Özgür olmak beraberinde insana fedakârlığı ve sorumluluğu getiren, insanı basit ve sufli olandan uzaklaştırarak yücelten kutsal bir değerdir.
Özgürlüğe susamış insanlar için en kötü durum, onları nesne yerine koyarak, sadece onların hakkında yargılar verilmesine çalışmaktır. Anlamsız kurallar çerçevesini sürekli hatırlatma ve dayatma biçiminde sunulması ve koyulan kurallara hiçbir eleştiri, soru ve öneri getirmeden uyulmasını istemek özgür insanların kabullenmekte çok zorlandığı bir gerçek haline gelecektir.
Özgür insan, özne insan olmanın gereğini bilir. Yaptıklarının doğruluğuna ve yanlışlığına kendisi karar verir. Yapmış olduğu bir kabahat, suç, hata karşısında gereken sorumluluğun kendisine ait olduğunu bilerek, açık bir itiraf içine girer.
İlk özgür insanın kim olduğunu soranlara ilk peygamber, ilk insan, ilk atamız desek yerinde olur. Özgürlük insan ruhu yaratıldığı anda insana sunulan yegâne kutsal değerdir. İlk insana secde ederken melekler, özlerinde kabullenemedikleri bir durumla, yüzleşmişlerdi.
Meleklerin, okyanusların, dağların, güneşin ve ayın kaldırmaktan yüz çevirdiği Allah’ın emanetini insan omuzlanınca onun ne büyük bir yüceliği, insanın yaşattığını melekler daha sonra fark eder.
Melekleri şaşırtan bir olay olur. Sanki haklı çıkmış gibilerdir. Âdem işlediği fiilden dolayı, yeryüzüne indirilmiş. Havva’dan ayrı düşmüş. Gökyüzüne başını kaldıramamış. Âdem’in gözyaşlarından gül ağaçları sulanmış.
Rabbim ben nefsime(benliğime) zulmettim. Sen bizi uyardığın halde, ben seni dinlemeden özgürlüğü terk edip serbestliği seçerek nefsime zulmettim. İster adaletinle yargıla, istersen merhametinle bağışla. Yaptığım suç, hata, kabahat, yanlış hareket karşısında başımı kaldırıp senin asumanına bakacak yüzüm yok.
Âdem atamız beni kör şeytan kandırdı diyemez miydi? Havva hanımın yaptığını gördüm, ben de aynısını yaptım diyemez miydi? Hiçbirini demedi. Benim hatamdır sonucuna katlanmasını da bilmem gerekir. Rabbim adaletinle beni yargılamak yâda merhametinle bağışlamak senin hakkındır. Ben işlediğim fiilin neticesine katlanacağım.
Allah’a karşı tevbe etmeyi başaranlar, kendilerine itiraflarını yapıp özgür ruhla Rablerinin karşısına çıkma onurunu gösterenlerdir. Onlarda Arafat Dağında ilk yüceliklerinin karşılığı olan onurlu bir özgürlükle bağışlanmayı hak etmişlerdir.
İsrailoğulları Filistin’e girerken Rabbim bizi gözet adıyla dua etmeleri öğütlenmesine rağmen; Rabbim bizi güt biçiminde sözleri söyledikleri anda Yahudiliğe dönüşen bir hali, tarihin içinde, kitabın sözlerinden öğreniyoruz.