TARİKATIN TİYATRO İLE ESTETİK KAZANMASI ….İKTİBAS DERGİSİNİN “HZ. PEYGAMBER “sav” DE YÖNETİCİLİK KONFERANSI
BİZİM SÖZÜMÜZÜ BİZİM GİBİLERE SÖYLEYİNİZ. YOKSA KAFİR YAPARSINIZ ..Şahı Nakşibend K.S –Allah CC sırrını takdis etsin—
Camimizde tanıştığım, İstanbul’da doktorluk yapan ağabeymin oğlu Yasin’in hocası olan Erol ağabeyim İhsan hocam tiyatro da bir piyes var bizim sufiler tertipledi hem seyrederiz hem haber yaparsın dedi ve saati gelince tiyatroya gittik ve buluşarak içeri girdik.
Ordaki organize eden yetkililere bu İhsan hocam gazeteyle alakalı köşe yazarı resim çekecek ve haber yapacak diyince.. Mübareklerin emri, resim çekmek ve haber yapmaya müsaade edilmiyor dediler. Olsun dedik ve içeri girdik. Gösteri başlamadan çıkan konuşmacı cep telefonlarının kapatılmasını ve hiçbir şekilde alkışlanmamasını vs. Şartlarını uzun uzun izah etti kesinlikle cep telefonuyla resim çekmek yasak dedi..
Ben tarikat ve tasavvufun temel kitaplarını, Kuşeyri Risalesi, Avariful Mearif ve Nefahatül Üns gibi klasikler dahil ortalıkta tarikat ve tarikatçı diye tedavülde gezen zevatın en ufaklarına kadar 10-15 yıl dünya klasikleri romanlarla tarikat—tasvvuflarını okuduğumdan şaşırmadım.. Çünkü yazının girişine aldığımız “Bizim sözümüzü bizim gibilere anlatın”veli sözünün ne kadar isabetli olduğunu, asırlar sonra da olsa geçerliliğini ve kerametini koruduğunu oyun başlayınca anladım ve o mübarek sözü kafam dank etti.. Öğleden sonra, hatta akşamdan sonra olmasına rağmen..
“KEŞKE YAPMASAYDIM” OYUNUNDAN: MÜRŞİD-İ KAMİLSİZ OLMAZ KURBAN
Kamyonetini ve tezgahı ile hanımının mücevherlerini kumarda kaybeden bir delikanlı ile amca oğlu bir yakınlarının mücevherlerini çalmak için başka bir vilayete otostop yaparak giderken tesadüfen bindikleri sufilerin arabasına alınmalarıyla başlayan şaşırtıcı oldukça komik—hatta gülmekten karnım ağrımıştı-olaylar ve karşılıklı diyaloglar serisinden oluşan tiyatroda kadim sorulara basitleştirilerek, hatta bir kumarbazın ve yanındaki sıradan bir gencin anlayacağı kıvamda cevaplarla izah edilmesi bizim de eski bilgilerimizi hatta bilmediğimiz kolay izah tarzı edinmemizi sağladı ..Allah razı olsun gençlerden.. Olayı şu şekilde izah etti çay taşıyan, su ikram eden, yatak serip kaldıran rutin dışı doktor bey …
Sultan, mürşid bunlar ney ki diye soran kumarbaza.. Efendim diyor mürşid doğru yolu bilen ve bilmekle kalmayarak insanalara hakikati gösterendir diyor doktorumuz.. Merakı kabaran genç üsteliyor.. Anlatanı anladımda hakikati gösteren nasıl oluyor diye üsteleyince ..
Bak ben doktorum. Tıp fakültesinde bir sürü ders kitabı okudum ama pek çok şeyi kitaptan öğrenemedim. Uzman doktorlar yani hocalarımla psikiatri hastalarının ve diğer hastaların tedavisine iştirak ederek stresin, psikolojik hastalıkların nasıl olduklarını ve tedavilerinin nasıl olması gerektiğini uzman hocalarım sayesinde öğrendim de doktor oldum..
Dini konular ve Allah’a giden yolda kalp zikir olaylarının da ehil önderlerden gerçek din alimlerinden öğrenilmesidir mürşidi kamil, diyerek tarih boyunca sorulan tasavvuf mensuplarıyla karşı olanlar arasındaki kadim soruna doktor diliyle çok güzel bir cevap verdi ve piyes o minvalde gelişti..Eşsiz bir şey oldu.. Mostar gençlik diye bir gençlik grubu tarafından organize edilen piyes profesyonel diye medyadan göre göre bıktıklarımıza taş çıkartacak mükemmellikteydi kısaca…Çok çok teşekkür Mostar Gençlik..Devamını bekleriz..
