Aylar öncesinden Güneydoğu Anadolu’daki kurumlarımızın yetkilileriyle tanışıp görüşmek, Kayseri Gönüllü Kültür kuruluşların da görüşüp kabul ettiğimiz bir karardı. Verdiğimiz karar gereği; Ş.Urfa, Mardin, Şırnak, Siirt, Batman ve Diyarbakır illerini kapsayan sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimleri ziyaret gezisine başlamak nihayet şimdi kısmet oldu.
9.12.2010
Ziyaret gezimizin ilk durağı Şanlıurfa’ya ulaşmak üzere 8 Aralık 2010 Tarihinde şoförümüz dâhil 13 kişi ile saat 22.00’de Kayseri’deki Kurşunlu Camii önünden hareketle yola çıktık. Kahramanmaraş, G.Antep üzerinden yolumuza devama ederek sabah ezanı vakti Ş.Urfa’ya ulaştık.
Arabamızı uygun bir yere park edip Halil-ül Rahman Camii’ne sabah namazına yetiştik. Cemaatle kılınan namazı müteakip, gün aydınlanıncaya kadar camii içinde Abdülhamit Bayırbaş Hoca’yla koyu bir sohbete daldık.
Sohbetin ardından havanın aydınlanmasını da fırsat bilerek hemen yanı başımızdaki Urfa’nın tarihi mekânlarından balıklı gölü ziyaret ettik. Bu ziyareti tamamlayınca Şanlıurfa RUHADER Derneği Başkanı Necmettin SAFİ’yi aradık. Güler yüzlü ve dost insan Necmettin Safi’nin tarifi üzerine RUHADER’İN hizmet binasına geçtik. Dernek yöneticileri başta Necmettin SAFİ olmak üzere bizi güler yüzle karşıladılar. Büyük emekler verilerek restore edilen eski bir Urfa evinden oluşan dernek binasında bizi misafir ettiler.
Bizim için hazırlanan sabah kahvaltısını yapmanın ardından daha önce yapılan davet üzerine Şanlıurfa sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri(İnsan-der, İHH, Eğitim bir sen, Anadolu Gençlik, Veren-el, Diyanet sen, Şanlıurfa eğitim derneği ve diğerleri…)de toplantımıza iştirak ettiler. Burada iki saat kadar süren görüşmelerimiz oldu. Sivil toplum kuruluşları yetkilileri Güneydoğu insanının problemleri, asayiş durumu, anadillerini kullanamama, anadilde eğitim, dini eğitim ve kıyafet yasağı uygulaması konusunda çektikleri sıkıntıları dile getirerek, Orta Anadolu insanlarının kendilerinin bu problemlerine uzak durmasından rahatsızlıklarını dile getirerek bu ziyaretin geç kalmakla birlikte memnun edici bir ziyaret olduğunu, kendilerinin de davet durumunda Kayseri’yi ziyaret ederek toplumu ve bölgeyi birçok yönüyle tanımak istediklerini, karşılıklı bu ziyaretlerin iki bölge insanları arasında anlayış ve kardeşlik hukukunun gelişmesine katkıda bulunacağını dile getirdiler.
Toplantıdan sonra konuşma yapan kanaat önderlerinden Salih TURGUT yaptığı konuşmada Doğu ve Batı bölgelerindeki insanlarımızın Müslüman insanlar olduğunu, çekilen sıkıntıların yanlış uygulamalardan meydana gelen sıkıntılar olduğunu, dinin emirlerine uygun uygulamalarla problemlerin aşılacağını bunun için sabır ve zamana ihtiyaç duyulduğunu dile getiren ufuk açıcı konuşmasıyla katılanlara moral verdi.
Buradaki toplantıyı müteakip Şanlıurfa Belediye Başkanı Eşref FAKIBABA’yı ziyarete geçtik. Başkan FAKIBABA bizi kapıda karşıladı. Makamında ağırladı, Urfa şehrinin, ülkenin ve bölgenin problemleri konusunda fikir alışverişinde bulunduk, hediyemizi sunduk, ziyaretimizden memnuniyetini dile getirdi ve ekibimize öğle yemeği ikram etmeden bırakmadı. Yemeğin ardından sivil toplum kuruluşları yetkililerine ve belediye çalışanlarına veda ederek Mardin’e ulaşmak üzere Urfa’dan ayrıldık.
