammed Kutub’un “İslam Düşüncesinde Sanat”kitabını almıştım ve belkide üç kez okumuştum. Tadı hala damağımda bir kitaptı. Kur’an da tıp, sosyoloji, mantık, felsefe, tarih gibi bütün ilimlerle beraber sanat yönünün olduğunu ve okuyanı zihnen seyahat ettirdiğini anlatıyordu İSLAM DÜŞÜNCESİNDE SANAT kitabı.
Mesela kitap kelimesi geçiyor Kur an da kitabın ne olduğunu bilmeyen var mı diye soruyor kitabında. “CENNATİN TECRİ”diyen bir ayette CENNET’ten bahsettiğini anlamayn var mı? YETİM//YETAMA yı okuyan okuyucu yetim den bahsedildiğini bilir. Zihnen yetimlerin arasına girer şefkati ve maddi yardım yapmayı aklına getirir hayali olarak diyor. KİTAL//KATİL ayetleri geçiyor, SEMA//SEMAVAT. ARZ//VEL ARD kelimeleri. Katilliği caniliği bilmeyen ve öyle bir kelime geçtiğinde cinayetin yıktığı yuvaları sebep olduğu pislikleri anlamayan bir tek fert olur mu 7 milyar Müslüman/ gavurdan?diyor. Sema geçtiği zaman yıldızları ve onların seyrine doyum olmayan cevalanlarını tefekkür etmemek olur mu hiç.. KUBUR//KABİR kelimesi geçtiğinde kabir azabını ve kabre varınca münker nekirin geleceğini ve hesap sorulacağını her mü minin düşünmesi ve hayatına şöyle birazcı çeki düzen vermesi doğal değil mi?
NEFİS//NEFFASAT, ŞEYTAN//ŞEYATİN.. Sözleri geçtiğinde nefsin kötülüklerini cehenneme iletecek fiillerin tetikleyicisi olduğunu anlamayan olur mu. Şeytanın ise insanın baş düşmanı, imtihanın apaçık zorluğu olduğunu zihninden geçirmemek mümkün mü? Kitap 5-6 yüz sayfa ve eşsiz misallerle devam ediyor..
ALLAH CC GEÇERSİZ BAHANELERİ KABUL ETMEZ
Sevgili Peygamberimiz SAV “Bütün bahaneler yalandır –KÜLLİ LAZİMUN BATILUN”buyurmuştur. Kimisinin hisabi –Art niyetle sapıtma amaclı—kimilerininde nefsani—tembellik—iç güdülerle terennüm ettikleri Kur an’ı anlamadan okumak sevap değilmiş paradigmasını hakk ile yeksan eden Muhammed Kutub’un kitabını arkadaşlarıma verdim, kime verdiğimi de unuttum. Kitap elimin altında olsa daha detaylı ve tereddütsüz isbatlarla yüklüydü daha fazla bilgi ve misal verebilirdim. Ama içinde Kur an aşkı ve muhabbeti olanlar içinde bizim acizane hatırlayabildiğimiz bilgi kırıntılarıda kafi herhalde. Kitaplar ezberlenmez malum. Her kitaptan bir fikir alınır teferruatı unutulur. Ramazan ı Şerif gibi çok çok önemli bu mübarek günlerde Kur an bilenlerin Kur ansız vakit geçirmemeleri ve Kur an’ı anlamayı sağlayacak yan ilimlerle beraber özellikle mübarek//mukaddes//mualla kitabımızla aramıza mesafe koymamamız lazım.. Kişi sevdiğiyle her zaman beraber olacaktır günü geldiğinde. En çok neyi sevdiğini söyle, kim olduğunu söyleyim demiş mütefekkir. Kendi kendini muhasebeye çek buyurdu efendimiz, sen muhasebeye çekilmeden. … Ve Kur an ı Kerim okumayı bilimiyorum diyenlere Fethullah Gülen “İrşad Ekseni” kitabında;”Bu din ne kadar sahip çıkarsan o kadar dinindir”diyor.. Dünyanın her şeyini –Faydalı faydasız ilimleri bilip seni yaratan ve yaşatan Rabinin huzuruna Kur ansız çıkmak ne kadar saygısızlık ve küçüklük olduğunu ifadeye benim gücüm yetmez. Allah hidayet ve kalbine şifa versin, en kısa zamanda yalan ve yanlış bahanelerine tevbe nasip etsin. Kur an yoldaşımız olsun efendim…Evde, camide, arabada ve dahi yatakta, işte hayatın her safahatında…