İKTİBAS DERGİSİ KONFERANSI: HZ. PEYGAMBER sav DE YÖNETİCİLİK
Melikgazi Belediyesi tiyatro salonunda tertiplenen konferansın konuşmacısı doç.dr. Ahmet Özer çok güzel bir programa imza attı…”Batılıların Hz.Muhammed’in peygamberliğini anlamakta zorlanmalarının sebebi onlar ruhban birini yani yemeyen içmeyen ruhani birini bekliyorlar, anlıyorlar peygamber diyince. Peygamber efendimize de Mekke putperestleri bizim gibi yiyor-içiyor çarşıda gezip tozuyor bunun bizden farkı yok ki diye itiraz etmediler mi..O bir melek olmalı değil mi.. Oyle olsaydı o zaman biat ederdik dediler..
Bazı batılı müsteşrikler, Muhammed Mekkedeyken nazik bir irşadcıydı ama Medineye hicret edip devletin ve yönetimin başına geçince değişti acımasız uygulamalar yaptı diye iftira atıyorlar peygamberimize.. Ama içlerinden insaflı ve gerçek ilim adamı olanları bunu reddediyorlar…
Hz. İsa AS ile bizim peygamberimzi arasındaki fark Hz. İsa AS ‘ın kendisi mucizeydi. Hz. Muhammed’in ise getirdiği Kur’an mucizedir.. Hz. Meryemin bakireliği ile Hz. Muhammedin ümmiliğinin sebebi aynıdır. Allah peygamberlerini kullarının en temizlerinden seçmiştir.. Peygamberleri güçlerini ilimde alırlar. İnsanı güçlü kılan bilgisidir..Bizim peygamberimizin bilgisi ise ilahi vahye dayanıyor yani Allah bilgisidir. Kısa zamanda yani 23 yıl gibi kısa sürede islamı yayması Allah bilgisi ve üstün bilgi olmasındandır.”dedi ve devam etti.
YÖNETİCİLİK SORUMLULUK VE LİYAKAT İSTER..SİZLER YÖNETİME TALİP OLMAYIN
Sizler nasıl bir mllet iseniz layık olduğunuz şekilde idare olunursunuz buyurdu Hz. Peygamber . Halife Mervan kendisini beğenmeyen ahaliye..Benim hazret Ebubekir ve Hz.Ömer gibi olmadığını söylüyorsunuz sizler onların sahabi arkadaşları gibi olmadığınız sürece bizim de onlar gibi olmamızı beklemeyin asıl kendinizi nefsinizi muhasebeye çekin diye karşılık vermişti.
Resulullah orduya komutan tayin ettiği sahbeye soruyor yöneticilik-komutanlık nasıl bir şey ey fulan ..Vallahi ya resulallah giderken çok iyi arkadaştık silah arkadaşlarımla kendimi bir görüyordum ama savaşı kazanıp dönerken kendimi melik-hükümdar ordudaki askerlerimi de kölem gibi görmeye başladım. Ben bir daha komutanlık-yöneticilik istemiyorum diye karşılık verdi..Yöneticiliğin mesuliyeti vebali ağır herkes altından kalkamaz. Yöneticilik adalet ve sorululuk zor iş dedi..
Hz. Peygamberin Ailevi hayatı, cinsel yaşamı , komutanlığı, komşuluğu yaşantısı hatta düşmanlığı dahi itidal ve ortalama tutum sergileyen davranışlar bütünüydü..O hiçbir zaman aşırılığa, tehevvüre meyletmedi. Cenab ı Hak onu kul peygamberle, hükümdar peygamber arasında muhayyer bıraktığında kul peygamber olmayı tercih etti..
İslamiyeti sormak için yanına gelen bedevinin –Köylü—tir tir titrediğini görünce. Korkma ben hükümdar değilim sizin gibi bir kulum diyerek adamcağızı yatıştırdı. “diye misaller veren doç. Özer sözlerinin finalinde şunları söyledi..
Resulüllah SAV yönetici atayacağı zaman aradığı tek kriter bilgi ve liyakat yani kabiliyetti. Yaşına ve cinsiyetine bakmazdı. Efendimiz yaşadığı sürece 29 gazveye –savaş, çatışma-katılmış ve Mekke yi terk ederken gözleri görmeyen a’ma Ümmi Mektum’u halife bırakmıştır liyakatli ve fazıl bir zat olması hasebiyle.. Mekke fetholduğu gün o gün Müslüman olan ve henüz 18 yaşında olan çok genç bir sahabiyi yönetici atamıştır.
Bir de resulullah sav her işinde sahabesine danışır, istişare ederdi. Üzerine vazife aldığı zaman maiyetindekileri kendi aile efradı ve evladı gibi korurdu. Resulullahın önem verdiği ve yönetimde izlediği başlıca yöntemler bunlardı”diyen doç dr. Ahmet Özer’i dergi okuyucuları ve Kayseri halkı büyük ilgiyle izlediler…