Kayseri’de son yıllarda yapılan en büyük ve en geniş kapsamlı operasyonu kuşkusuz Şeker operasyonudur. Bu operasyonu birkaç yönden ele almakta fayda var.
Birincisi şudur ki bu operasyon gösterdi ki dokunulamayacak hiç kimse yok. Bu adama dokunamazlar, falanca kuruma dokunamazlar,üstü örtülür, kapatılır, mümkün değildir sözlerinin boş laftan ibaret olduğu ortaya çıktı. Gerektiğinde herkese dokunulabilir. Hem de ucu nereye kadar giderse gitsin. Kimlere dokunulmadı ki şöyle bir bakın. Ak Parti kurucusu Nevzat Yalçıntaş’ın oğlu İstanbul Sanayi odası Başkanı tutuklanmadı mı? Eskişehir emniyet Müdürü, Kayseri’nin eski emniyet müdürü Ankara Emniyet Müdürü iken tutuklanmadı mı? Emniyet Genel Müdür Yardımcıları tutuklanmadı mı? Valiler açığa alınmadı mı? Türkiye genelinde bazı Ak Parti il başkanları, bazı ilçe belediye başkanları gözaltına alınmadı mı? Demek ki herkese dokunulabiliyor. Başsavcılar gözaltına alınmadı mı, generaller alınmadı mı?
Şeker operasyonunun ikinci bir değerlendirmesi beklenen bir operasyon olmasıdır. Yani göz göre göre gelmiştir denilir ya! Hatırlayalım yaygın medyada geçtiğimiz aylarda önemli iddialar yayınlandı, çok çeşitli gazete, dergi, internet sitesi ve televizyonların haber programlarında uzun uzun verildi bu haberler. Öte yandan şekerin her genel kurulu olaylı geçiyordu, kavgalar, tehditler birbirini kovalıyordu. Hele bir yönetimi devirme girişimi vardı ki enteresan bir şekilde bastırılmıştı. Bu bastırma girişiminde kimler hangi rolü oynadı zaten kamuoyunun bilgisi dahilindeydi.Bu operasyonun bir gün bir şekilde olması bekleniyordu. Er ya da geç. Er mi oldu geç mi oldu bu konu zaten tartışılıyor.
Üçüncü bir değerlendirme aşırı zenginleşme ve lüks hayatlar ile fabrikanın borçları konusunda yapılabilir. Fabrikada işçiler beş kez geçen ikramiyelerini bile alamamışken bazı aşırı zenginleme ve lüks hayatlar gözden kaçmıyordu. El kesesinden ağalıklar ayyuka çıkmış, şatolar, villalar, yalılar lüks otomobiller herkesin dikkatini çekiyordu. Tabi ki devletin de gözünden kaçmıyordu. İhaleler kimlere veriliyordu nasıl veriliyordu, fabrika zarar mı ediyordu
Bir başka boyut Ergenekon meselesi. Şeker operasyonunun Ergenekon bağlantısı olacağını hiç zannetmiyorum. Olayın büyük mecrası parasal görünüyor Tabi olay yargıda. Yargıdaki bir olayla ilgili yorumlar yapmak gazeteciyi sıkıntıya sokuyor. Yüzlerce örnekleri var. Yarın ertesi gün yargılamayı etkiledi denilerek, soruşturmanın gizliliğini ihlal etti diyerek sıkıntıya girmek de var işin içinde. Bu nedenle fazla bir şey yazmak mümkün olmuyor.
Bir diğer konu bundan sonra ne olacak? Kayyum atanmasından bahsediliyor. Yeni yasada yöneticileri tutuklu olan şirket ve kooperatife kayyum atanıyor ibaresinin gereği kayyum atanacak mı? Tabi bu arada karşı bir hamle gelmiş durumda. Özışık ve Matur cezaevindeyken görevlerinden istifa ettiler yerine yeni yönetim kurulu üyesi atandı. Bu bir kayyumu önleme girişimi midir? Yani şöyle oluyor? Hani kardeşim Şeker’in yönetiminde olup da tutuklu olan kimse yok? Hangi gerekçe ile kayyum atanacak? Hamlesi… Tabi bu son girişim karşısında Kayyum atanmasını isteyenler nasıl bir tepki verecek ya da nasıl bir yol izleyecek merak konusu….. …