Cumhubaşkanımız sayın Abdullah Gül´ün Diyarbakır´a gitmesi çok mükemmel ve çok anlamlı bir ziyaret olmuştur.
Çünkü Devletin asli görevlerinden biride hizmeti vatandaşın yakınına götürmek ve insaları mutlu etmektir. Diyarbakır Belediyesi ve diğer kurum ve kuruluşları ziyareti sırasında devlet millet kaynaşmasının önemini davranışları ve konuşmalarıyla gösteren sayın Cumhurbaşkanımız aynı zamanda Beş bin yıllık devlet geleneğimizin, milli birlik ve beraberliğimizin teminatı olan Büyük Türk Milleti kavramı ile birlikte güzel Türkçemiz´in resmi ve ortak dilimiz olduğunu Diyarbakır´da bir kere daha söyleyerek dil konusundaki tartışmalara yapıcı ve ikna edici bir üslup ile çok güzel bir cevap vermiştir. Bununla birlikte sayın Gül, "Her yörenin ayrı ayrı dilleri vardır. Bu diller ülkemiz ve milletimiz için bir zenginlik ve bir güzelliktir. Bu zenginliklerimiz hepimiz tarafından çok sevilmeli ve korunmalıdır." demiştir. Bu konuşmalar sadece Diyarbakır´da değil ülkemizin her köşesinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes için geçerlidir ve hatta bütün dünya devletleri ülkemizi ve milletimizi milli birlik ve beraberlik içerisinde olduğumuzu tanımalı ve ilelebet bu ülkümüzü muhafaza edeceğimize inanmalıdır.
Ayrıca Cumhurbaşkanımız "Ülkemiz ve özellikle Diyarbakır´ın en büyük sorunu işsizlik ve yoksulluktur. Bütün bunların çaresi de iş sahalarının ve fabrikaların açılması ile mümkündür. İş sahalarının açılması için de terörün ve şiddetin mutlaka önlenmesi gerekir." demiştir. Bizler de Cumhurbaşkanımıza yakışan bu konuşmayı ve samimi diyalogu izleyip dinledikten sonra teşekkür ediyoruz.
Bu görüş ve düşüncelere ışığında konuyu özetliyor ve diyorum ki;
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her fert eşit haklara sahip olduğu gibi aynı zamanda kürtler, çerkezler, lazlar, gürcüler, arnavutlar ve benzeri etnik unsurlara mensup olan bütün vatandaşlarımızın ortak ve büyük ismi Türk´tür. Vatanımızın adı da Türkiye Cumhuriyeti´dir. Şu halde hiç birimizin vatanımız ve milletimiz için ayrı ayrı destanları yoktur. Beş bin yıllık tarihimizden başlayarak Osmanlı İmparatorluğu dahil olmak üzere, Kurtuluş Savaşı, Çanakkale Zaferi ve yakın tarihimizde Kıbrıs Barış harekatı destanlarını tek millet, tek vatan, tek bayrak ,tek ordu olarak hep beraber yazdık. Bu birliğimizi dün olduğu gibi bugün de ve yarın da muhafaza edeceğimize inanıyor ve güveniyorum. Çünkü yüce Türk Milleti´nin bölünmezliğinin ve yenilmezliğinin yegane sırrı bu hakikatlerde mevcuttur.
GÜNÜN SÖZÜ:
Devlet adamları her ziyaret ettiği bölgelerde insanların hoşuna gidecek sözleri değil devletin ve milletin faydalarına olan sözleri konuşmalıdır.