Yıllardır söylediğim bir söz var.
Keşke bir fırsat verilse de bir günlüğüne herkes öğretmenlik yapsa.
Bir günde olsa, bu meslek insana onur verir, gurur verir.
Kimine göre boş bir meslek olabilir.
Kimine göre de zor bir meslek olabilir.
Bir başka söylemle, “uğraşamam elin çocuğuyla” da olabilir.
Ama unutmayalım ki uğraş verilen elin çocuğu değil, bizim çocuklarımızdır.
Geleceğimizdir.
Umudumuzdur.
Yarınımızdır.
Öğretmenlikle ilgili çok söz duymuşunuzdur.
Kimilerine göre en geçerli meslek.
Kimilerine göre en kutsal meslek.
Kimilerine göre ise çekilmez bir meslek.
Kimilerine göre de yalanı dolanı olmayan en temiz meslek.
Kimilerine göre ise öğretmenlik; hırsızlığı, çalması, çırpması olmayan asaletli bir meslek.
Eskiden küçük çocuklara ileride ne olacaksın sorusu sorulduğunda, doktor, polis ve öğretmen diye telaffuz ederlerdi.
Şimdi ki çocuklardan öğretmenlik mesleğini duymak çok zor.
Neden zor?
Sormak gerek birilerine.
Uzaklara gitmeye gerek yok, sormak gerek öğretmenlere.
Yokluğu çeken öğretmenlere sormak gerek.
Sormak gerek, neden mesleğiniz geri planlara düşüyor diye.
Sormak gerek, mesleği bu duruma düşürenlere.
Sormak gerek birkaç günde dünyaları kazananlara.
Sormak gerek gece aç yatıp, sabah zengin kalkanlara.
Sormak gerek herkese.
Neden?
Niçin?
Öğretmenlik mesleği değer yitiriyor diye.
Geçenlerde buz gibi soğuk bir haber düştü yayın organlarına.
Alışmıştık gittikçe sıcaklaşan siyasi haberlere.
Bu haber bir başkaydı.
Kalabalık bir yerde oturuyorduk.
Herkes suskunluğa büründü.
Pür dikkat dinlendi bu haber.
Sanki sunucu bir başka sunuyordu bu haberi.
Duygu yüklüydü haberi okurken.
“Çorluda sıkıntı çeken Öğretmen Ahmet Fazıl Elçi hamallık yaparken kalp krizi geçirip yaşamını yitirmiştir.” derken boğazı düğümleniyordu, oldukça zorlandı haberi okurken.
Öğretmen Ahmet Fazıl Elçi Çorlu Atatürk Çok Programlı Lise de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olarak görev yaparken, maaş yetmezliğinden, ek iş olarak gittiği hamallıkta yaşamını yitirmiştir.
Öğretmen Ahmet Fazıl Bey zorda olduğu için gitmiştir, 40 liranın peşine.
Gururu bir kenara bırakıp, ekmeğe ihtiyacı olduğu için gitmişti.
Nerden bilirdi Öğretmenim, o an yaşamının biteceğini?
Bilseydi ailesi açlığa, yokluğa bin kez daha yutkunarak dayanmaz mıydı?
Ahmet Fazıl Öğretmen ailesini ve sevdiklerini acılar içinde bırakıp gitti.
Oysa dün kürsüde dimdik mesleğinin gereğini yerine getirmenin gayreti içerisindeydi.
Alacağı maaşı düşünmeden mesleğini icra ediyordu.
Meslekte para az demeden bildiklerini usanmadan anlatıyordu.
İstiyordu ki çocuklar en iyi şekilde yetişsin.
İstiyordu ki gençler yarına en iyi şekilde hazır olsun.
İstiyordu ki ülke eğitimde başarıyı yakalasın.
Öğretmenim Sen en doğrusunu, en başarılı şekilde yaptın.
Şimdi söz bir başkasında!
Artık bizde istiyoruz ki öğretmenlerimizin gerçek sorunlarıyla yakından ilgilenilsin.
Artık bizde istiyoruz öğretmenlerimize verilmesi gereken gerçek değer verilsin.