…YENİ ŞAFAKIN “BİLGİLENDİRME TOPLANTISI” LARININ 3.CÜSÜ KAYSERİ’DE YAPILDI.TOPLANTIDAN NOTLAR..
“EY İMAN EDENLER! TEKRAR TEKRAR İMAN EDİN—Ya eyyühelleziyne amenü aminu”K.Kerim
MÜSİSAD’ın “Anadolu Sermayesi;Yükselen Değerler ve Yeni Türkiye” konferansı..Hafif yağmurlu ve istasyon caddesinde yürümenin en keyifli olduğu meteorolojik 1 Kayseri günü. Devlet Tiyatrosuna girdim. Toplantı MÜSİD tarafından organize edildiğinden olacak girenlerden imza ve belki meslek bilgileri kaydediliyordu..Orasını geçtim. Gittim dinlemenin ve görmenin en müsait olacağını tahmin ettiğim bir yere oturdum ve beklemeye başladık.
Az sonra gazetecilik öğrencisi bizim Yasin’le oturuyorduk ki tam yanımıza Hakan Albayrak geldi ve milletle sarmaş dolaş oldu adeta..Toplantıları sürekli takip etme alışkanlığıyla çaktım ki toplantının aşırı kalabalık olma nedeni yazar Hakan Albayrak’tı.
Çünkü katılanlardan önemli bir yekün sanayi ticaret vs ile alakası olmayan benim gibi züğürt ama okuyan, düşünen ve küresel adaletsizliğe ve insanlık trajedilerine üzülen, çıkış için kafa yoran her türlü sosyal ekonomik imkansızlığa rağmen fikir ve çabadan vazgeçmeyen kitapçılardan vb yerlerden tanıdığımız simalardı ve amaçları yazarlarıyla buluşmak azıcık yakın olmaktı yazılarını zevkle okudukları Yeni Şafak yazarıyla...
Hemen fırsatı değerlendirdik ve bizde tanıştık. Hakan beyle beni Yasin çekti, ben de Yasin’i sayın yazarla çektim ve bir nevi umduğumuzdan kolay bir avantaj yakaladık. Ve konferans başladı.
Ömer Cihad Vardar, Mustafa Kaplan(kosgeb bşk) Prof. Dr. Süleyman Yaşar’ ve Yeni Şafak gazetesi yazarlarından Hakan Albayrak’ın ın konuşmacı olarak katıldığı ve Anadolu sermayesi ile İstanbul sermayesi tabir edilen iki grup arasında kıyas ve farklılıkların sık sık vurgulandığı konuşmalar ekonomi ve iktisat ıstılahları içerdiğinden iş adamı olmayanların hayli uykusunu getirdi..
Sıra Hakan Albayrak’a gelince hep beraber uyandık ve salona heyecan geldi..Açık oturumun moderatörü olan zatta bu duruma ironik bir ifadeyle temas etti toplantıda..Ama MÜSİAD’a ve Türkiye çapında halkla toplantılar yaparak bir araya gelme toplantılarının 3. sü olarak açıklayan ve asıl tertipleyici olan Yeni Şafak gazetesine toplantının sonunda önemli açıklamalar yapan Yusuf Ziya Cömert beye böyle güzel bir toplantı yaptıkları için teşekkür edelim ve toplantıdan konuşmalara kısa kısa değinelim…
HAKAN ALBAYRAK:ONE MİNUTE ve MAVİ MARMARA ASIRLIK PSİKOLOJİK ENGELİ YIKTI ve KARDEŞLİK YENİDEN KURULDU
Öğretmen öğrencilerine fil ve yılanı çalışın diye ders vermiş. Talebenin biri gece yılana çalışmış ve uykusu geldiği için file çalışamaz. Okula gidince tesadüfen tahtaya kaldırır öğretmen ve fili anlat der.
Talebe hocam fil çok büyük bir hayvandır kocaman bir hortumu vardır ve o hortumu yılana benzer diyerek başlamış ve gece çalıştığı yılanı anlatmış fili es geçip, diyerek giriş yaptığı konuşmasında yazar albayrak ekonomik ve iktisadi konulardan ve rakamsal argümanlardan sıkılan ekomiyle alakasız kişilere halk deyimiyle yenir yutulur şeyler söylemedi adeta…
1918 yılında dünyada, yeryüzünde bir tek bağımsız İslam ülkesinin kalmadığı tarihtir. İttifak yapılacak, destek alınacak veya destek verilecek tek Müslüman ülke yok artık Osmanlı’nın mağlubiyetiyle hepsi sömürgeleşmişti Müslümanlar.Bu şartlar altında İstanbul’da toplantı üzerine toplantı yapan devletin paşaları iki şık üzerinde konuşuyorlardı çaresizlikle..1 –İngiliz himayesinde manda 2- Kurtuluş savaşı verelim ama yok olmayacak şekilde verelim ona göre bir müttefik bulalım..Çünkü artık müttefik olunacak kimse de yoktu
Eski generallerden Muhsin Batur şunu söylemişti bir konuşmasında verdiği demeçte;”O tarihlerde Türkiye Batıyla rövanşa hazır ve muktedir olmadığı için laiklik kabul edildi. Başka bir din inanç arayışı yahut İslam dinini istememekten değil. Hrıstıyan, haçlı Batı dünyası 1400 yıllık bütün kin ve hıncıyla üzerimize geldiği ve her türlü teknolojik üstünlüğe sahip olduğundan daha fazla hışmını çekmemek ve vatanı milleti tamamen tahrip etmemek ve zayiatı en aza indirgemek için yapıldı tüm anlaşmalar ve devrimler. Yani yeni bir din arayışı falan yok çaresizlik var istiklal savaşını Lozan’ı ve yapılan ıslahatların tamamı vahşi bir teknoloji ve Batılı Hrıstıyan haçlı hıncını karşımıza almamak içindir”demişti eski general..
