Kurban yakınlaşmak demektir, itikaden Allah’a yakın olmak manasına gelir. Yani Allah’a yakınlaşmak, yaklaşmak için yapılan bir ibadettir. Onun içindir ki halk arasında kurban kelimesi zaman zaman yakınlaşmak anlamında kullanılır. Örneğin bazı yörelerde canım, ciğerim, kardeşim anlamında “he gurban” diye hitabedilir. Kurban ve gurban şarkılara, şiirlere, atasözlerine girmiştir.” Kurbanın olayım, kurban olduğum, gurban olurum sana” gibi deyimlere sık sık rastlarız. Karşıdaki kişiye samimiyetimizi bildirmek, onu övmek ve ona yakınlaşmak için kullanılan bu sözcüklerin tamamı kurban ibadetinden girmiştir. Kurban Allah’a yakınlaşmak, onu övmek ve ona tazim ve hürmette bulunmak için yapılan bir ibadettir. Tabi ki sosyal yönü itibariyle apayrı bir anlam taşımaktadır. Kurban fakirlere yakınlaşmak anlamına da gelir. Kurban Bayramlarında kesilen kurbanların yoksullara dağıtılması, kurban kesemeyenlere pay edilmesi, hatta günümüzde fakirlere, yoksullara, kimsesizlere, doğal afetlere maruz kalanlara bağışlanan kurbanlar bu dini bayramımıza apayrı bir anlam kazandırmaktadır. Kurban bayramı sosyal yardımlaşmanın ve dayanışmanın had safhaya çıktığı bir gündür. Ulaşımın, iletişimin ve teknolojinin geliştiği günümüzde bu sosyal yardımlaşma daha da geniş kesimleri kapsamaya başlamıştır. Geçmişte kurban kesenler kesemeyenlere pay dağıtırken sadece kendi taraf ve etrafındakileri gözetebilirken bugün Pakistan’dan Afrika’ya, Kosova’dan Endonezya’ya kadar tüm dünya ülkelerindeki fakirlere, yoksullara, açlık ve yokluk çekenlere kurbanlar ulaştırılmakta, bunun için dernekler, hayır kurumları kurulmaktadır. İHH dediğimiz İnsani Yardım kurumu, bu Kurban Bayramında tam 123 ülkeye kurbanları ulaştırma kapasitesine erişebilmiştir. Kimse Yok mu derneği, Kızılay Verenel gibi dernekler de hem yurt içinde hem de dünyanın her yerinde Müslümanların yardımlaşmasına ve dayanışmasına aracılık yapan kurumlar halinde kendilerini göstermektedirler.
Eski bayramlar mı iyiydi şimdiki bayramlar mı? Diye bir soru sorulur sürekli. Ve insanlar eski bayramlara özlem duyar, eski bayramlar nerede? Diye bir iç geçirir. Oysa ben şimdiki bayramların daha iyi olduğunu düşünenlerdenim. Çünkü insanlıkla beraber bayramlar da tekamüllü bir şekilde ilerliyor. Yani gelişerek değişiyor. Geçmiş bayramlarda diyelim ki Kurban bayramında bayram namazından sonra herkes(kurban kesebilenler) bahçelerinde ya da tarlalarda hayvanları yatırıp keserlerdi. Sonra da tabiri caizse konu komşu birleri ile bayramlaşır ve bayram biterdi. Şimdi kurbanlar daha hijyenik ve daha düzenli yerlerde kesiliyor. Mezbahalarda, besi ahırlarının önlerinde. İnsanlar gidiyor kesilen hayvanın etlerini alıp arabalarla evlerine dönüyorlar. Sadece konu komşu ve büyüklerle bayramlaşmakla kalmıyorlar ta uzaklara internetle görüntülü telefonlarla görüşüyor, bayramlaşıyorlar. Etler artık kokmuyor, çöpler bir hafta boyunca koku salmıyor. Hayvan böğürtüleri artık duyulmuyor. Çocuklar hayvanların boğazlanmasını seyretmiyor. Hali vakti yerinde olanlar bayramlaşmaları tamamladıktan sonra pikniklere, hatta uzak tatillere gidebiliyor, hane halkına değişiklik yaşatabiliyor, bayramları daha farklı alanlarla detaylandırıyorlar. Ben inanıyorum ki yıllar ilerledikçe ve insanların ekonomik durumları geliştikçe bayramlar daha da bir anlam kazanacak. Belki bir aile kurban bayramını Pakistanda geçirmek isteyecek, bir diğeri Nijerya’da. Hem oradaki yoksullara yardım etmiş olacak hem değişik ülkeleri tanımış çocuklarının ufkunu açmış olacak.
Ben bu vesileyle tüm okuyucuların ve tüm hemşehrilerimizin mübarek Kurban Bayramını tebrik ediyor, hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Sağlıcakla.