“Onları daima temel ve alık tut.” Bu biraz kibarca oldu.
“Onları daima basit ve aptal tut.” Başlıkta yazan sözün Türkçe karşılığı tam manası ile bu şekilde.” Onları daima basit ve aptal tut.
Bu sözü söyleyen işe yaramaz aşağılık diye tabir edeceğimiz birisi değil. Kendini millete düşman olarak tanıtan bir adamda değil. Halka düşmanlığı kendine vazife bilen birisi de değil. Bu sözün sahibinin kim olduğunu duyunca şaşıracaksınız: Dünyaca ünlü uluslar arası reklam şirketi “DDB’nin CEO’suna ait bir sözdür. Uygulamaları içinde, doğru olduğu gün gibi ortaya çıkmıştır.
Popüler kültürsüzlüğün varlık göstermeye başladığı yıllardan itibaren değerlerinden arınmış insan yetiştirme çabası gerçekleşmeliydi. Yoksa milletleri koruyan geleneksel değerler, değersizleşmenin önünde, ciddi bir kalkan vazifesi yapıyordu. En başta geleneksel olanla savaş başladı.
Ortaçağdan kalma geri kafalığın unsuru olan varlığı artık sırtınızda taşımayın. Demokrasinin ve liberalizmin size verdiği serbestliğin içinde varlığınızı ortaya koyun. Millet ne der lafını bırakıp, kendi hayatınızı en güzel bir şekilde yaşayın. Amerikalı gibi olmak ne kadar güzel bir değer. Onlar hem vicdanlarında inançlarını yaşıyor hem de yeryüzünün bütün güzelliklerinden ve varlığından azami istifade ediyor…
Buna benzer toplum belleğine yerleştirilen ilkel ve basit laflar Hangi çağda yaşıyoruz gibisinden bir ilkelliği de beraberinde getirerek resmi ve gayri resmi bir eğitim algısı ile toplumlara servis edilmiştir.
Yaşı o kadar ilerlemesine rağmen hâlâ evrimini tamamlayamamış yâda tekâmül yolunda ilerleyememiş insanların çocukça duygularla yaşaması mümkün olmadan tüketim kölesi yapmak mümkün değildir. Tüketime, oy vermeye, modayı takip etmeye, ulusal şarkıların peşinden koşturmaya toplumları sürüklemek, onları ancak basit ve aptal kılmak mümkün olduğunu toplum bilimciler çok iyi biliyor.
Aptallaşmış ve basitleşmiş yığınlar; kendilerini tüketimle, oy vermeyle, modayı takiple, ulusal şarkıların peşinden koşmayla, kendini tatmin edip, toplum nazarında değer kazandığını hisseder. Toplumun bilinçaltına tekrar tekrar verilen telkin toplum bireylerinin tüketim ve sürü mantığı içinde özgür ve değerli olduğu yalanını da işler.
İnsanların dünyasında tahakküm kurarak büyüyen tüketim ve modernizm algısının beslendiği yegâne kaynak basitleştirme ve aptallaştırma sayesinde mümkün olabilir. Reklamlar bu amacın medyanın yegâne can damarıdır.
Kapitalizm diğer ismiyle üretim ve tüketim kültürsüzlüğünün potasında eriyen insan kendine ait nesnelerin olmadığı yerde kendi değersiz hisseder. İnsanın kendini değerli hissetmesinin tek yolu tüketimin yılmaz bir müşterisi olup yeni çıkan modaya uymak mutlu olma vesilesi olur. Aslında “onun var benim niye yok”, çocukça duygusunu üzerinden atamayan insan nesnelerin kendisine ait olmadığı yerde kendini değersiz hissetmeye başlar.
Türkiye’nin içinde yaşayan bir fert laik, şeriatçı, milliyetçi, sosyalist, kemalist; AKP’li, CHP’li, MHP’li diye tanımla içinde kendini tanımlasa bile olsa, algılayış ve davranış olarak birbirinden ayrılmayan bir insan yığınları halinde tutulması için akıl tutulmasının sürekli canlı tutulmasının tek yolu medya bombardımanından geçiyor.