20 Eylül günü ilköğretim ve orta öğretimle birlikte üniversitelerde de öğretim sezonu açıldı. Tüm öğrencilerimize sağlıklı ve başarılı bir ders yılı diliyorum.
Okulların açılması ile birlikte gönlümüz isterdi ki! insan onuruna yakışmayan hiçbir uygulama, hiçbir davranış öğretim hayatında yaşanmasın. Geleceğin mimarı olacak gençlerimiz madden ve manen donanımlı insanlar olarak yetişmenin ve yetiştirilmenin ortamını bulabilsinler.
Üzülerek şahit oluyoruz ki, bu ortamı onlara sağlamak ne yazık ki mümkün olmadı olamadı. Orta öğretimde imam hatip liseleri dışındaki liselerimizin tamamında kız çocuklarımız için baş örtü yasağı ve tüm öğrenciler için istisnalar dışında namaz kılma ve ibadet ortamı sağlamama zulmü eskiden olduğu gibi bu günde devam ediyor.
Üniversitelerimiz de ise ilahiyat fakülteleri dışında ki okullarda başörtü yasağı dayatması ve ibadet yeri temin etmeme yoluyla inanç ve ibadet zulmü acımasızca ve ısrarla devam ediyor ettiriliyor.
28 Şubat 1997 post modern darbesi döneminde zirveye ulaşan bu zulüm, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti hükümeti döneminde Milli Eğitim Baklanlığına bağlı orta öğretim kurumlarında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül döneminde onun atadığı yüksek öğretim kurulu Başkanı Yusuf Ziya Özcan ve üniversite rektörleri döneminde üniversitelerde ısrarla devam ediyor.
Ülkenin Cumhurbaşkanın eşi geçmişte başörtüsü yasağı sebebiyle üniversitede okuyamamıştı. Ülkenin Başbakanı da kızlarını aynı yasak sebebiyle yurt dışında okutmak zorunda kalarak mağdur ve mazlum konumuna düştüler.
Öğretim yılının yeni başladığı şu günlerde, Cumhurbaşkanının atadığı YÖK başkanı ve rektörlerin idaresindeki üniversitelerimizde Müslüman hanım kızlarımız, okullarına başı açtırılıp baş eğdirilerek girmekte , tüm öğrenciler ise namaz vakitlerinde namazlarını ya kazaya bırakmakta ya da en izbe , köhne ve ibadete müsait olmayan yerlerde eda etmek zorunda bırakılıyorlar.
Allah aşkına bu mudur tüm dinlere saygılı devlet anlayışı, bu mudur sosyal devlet ,bu mudur alnı açık, başı dik, dini hür, vicdanı hür, erdemli nesiller yetiştirmek?
Bizler çok şey istemiyoruz. Ülkemizde tüm dinlere saygının yanında, Müslüman gençliğe de saygı istiyoruz. Talebimiz devletin, vergisini veren, doğumla birlikte onun güvencesi altına giren vatandaşına insanca muamele yapmasıdır. Dayatma, zulüm ve baş eğdirme değil.
12 Eylül referandumu ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında yapılan kısmi değişiklik vatandaşlar tarafından % 58 oranda Evet oyu verilerek onaylandı. Bu şekilde dayatmaya vesayete darbeye ve darbecilere hayır diyen bu millete, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı, Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde üniversitelerde yapılan bu zulümlerin hiçbir düzenleme olmadan kaldırılmasını beklemek , hala bu yasağı uygulayan hukuk tanımaz, vicdan yoksulu, zorba ve zalim idarecilerinden, hukuk önünde hesabının sorulmasını beklemek yıllardır bu zulmü yaşayan ve yaşamaya devam eden mazlumların hakkı değil midir?
Olayın mağduru olup, başını açıp okula girmek zorunda bırakılan ve sesini çıkarmayan mazlumlar kadar, bu konuya duyarlı diğer vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşlarının yanında basın, kamuoyu , siyasi partiler,millet vekilleri, üniversite idarecileri, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı nezdinde yapacakları görüşmeler ve lobi çalışmaları ile bu zulmün son bulması konusunda büyük katkılarda bulunabilirler diye düşünüyorum.
|