Geçen hafta İstanbul Üniversitesinde başörtüsü sebebiyle sınıftan çıkarılan bir öğrencinin başvurusu üzerine YÖK genel kurulu aynı Üniversiteye konuyla ilgili bir genelge gönderdi.
Gönderilen genelgede hiçbir öğretim üyesinin sınıfa girmiş olan bir öğrenciyi kıyafeti sebebiyle dışarıya atamayacağı, sadece durumu tutacağı bir tutanakla ilgili Fakültenin bağlı olduğu rektörlüğe bildirebileceği hatırlatılıyor idi.
İlgili genelgeye göre asıl olan işin eğitim ve öğretim olduğu, öğretim üyelerinin görevlerinin eğitimin ve öğretimin devam ettirilmesini sağlamak olup, bunun devamı için de öğrencilerin dışarı atılması değil sınıfta bulundurulması zorunluluğu yorumunun yapılması akla ve mantığa uygun bir durumdur.
YÖK’ün İstanbul üniversitesine gönderdiği bu genelgenin ardında başta bu üniversite olmak üzere, bir çok üniversitede öğrenciler, kapıda ve sınıflarda herhangi bir engellemeyle karşılaşmadan başörtüleriyle sınıflara girip derslerini takip etmeye başladılar.Bu durum tüm Türkiye’de sevinçle karşılandı.Yasağın kalkması yönünde güzel ve umutlu bir hava yakalandı.
Kayseri’mizde de başta Mazlum-der ve Memur-sen yöneticileri olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, Erciyes Üniversitesi rektörlüğünü ziyaret ederek ilgililerle konuyu görüştüler ve kıyafet yasağı uygulamasının sona erdirilmesi yoluyla mağduriyetlerin önlenmesini talep ettiler.
Görüşmeler sonunda YÖK’ün İstanbul Üniversitesine gönderdiği genelgedeki emrin tüm üniversiteler gibi Erciyes Üniversitesi içinde emsal kabul edileceği, artık bu okulumuzda da yasak uygulamasının olmayacağı, öğretim üyelerinin görevinin derslerini anlatmak eğitim ve öğretimin devamını sağlamak olup,başörtü yoklaması gibi bir görevinin olamayacağı anlayışının ahkim olduğu görüldü,sivil toplum kuruluşları da bu anlayışı memnuniyetle karşılayıp kamuoyuna duyurmuşlardı.
Bu uygulamadan duyulan memnuniyetin daha tadına varmadan, üniversitemizden bir fakültede öğretim üyelerimizin bazılarının bir türlü kıyafet kontrol memurluğu anlayışını bırakamayıp başörtüyle sınıfa giren öğrencileri sınıf huzurunda sorguya çektiği, onlara arkanızda kim var?,bu cesareti nereden alıyorsunuz?,bu kıyafetle sınıfa girmek nereden çıktı? diye çıkıştığı,ders anlatmayı bırakıp başörtülü öğrencilerin ellerine boş bir kağıt uzatarak buna söylediklerimi yazın ve imzalayın tarzında emri vaki bir yaklaşımda bulunarak, 20 yaş ve üzerindeki kız öğrencilere sanki bir komutanın emrindeki erlere talimat vermesi edasıyla muamele ettiği haberleri bizlere ulaştı.
Özellikle eğitim fakültesinde görevli olan bu öğretim üyesinin bu tavırları ile başörtülü kız öğrencileri sınıftan çıkmak zorunda bırakarak yasak uygulamakta kararlı gözükmesi, bizleri üniversitemiz, öğrencilerimiz ve öğretim görevliliği adına oldukça rahatsız etti ve düşündürdü.
Bu olayın münferit bir olay olarak kalmasını umuyor, rektörlüğümüzün ve fakülte dekanlığımızın ilgili fakültedeki kabul edilemez bu yaklaşımın bir daha yaşanmaması için konuya yakinen ilgi göstermelerini bekliyoruz.Aksi halde sivil toplum kuruluşları,öğrenciler ve veliler yasak uygulamasının devamı yönünde tavır gösteren okullarımızın önünde ve basın huzurunda yapacakları açıklamalarla bu görevleri kamuoyuna teşhir ederlerse onlar açısından hiçte iyi olmaz diye düşünüyorum.
Malum! Okulun ve öğretim üyelerinin görevi eğitim ve öğretimin devamını sağlamak, sivil toplum kuruluşlarının görevlerinden biri de kişi haklarını savunmaktır.
Gençlerimizin baş eğdirilip korkutularak statükonun emir kulu değil, Allah’ın kulu ve bilinçli, erdemli, donanımlı bir vatandaş olarak yetiştirilmesi için eğitmek ve öğretmek okulların da görevidir.