MEDENİYETLER VE HOŞGÖRÜNÜN MERKEZİ MARDİN ŞEHRİ
Urfa’dan ayrılıp Mardin’e giderken yol üzerinde VİRANŞEHİR’DE ikindi namazını eda ettik. Burada daha önceden tanıştığımız Viranşehirliler Derneği Başkanı Mustafa Bey’e selam vererek yolumuza devam ettik ve saat 16.00 sularında Mardin’e ulaştık.
Mardin geçmişten bu güne birçok medeniyetin kurulduğu; Süryani, Arap, Kürt, Türk ve diğer etnik grupların Hıristiyanlık, Müslümanlık ve diğer dinlerin mensuplarının bir arada yaşayabildiği medeniyet ve hoşgörü kenti olan bir şehrimizdir.
Mardin’de bizi Memur-sen Başkanı Mustafa AYDIN Bey karşıladı. Onunla birlikte Mardin’in genç Belediye Başkanı M.Beşir AYANOĞLU’NU ziyaret edip hediyemizi sunduk. Belediye Çalışmaları, Mardin Tarihi, Mardin’deki toplum hayatı konusunda bilgiler aldık. Görüşmenin ardından Belediye Başkan Yardımcısı Mustafa VARLILI, Memur-sen Başkanı Mustafa AYDIN’la birlikte katıldığımız akşam yemeğini müteakip, Müsiad Mardin Şubesinde yapılacak olan ve Mardin Sivil Toplum Platformu Üyelerinin katılacağı görüşmeye geçtik.
Bu görüşmeye Kayseri Gönüllü Kültür Kuruluşlarını temsilen katılan bizlerin yanında; Mardin’i temsilen Memur-sen’e bağlı sendikaların temsilcileri, Belediye Başkan Yardımcısı Mustafa VARLILI, Mardin İmam hatip Lisesi Mezunları Derneği, Müsiad Şube Başkanı, Ensar Vakfı Temsilcisi ve İlim Yayma Cemiyeti Şube Başkanı katıldılar.
Burada iki saat’ten fazla süren görüşmede hem tanışıldı, hem de Kayseri’deki sivil toplum kuruluşlarının yapısı ve çalışmaları hakkında bilgiler verildi. Mardin Sivil toplum kuruluşlarının yapısı ve çalışma şekilleri tanıtıldı. Ayrıca Bölge insanının siyasi, ekonomik, eğitim ve güvenlik konusunda çektikleri sıkıtılar dile getirildi.
Mardin sivil toplum kuruluşları temsilcileri konuşmalarında bölge insanının anadilini kullanma ve konuşmada çektiği zorlukların yanında, idarecilerin bölge insanını hep hakir gördüğünü, bu sebeple insanların terör örgütünün kucağına düştüğünü, eğer devlet bu alışkanlığından vazgeçer anadilini rahatlıkla konuşma, medrese eğitimi ve eğitimde
Anadilini kullanmanın önündeki engeller kaldırılır. Bölge insanının diğer bölgelerin insanlarına tanılan imkânlar sağlanırsa güvenlik problemi dâhil birçok problemin ortadan kalkacağını dile getirdiler. Bunun için de devletin din özgürlüğü başta olmak üzere tüm özgürlüklerin önünün açılması gerektiğini dillendirdiler.
Kayseri sivil toplum kuruluşlarının bölgeyi ziyaretinin çok önemli olduğunu dile getiren sivil toplum yetkilileri geç kalınmış olmakla birlikte bu ziyaretin önemli olduğunu ve ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirdiler ve devamını beklediklerini söylediler. Dost bir ortamda iki saatten fazla süren görüşmenin ardından ev sahipliğinden dolayı Müsiad Şube Başkanı’na, katılımlarından dolayı sivil toplum temsilcilerine teşekkür ederek dinlenmek üzere konaklayacağımız misafirhanenin yolunu tuttuk.
10 Aralık Cuma
Bu sabah saat;5.00’da kalktık. Sabah namazını müteakip yaptığımız kahvaltının ardından Memur-sen Mardin Şube Başkanı Mustafa AYDIN Bey geldi ve 7.00 civarında Mardin’in Tarihi ve Kültürel bölgelerini gezmek için misafir haneden ayrıldık.
