Cumartesi akşam üstü CHP’nin mitingi vardı. Biz de her zaman olduğu gibi her mitingi izlediğimiz gibi Gazeteciler Cemiyeti lokalinden tepeden kalabalığı izliyor ve Kılıçdaroğlu’nun söylediklerini dinliyorduk. Kimileri, CHP’nin önemli bir kalabalık topladığını söylüyordu. Ancak iki şey dikkatimi çekti birisi dışardan, başka illerden, Malatyadan, Sivastan, Niğde’den Kırşehir’den Hacıbektaş’tan, Karaözü’den Sarız’ın köylerinden, Nevşehir’den, Kaman’dan taşımalı insan getirilmiş.
İkincisi meydandaki konuşma sahnesinin çok ileriye alındığını gördük ayrıca bir tır koymuşlardı platform dahada ileriye kaydı birde yandan tır koymuşlar dolayısıyla meydana iyice küçültmüşlerdi. Tam anlamıyla illizyon yapılmıştı. Profesyonelce göz yanıltıyordu. Ama şunu da ifade edeyim ki CHP’de bir kıpırdanış var. Ya da her liderde olduğu gibi Kılıçdaroğlu’nun da ilk senesi, insanlar merak ettiği için izlemey geliyor. Ayrıca şunu da ifade edeyim ki Cumartesi günü CHP’nin mitingine katılanların hepsi de CHP’li değildi. Ak Parti muhaliflerinin büyük bir çoğunluğu Kılıçdaroğlu’nun kalabalığı çok görünsün, daha da önemlisi Ak Partililer CHP’nin mitingini kalabalık görüp paniğe kapılsın diye, kimisi öfkeden, kimisi nefretten, kimisi ebedi kinden, kimisi can havliyle, kimisi bir isyan havasında, kimisi intikam duygusuyla Kılıçdaroğlu’nun mitingine katılmıştı. Başka partilerden çok simalar gördüm. Eski DYP’lilerden, hatta uzun bir dönem DYP İl Başkanlığı yapmış birisini bile mitingde gördüm. MHP’liler gördüm. DSP’liler zaten çoğunluktaydı. Baddalaltından, Gaziosmandan, Boztepe’den Sancaktepeden , insanlar arabalarla getirilmişti, gençler, çocuklar getirilmişti.
Neyse biz kalabalığın niteliğinden ziyade Kılıçdaroğlu’nun nasıl bir politikaya döndüğünden bahsedelim. Kılıçdaroğlu her gittiği yerde olduğu gibi Kayseri’de de fakirlikten bahsetti. Açlıktan yoksulluktan, insanların karın doyuramamasından bahsetti. Tabi Başbakan’a ağır üslupla sallayarak. Gerçekten en kolay iş nedir deseler derim ki muhalefet partisiyken meydanda mitinglerde konuşmak derim. Sağa salla sola salla... Üfür de üfür.... Nasıl olsa iktidar olamayacaksın, bizim iktidarımızda şöyle yapacağız deyiver gitsin. Diyor ki muhterem bizim iktidarımızda asla yoksul kalmayacak. Vay be... ne müthiş bir vaat. Bol keseden atmakla kim ölmüş ki Kılıçdaroğlu ölsün.... Salla Kemal bey salla...Dersimli Kemal Bey, senin iki elinde iki hüner...
Ne ezen ne ezilen hakça bir düzen sloganı ile ve taktığı şapka ile Ecevit olmaya heveslendiği her halinden belliydi. Evet Kılıçdaroğlu hem söylemleri hem de hareketleri ve giysisi ile Ecevit’e benzemek istiyor. 1970’lerin politikasına dönmüş görünüyor CHP. Ama bu kısa vadede faydalıymış gibi görünse de uzun vadede CHP’nin bünyesine uymayacak bir politika. Çünkü CHP’de politika yapanlara baktığımızda büyük bir çoğunluğunun % 90’ının gelir seviyesi yüksek kaymak tabakadan olduklarını görürüz. Hatta yapılan tüm araştırmalarda CHP’ye oy verenlerin de yüzde 90 çoğunluğunun kaymak tabakadan olduğunu görürüz. Zaten CHP oy yüzdesine baktığımızda kıyı kesimler Antalya, izmir, Muğla, Aydın Çanakkale, Mersin, Adana... buralar CHP’nin oy depolarıdır. Hep villalarda, sahillerde yaşayanlar CHP’li.
Ecevit’e benzemeye çalışmanın ikinci bir sıkıntısı daha var. Çağ değişiyor. 21. yüzyıldayız. Türkiye Avrupa birliğine girmek üzere olan bir ülke. Dünyada 16. büyük ekonomi. İletişim ve internette Türkiye müthiş derecede ilerlemiş durumda. Böyle bir çağda gecekondu edebiyatı yapmak, açlık ve susuzluk edebiyatı yapmak biraz enteresan kaçıyor. Hele bunu yapanın CHP olduğunu görünce daha da komik kaçıyor. Hayatı boyunca fakir fukaraya yardım etmemiş, aman asalak yetiştirmeyin diye gürlemiş, hatta aşevlerinin varlığından bile rahatsız olmuş kaymak tabaka CHP şimdi çıkmış açlıktan susuzluktan, yoksulluktan, hakça bir düzenden bahsediyor. Gördük beyler gördük. Sizi de gördük. Oy almak için sloganlar, naralar atanlar, aslında sizin fakir fukara ile hiç işiniz olmaz, hayatta olmamıştır bundan sonra da olamaz.
|