İçinde bulunduğumuz aralık ayının 8 ile 12’si arasında Kayseri Sivil toplum kuruluşları olarak Güneydoğu Anadolu illerine bir ziyaret gezisi gerçekleştirmiştik.
Şanlıurfa, Mardin, Midyat, Hasankeyf ,Siirt ,Batman ve Diyarbakır şehirlerini içine alan ve dört gün süren ziyaretimiz sırasında Şanlıurfa ,Mardin,Midyat ve Hasankeyf’te belediye başkanları ile Diyarbakır’da Sur ilçesi belediye başkan yardımcısını ziyaret etmenin yanında, Şanlıurfa, Mardin, Siirt, Batman ve Diyarbakır’da sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle görüştük, tanıştık ve bölge insanının sıkıntıları hakkında bilgi ve görüşler aldık.
Ziyaretimizin amacı; bölgenin sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile tanışmak, bölgenin sıkıntıları hakkında bilgiler almak, çözüm yolları konusunda karşılıklı fikir alışverişinde bulunmak, halkın arasına girip çarşı pazarı gezerek bölge insanının kaygıları ve hayalleri hakkında bilgi sahibi olabilmek, yerel yöneticilerle tanışmak, bulundukları şehirler ve ortam hakkında bilgi sahibi olup onlarla hukuk geliştirmek, aynı zamanda orta Anadolu insanının gözündeki bölge insanı ile pratik hayatta var olan bölge insanı arasındaki farklılıkları da tespit etmek kısacası bölgeyi psikolojik, etnik, kültür, ekonomi ve sosyal yönden tanıyabilmekti. Dört gün boyunca devam eden ziyaretimiz sonunda tam anlamıyla olmasa da büyük oranda amacımıza ulaştığımızı sanıyorum.
Ziyaretimiz boyunca sivil toplum kuruluşları ile toplantılar yapıp karşılıklı konuşmalar yaptık. Belediye başkanları ile görüşüp çalışmaları ve bölge insanının sıkıntıları hakkında bilgiler aldık.Siirt ve Diyarbakır’da Mavi Marmara şehitlerinin mezarlarını ziyaret edip dua ederek taziyelerimizi bildirdik.Yeni dostlar kazandık.Ayrıca bölgede başta Kürtler olmak üzere Arap, Türk, Süryani ve diğer etnik grupların yaşadığını tespit edip, bölge halkının şikayetlerinden devletin bu bölgedeki halka yaklaşımının kucaklayıcı değil itici olduğunu, insanların büyük bir kısmının devleti düşman görür bir hale geldiğine de şahit olduk.Bunun sebebinin de Cumhuriyet döneminde uygulanan diğer bölgelerde olduğu gibi halkın dilini, kültürünü ve inancını yok sayan tek tipleştirici ulus devlet uygulamarı olduğuna kanaat getirdik.Bu durumun ortadan kaldırılması için bölge halkının taleplerini dinleyerek bu taleplerin yerine getirilmesi için Devlet ve millet olarak çaba sarf edilmesi kanaatına vardık.Peki neydi bu talepler?
1-Kapatılan medreselerin tekrar açılması
2-Etnik özelliğinden dolayı (Kürt, Arap,Süryani gibi) insanların 2.sınıf vatandaş muamelesi görmemesi
3-Anadili ile (Kürtçe, Arapça)okuma yazma ve konuşma ortamının acilen sağlanması
4-1960 darbesinden sonra değiştirilen yer isimlerinin iade edilmesi
5-Din eğitimi ve dini hayatın önündeki tüm engellerin ortadan kaldırılması
6-Bölgede problem haline gelen koruculuk sisteminin acilen kaldırılması
7-Terör sebebiyle boşaltılan köylerin ihya edilerek tarım ve hayvancılığı teşvik edici imkanlar sağlanarak yeniden hayata açılması.
8-Bölgeye bölge insanının her türlü özelliğini iyi bilen devletin kuşatıcı ve kucaklayıcı özelliklerini ortaya koyabilecek bürokrat, idareci ve güvenlik elemanlarının bölgede görevlendirilmesi
gibi isteklerin yanında, bölge halkının anayasada tanımı yapılan kanun önünde eşit vatandaşlar olarak kabul görmek isteklerine de şahit olduk.
Ziyaretimiz sonunda yeni dostluklar oluştu. Gelecekte bu insanları kendi bölgemize davet ederek yapacağımız ağırlamalar, birlikte yapacağımız toplantılar ve görüşmelerde sanırım bölgeler arasındaki yanlış anlama ve tanımlamalar ortadan kalkarak yeni kardeşliklerin kurulmasına katkıda bulunacağız. Eğer devleti idare edenler de bu istekleri, karşılıklı dostlukları dikkate alırlar ve görebilirlerse, gelecekte güzel günler insanlarımızı ve ülkemizi bekliyor diye düşünüyorum. Unutmayalım Allah hiçbir olumlu adımı sonuçsuz bırakmaz. Selam ve dua ile…