Artuklular döneminde yapılan içinde Şafii ve Hanefi Müslümanlara ait 2 mescit bulunan zamanın ilim Merkezi Kasım-iye Medresesi’ni ziyaret ettik. Geçenlerde modacı Cemil İPEKÇİ’nin dekolte giyimli mankenlerle moda defilesi yapmak istediğinde, Mardin Sivil Toplum kuruluşlarının karşı çıkmasına rağmen Mardin Valisinin sivil inisiyatifi yok sayan tutumuyla izin verdiği defilenin yapıldığı Dahi bir sanat eseri olan kültürel mirastı burası. Önü uçsuz bucaksız Mezopotamya ovasına bakan bu güzel mekânın mesai saati olmadığı için, içini gezme fırsatımız olmadı biz de dışarıdan ihtişamlı görünüşüne bakarak hatıra fotoğrafı çektirip, buradan ayrıldık.
Daha sonra Artuklu döneminin bir diğer şaheseri Ulu Camii’ye ziyarete geçtik. Burası yeni restore edilmiş zamanın mimarlarının doğal taş işçiliğinin en güzel eserlerinden biri olan tarihi mirastı bu camii. Girişi ve içyapısı ile ayrıntılar huzur veriyor insana. Buradan ayrılarak eski Mardin’in dar sokaklarında dükkânını yeni açmış rızık peşinde koşan güzel esnaflarına selam verip hayırlı işler dileyerek belediyenin kadrolu çöp toplama aracı konumundaki eşeklerin yanından geçerek Zinciriye medresesini ziyaret ettik. Burası da dönemin taş işçiliğinin şaheserlerinden biri idi.
Mardin şehir turunu tamamlamanın ardından buradaki Süryani Hıristiyanların Tarihi bin yıldan önceye dayanan Deyruz zafaran manastırını ziyaret ettik. Ben daha önce gezdiğim için içeri girmedim ama arkadaşlar gezdiler ve oldukça bilgilendiklerini söylediler.
Deyruz zafaran Manastırını gezmenin ardından Memur-sen Başkanı Mustafa AYDIN Bey’e teşekkür edip, şükranlarımızı bildirerek Mardin’den ayrıldık. Bir saatlik bir yolculuk sonunda Midyat’a ulaştık. Midyat 55.000 nüfusu ile Mardin’in en büyük ilçelerinden birisi, Arapların, Kürtlerin, Türklerin ve Süryanilerin birlikte yaşadıkları. Hıristiyan ve Müslüman cemaatin hoşgörü ortamını paylaştıkları Bakır ve Gümüş işçiliğinin yaygın olduğu bir şehir burası.
Burada Belediye müzesini gezip Belediye Başkanı Şehmuz NASIROĞLU’nu ziyaret edip, birlikte çay içmenin ardından burada kıldığımız Cuma namazından sonra başkanla birlikte yediğimiz öğle yemeğini müteakip vedalaşarak Midyat’tan ayrıldık.
Akşam Siirt’e ulaşmak için çıktığımız yolda. Dicle ırmağı kenarının da her yönü ile tarih olan Hasan Keyf’e uğradık. Burada Belediye başkanı Abdulvahap KUŞEN’i makamında ziyaret edip birlikte çay içip hediyemizi sunmanın ardından başkan bize ırmağın karşı kıyısına geçerek. Buranın tarihi dokusunu, kültürel miras yönünü ve buraya yapılmak istenen Ilısu Barajı ile bunun bölgeye vereceği zararları anlatan bir brifing verdi. Anlatması uzun sürecek bu brifingin ardından birlikte hatıra fotoğrafı çektirip vedalaşarak Hasan Keyf’ten ayrıldık. Buradan Batman üzerinden akşam namazını Kura talan’da kılmayı müteakip saat 17.00’yi biraz geçe Siirt’e ulaştık.