Lübnan’a gitmiştim. Yazar ve gazetecileri sordu durum nasıl? One minute ve Mavi Marmara yüz yıllık Araplar arkadan vurdu fitnesini birkaç saniyede yerle bir etti. İslam kardeşliği, ümmet şuuru tekrar nüksetti hamdolsun dedim. Aramıza psikolojik bir düşmanlık duvarı örülmüştü emperyalist İngilizler ve Batılı Hrıstıyanlar tarafından yüz yıldır bu düşmanlık duvarının kalkmasını önlediler ama one minute ve Mavi Marmarayla kaderi ilahi düşmanlığı bitirdi bence dedim..
Şama gittik. Yanımda Hüsnü mahli..Şamdaki dondurmacı Tayip ERDOĞAN’ı alkışlıyor ve slogan atıyor Arapça. Sonsuz ve samimi sevgi tezahüründe bulunuyor Erdoğana. Hüsnü Mahli yakaşıyor ve soruyor Şamlı dondurmacıya;”Erdoğan’dan ne fayda gördün yahut ne gibi bir fayda umuyorsunda bu kadar seviyorsun diye sorunca dondurmacı;”Eskiden dondurma makinemin bir parçası bozulsa taa İtalya’dan getirmem gerekiyordu. Şimdi dondurma makinem bozulunca atlıyorum iki saatte Gaziantep’ten alıp geliyorum parçayı. Daha da olmazsa ustayı da getiriyorum takıp gidiyor Allah razı olsun Erdoğan’dan diyor diyerek dünyanın her tarafından misaller veren Hakan Albayrak artık sömürge ülkelerinin de uyandığını gittiği ve konuştuğu sömürge yönetimlerinden verdiği misallerle anlattı tiyatro salonunu adeta salladı. Bundan sonra öyle rahat sömürmek yok ve arzın insan yaşayan her yerinde ekonomik, fikir ve din rekabeti vardır. Dünyanın her yerine gitmemiz lazım dedi.kısaca..İlk zamanalar eksiklikler yetersizlik ve de yanlış şeyler olabilir ama uzun vadede alışır büyük ve yararlı işler başarırız dedi..Açılmak, büyümek ve gelişmek için cesaret şart kabuğuna kapalı bir Türkiye’nin küresel çapta söz sahibi olması mümkün değil dedi.
ÜLKE ÇAPINDA 32 ŞUBESİYLE MÜSİAD
Anadolu Sermayesinin konuşulduğu toplantıda konuşan Ömer Cihad Vardar böyle bir toplantının Kayseri gibi orta Anadolunun örnek bir şehrinde yapılması önemlidir dedi. Kayseri sanayisi Anadolu sermayesine örneklik ve önderlik teşkil ediyor. Artık ne sınır kaldı ne de hudut devasa rekabet gerçeğiyle karşı karşıyayız.
Girişimci olmak, değişimi kavramak ve dünyadaki gelişmelere ayak uydurabilmek esastır. Anadolu insanında bu kabiliyet fazlasıyla mevcuttur. 1980 Sonrası ülkemiz ekonomisine bakıldığında MÜSİAD’ın ülke jeoekonomiğinde önemli hatta başta gelen aktör olduğunu görüyoruz.
80 li yıllara kadar ülkemizin milli sanayi ve ticaret politikası yoktu. Soğuk savaşın biterek Berlin duvarının yıkılmasıyla girişimcilik ve ihracatçılık uyandı. O konularda da öncülüğü MÜSİAD olarak biz yaptık ülke ihracatcısı ve girişimcilerine.
90 lı yıllarda Anadolu sermayesinin uyanması İstanbul dükalığı denilen sermaye kesimini rahatsız etti ve Anadoludaki kurumlara baskıya başlandı..Sizin oturun oturduğunuz yerde ve bizim Anadoludaki bayiliğimizi yapın dendi dolaylı şekilde..Yanına askeri vesayeti de alarak baskı yapıldı Anadolu sermayesine değişik bahanelerle ama yılmadık geliştik ve bugün dünyanın 100 ülkesine birden ihracat ve yatırım yapan Anadolu sermayesinden üyelerimiz vardır”dedi..Diğer MÜSİAD’cı Prof ve katılımcılarda bu minvalde bilgi ve belgelerle dinleyicileri bilgilendirdikleri toplantı, Yeni Şafak gazetesi ile ilgili bir soruya yanıt veren Yusuf Ziya Cömert’in konuşmasıyla sona erdi…