Siirt 120 000 ‘in üzerinde nüfusu, duble yollu girişi ve havaalanı ile gelişen bir güneydoğu Anadolu şehri. Burada bizi Memur-sen il başkanı Ömer ARSLAN Bey ile arkadaşları karşıladılar. Yeni taşındıkları binalarında tüm ihtiyaçlara cevap vermek için düzenlenmiş salonlarında bizi misafir ettiler. Birlikte yenen akşam yemeğini müteakip memur-sen’e bağlı sendikalar, eğitim bir sen ve diğerleri ile huzuru sevenler derneği güneydoğu Anadolu fıstıkçıklar birliği, gençlerin eğitimini destekleme derneği, imam hatip mezunları derneği ve İHH gönüllülerinin katıldığı sivil toplum temsilcileri ile iki saatten fazla süren demokratik açılım ile bu bölgede devlet görevlilerinin insanları dışlayıcı halkın gönlünü kırıcı uygulamalar, PKK ve KCK yapılanma ve faaliyetleri ile 12 Eylül 1980 ve 90’lardan sonra bu bölgede işlenen faali meçhul cinayetler, anadilde eğitim talebi ile dini eğitime vurulan darbeler, yer ve bölge isimlerinin değiştirilmesi, köylerin boşaltılması, ormanların yakılması bu uygulamaların bölge halkında meydana getirdiği travma ve dışlamalar ile batı bölgelerindeki insanların doğuya bakışı, doğu insanının batıya bakışında meydana gelen yanlış duygular ve bunları önlemek için sivil toplum kuruluşlarının karşılıklı inisiyatif alması konuları gündeme geldi.
Siirt’in temsilcileri Türkiye’den ayrılma, İstiklal Marşı’na sahip çıkma, resmi dilin Türkçe olması gibi konularda hassas olduklarını. Bu unsurların vazgeçilmez olduğunu, anadilde eğitim ,değiştirilen yer isimlerin geri verilmesi ,din eğitiminin önündeki engellerin kaldırılması konusu ile vatandaşlıkta eşit ve adil muamele konusunda devletten adaletli uygulamalar beklediklerini dile getirdiler.
Kayseri sivil toplum temsilcileri ise; dinimizin esaslarına zıt düşmeyen, temel insan haklarını önceleyen bu talepleri haklı bulduklarını bölge halkının yanında batı bölgelerinin de bu talepleri dikkate alması ve yerine getirilmesi konusunda çaba göstermesinin bir kardeşlik borcu olduğunu dile getirdiler. Toplantı Kayseri ve Siirt Sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin kardeşlik ve muhabbet temennisiyle sona erdi. Toplantının bitiminden sonra Kayseri sivil toplum kuruluşları temsilcileri olan bizler dinlenmek ve yarına hazırlanmak için İlim Yayma Cemiyeti yurduna giderek istirahata çekildik.
11 ARALIK 2010 CUMARTESİ
Bu gün ziyaret programımızın 3. Günündeyiz. Sabah İlim Yayma Cemiyeti yurdundan namazdan biraz sonra ayrıldık. Memur-sen Siirt Başkanı Ömer Arslan Bey, iHH Derneği Başkanı Metin bey’in (Mavi Marmara gazilerinden)ile birlikte bizi almaya geldiler.
Arabamızda bulunan ve bölgedeki garibanlara dağıtmak için getirdiğimiz ayakkabılardan bir kısmını ihtiyaç sahibi öğrenciler için İlim Yayma Yurduna bıraktık. Bir kısmını yetimlere dağıtılmak üzere İHH Derneği başkanına teslim ettik. Daha sonra Siirt sokaklarında biraz dolaşıp Büryan kebabından oluşan kahvaltıyı müteakip şehir mezarlığına geçtik.
Burada Mavi Marmara gemisinin 70 yaşındaki şehidi İbrahim BİLGEN’in mezarını ziyaret ettik. Mezar başında Abdülhamit BAYIRBAŞ Hoca’nın okuduğu Kuran-ı Kerim ve yaptığı duygu yüklü duanın ardından buradan ayrılarak bir zamanlar Bedüzzaman Said NURSİ’nin de talebelik yaptığı Marifatname adlı eserin yazarı Erzurum İbrahim HAKKI’nın mezarının da bulunduğu İslami eğitim veren medreseleriyle ünlü TİLLO’nun yolunu tuttuk.
Tillo geçmişten bu güne İslam İlimleri’nin okutulduğu, şuan için dört tane medresenin bulunduğu küçük ve şirin bir ilçe, buradaki ziyaretimizde medreselerin çalışma şekilleri, öğrenciler ve burada yetişen insanların istihdamları konusunda bilgiler aldık. Ziyaretin tamamlanmasının ardından Ömer ve Metin beylerle diğer arkadaşlara teşekkür ettik, yaptıkları ikramlar ve ev sahipliği için şükranlarımızı bildirerek veda edip Siirt’ten ayrıldık.
Siirt’ten ayrıldıktan sonra 1,5 saatlik bir yolculuğun ardından Batman’a ulaştık. Batman şehri 1950’lerde küçük bir köy iken burada çıkarılan petrol ve kurulan petrol rafirenerisi sayesinde bugün nüfusu 300 000 ‘i geçen kocaman bir şehir olmuş. Kalabalık caddeleri, modern alışveriş merkezleri ile adeta petrolün hayat verdiği bir şehir Batman.
Batman’da bizleri Memur-sen Başkanı Şafi ÖZPERK ve çoğunluğu Memur-sen temsilcilerinden oluşan üyeler ile Mazlum-der, İlim Yayma Cemiyeti, İHH ve diğer Sivil toplum kurumlarının temsilcileri karşıladılar. Burada Memur-sen binasında yapılan ve iki saatten fazla süren görüşmelerimiz sırasında hem tanıştık hem de kurum temsilcilerinden bölge halkının terörden, güvenlik sorununa, bürokrasi ile halk arasındaki birçok olumsuzluklar dile getirildi. Devletin şefkatli elinin ne yazık ki halkı kucaklamakta aciz kaldığı dillendirildi. Görüşmelerden sonra birlikte yenen öğle yemeğini müteakip buradaki görüşmelerimiz sona erdi. Burada öğrencilik yıllarında Mazlum-der Kayseri Şubesi ve İlim Hikmet Vakfında yıllarca hizmet eden ve bu gün burada öğretmenlik yapan Yusuf YILMAZ Beyin misafir perverliğinden de bahsetmeden geçemeyeceğim. Yusuf YILMAZ Bey’e ve bizi misafir eden memur-sen yetkililerine teşekkür ederek Diyarbakır’a ulaşmak üzere Batman’dan ayrıldık.
Batman’dan ayrıldıktan sonra 1 saati geçen bir yolculuğun ardından Diyarbakır’a ulaştık. Burası köy boşaltmalar sebebiyle nüfusu hızla artmış olan, kenar semtlerde hayatın zorluklarla dolu olduğu, bir milyonun üzerinde nüfusa ulaşmış olan kocaman bir şehir Diyarbakır. Tarihin ilk devirlerinden bu tarafa onlarca medeniyetin kurulduğu, her adım başında bir tarihi eserin yer aldığı, müze görünümünde bir Anadolu şehri burası.
Diyarbakır’a ulaştığımızda ilk işimiz İHH Diyarbakır Derneğini ziyaret oldu. Arabamıza Kayseri’den yüklediğimiz ve Diyarbakırlı yetimler için getirdiğimiz, ayakkabı, kaban, elbise, gömlek, saç tokası ve çikolatalardan oluşan hediyelerimizi dernek yetkililerine teslim ettik.
İHH Diyarbakır Derneği Başkanı Recep İDİKUT ve arkadaşları bizleri bağırlarına bastılar ve kırk yıllık dost gibi karşıladılar. Dernek binasında kıldığımız akşam namazı ve içtiğimiz çayın ardından şehir merkezine geçtik. Burada eski Diyarbakır evlerinden birinin lokantaya çevrilmesinden oluşan mekânda yediğimiz akşam yemeğini müteakip Diyarbakır’ın önemli tarihi eserlerinden ULU Camii’yi Dört ayaklı minareyi ve Hasanpaşa hanını gezdik. Bu sırada yağan yağmur bizleri ve özellikle Diyarbakırlı arkadaşları çok sevindirdi. Zira üç aydır buraya yağmur yağmamış ve arazilerde ekim yapılamamış idi. Şehirde yaptığımız gezintinin ardından saat 19.00 sularında Memur-sen Diyarbakır Şubesine geçtik. Burada Diyarbakır Sivil toplum platformunun temsilcileri toplanmışlar bizi bekliyorlardı.
Aralarında Memur-sen’e bağlı sendika temsilcileri, Mazlum-der, İHH, İmam Hatip Mezunları Derneği, İlim Yayma Cemiyeti, Has Parti İl Başkanı, Mustazaf-der ve diğer kurumların temsilcileri bizi bağırlarına bastılar.
Platform başkanı, aynı zamanda İHH Diyarbakır Derneği Başkanı olan Recep İDİKUT Hoca’nın idare ettiği ve üç saatten fazla süren görüşmede, önce tanışma faslı oldu. Daha sonra ben Kayseri sivil Toplum Kuruluşlarının ziyaret sebebini açıklayan bir konuşma yaptım. Ardından Diyarbakır Sivil toplum kuruluşları temsilcileri bu bölgede Cumhuriyet döneminden beri özellikle 12 Eylül 1980 döneminde yaşanan hukuk ve insanlık dışı Devlet uygulamalarından bahsederek, bizler başta olmak üzere ülkenin diğer bölgelerinde yaşayan Müslümanları bu bölgenin problemlerine duyarsız kalmakla suçlayan sitem dolu konuşmalar yaptılar.
Konuşmacılar Anadillerini konuşamamanın sıkıntılarından köy boşaltmalara, medreselerdeki anadilde eğitimin kaldırılmasından okullarda uygulanan başörtü yasağı problemine, güvenlik güçlerinin yaptığı ve insanlık onuruna sığmayan davranışlara, köy yakma, ormanları yakma, faali meçhul cinayetler ve faillerinin bulunamaması başta olmak üzere birçok konuyu dile getirip problemlerine duyarsız kalan diğer bölge insanlarına sitemlerini dile getirdiler. Kendilerinin ülkeden ayrılmak gibi bir dertlerinin olmadığını, İstiklal marşı, resmi dil ve Türk bayrağı gibi konularda diğer bölge insanlarıyla aynı düşündüklerini dile getiren konuşmacılar, bahsettikleri şikâyet konularının kabul edilemez ve yerine getirilemez istekler olmadığını söylediler.
Söz bana geldiğinde yaptığım konuşmada bize gösterdikleri misafirperverlik ve ilgiye teşekkürün ardından devletin yanlış uygulamalarının tüm insanları rahatsız ettiğini, bölgede Devlet yetkilileri kanalıyla yapılan yanlışların insan onuruna sığmadığını, bunu önlemenin yolunun Doğu ve Batı bölgelerinin insanlarının birbiriyle daha fazla kaynaşması, temel insan hak ve hürriyetlerinin korunması ve yaşatılması için birlikte çaba sarf edilmesinin olumlu sonuçlara sebep olacağını bildirdim.
Üç saatten fala süren ve verimli geçen toplantı Abdülhamit BAYIRBAŞ Hoca’nın okuduğu Kuran-ı Kerim ve duygu yüklü duası ile sona erdi. Görüşme sonunda helallik dileyerek Memur-sen Diyarbakır Temsilciliğinden ayrıldık. Programdan sonra İHH Diyarbakır Yöneticileriyle birlikte ikram edilen tatlılarımızı yerken programla ilgili değerlendirmeler yaptık. Daha sonra konaklayacağımız karayolları misafirhanesine geçtik. Sabahleyin mezarlığa gidip, Mavi Marmara Şehitlerinden Diyarbakır AYDER derneği başkanı Ali Haydar BENGİ’NİN mezarını ziyaret edip, İHH Diyarbakır Derneğinin yetim kahvaltısına katılıp SUR Belediyesini ziyaret edip Kayseri’ye doğru yola çıkacağız.
12.12.2010
Diyarbakır’da bu gün ikinci günümüz sabah namazından sonra biraz dinlendik 7.30 sularında İHH Diyarbakır Başkanı Kıymetli dost Recep İDİKUT’ UN gelmesiyle kaldığız misafirhaneden ayrıldık. Doğruca şehir mezarlığına geçtik Mavi Marmaranın Diyarbakırlı şehidi Ali Haydar BENGİ’nin mezarına ulaştık burada duygusal anlar yaşadık. Abdülhamit BAYIRBAŞ Hocam okuduğu Kuran-ı Kerim ve dua ile bizleri başka âlemlere götürdü. Daha sonra buradan ayrıldık. Diyarbakır Caddelerinden geçerek 12 Eylül döneminde tutukluların insanlık dışı muamelere muhatap olduğu işkencenin merkezi meşhur Diyarbakır Cezaevini görmek istedik. Hala az sayıda mahkûmun kalmaya devam ettiği ceza evinin içine girmek mümkün olmadığı için sadece yanından geçebildik. Bir de Saray semtinde Jitemin işkence merkezi olan, boşaltıldığı için şuan harabe halinde olan eski cezaevine geçtik. Burada bir hatıra fotoğrafı çektirip geçmişiyle ilgili bilgiler aldık.
Bu gün ikinci durağımız İHH Diyarbakır Derneğinin yetimler için hazırladığı kahvaltının verildiği mekân oldu. Özellikle anneleriyle birlikte gelen onlarca yetim bir kısmı babasından, bir kısmı annesinden, kalp krizinden, kan davasına kadar birçok ölüm sebebiyle yetim kalan çocuklar bu gün buradaydı. Birlikte kahvaltı yaptık, hediyeler verdik. Yetimlere sponsor olanlar verilen plaket törenine katıldık. Buradaki yetimlere belli zamanlarda yapılan yardımlara aracı olmamızdan dolayı Mazlum-der Kayseri Şubesi adına bana da bir plaket takdim ettiler. Yetimlere verilen saat ve diğer hediyeleri dağıtmanın ardından İHH yetkilileriyle vedalaşarak buradan ayrıldık.
Diyarbakır’da son durağımız Sur Belediyesini ziyaret oldu. Belediye başkanı olmadığı için bizi yardımcısı karşıladı. Çay ısmarladı, ilgilendi. Biz de ziyaret sebebimizi açıklayarak insanlarımız arasında barış ve kardeşliğin gelişmesine çok ihtiyaç olduğunu hep birlikte yapacağımız gayretle bunu tesis etmenin mümkün olduğunu dile getirdik. Gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkür ederek belediyeden ayrıldık.
Sur belediyesi ziyaretinin ardından Kayseri’ye dönmek üzere yola çıktık. Üç buçuk saate varan bir yolculuğun ardından Elazığ’dan geçtik. Ünlü Kömür han Köprüsü üzerinden KARAKAYA barajını aşarak Malatya’ya ulaştık.
Burada mola vermemiz gerekiyordu. Değerli dostum ve kardeşim Kemal ÖZBUDAK Bey’i ziyaret edip birlikte yemek yiyip çay içeceğiz. Kemal Bey geçmişte Kayseri’de on yıl kalıp Orta Anadolu Mensucat Fabrikasında mühendislik yapan, Kütahyalı bir kardeşimiz. Yirmi yılı aşkın devam eden aile dostluğumuz var. Sağ olsun bizim için güzel bir sofra hazırlamış. On üç kişi biz, kendisi ve damadıyla birlikte dost meclisi sayılan sofrada hem yemek yedik hem muhabbet ettik. Yemeğin sonunda ikram edilen tavşankanı çaylarımızı yudumlamanın ardından Kemal Bey’e ve aile efradına teşekkür edip şükranlarımızı bildirerek Kayseri’ye doğru yola çıktık.
Niyetimiz akşam saat:7.30’da Kayseri’ye ulaşmaktı. Zira Abdulhamid BAYIRBAŞ hocamın binasında yapılan genel kurula yetişmesi gerekiyordu. Ama ne mümkün! Uzun Yayla’da Gürün Pınarbaşı arasındaki bölgede yağan yoğun kar, tipi ve fırtına sürat yapmamızı engelledi. Akmescit Kasabası yakınında buzlanma sebebiyle atlattığımız tehlikeyi müteakip saat:21.00’a yakın Kayseri’ye ulaştık.
Allah’a şükürler olsun,8 Aralık Çarşamba akşamı saat 22.00 sularında başlayan güneydoğu Anadolu illeri sivil toplum kuruluşları ve belediye başkanlarını ziyaret yolculuğumuz; Şanlıurfa, Mardin, Midyat, Hasankeyf, Siirt, Batman, Diyarbakır ve Malatya’da dostumuz Kemal Bey’i ziyaretle tamamlayarak 12 Aralık Pazar akşamı saat:21.00 sularında Kayseri’ye sağ salim ulaşmakla son buldu.
Gezi ve ziyaretlerimiz boyunca sivil toplum kuruluşlarından kanaat önderlerine ve belediye başkanlarına kadar her kesimden misafirperverlik, dostluk, izzet ve ikram gördük. Bu ziyaretlerin devamı konusunda istekler aldık. Bize bu imkânı veren Cenab-ı Allah’a Hamd olsun. Gezimize katılarak bize destek veren Kayseri sivil toplum kuruluşları temsilcilerine teşekkürlerimi sunuyorum. Allah ecirlerini bol versin. Gezimiz boyunca bize yardımcı olarak büyük misafirperverlik ve kadirşinaslık gösteren Güneydoğu Anadolu’daki sivil toplum kuruluşlarına Belediye başkanlarına ve kanaat önderlerine sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Gezimizin sonucu hayırlara vesile olsun.