Ülkemizde uzun bir zamandır cep telefonu yaygın olarak kullanılıyor. Bazen bir evin tüm fertlerinde bazen de daha az sayıda cep telefonu var. Bazı şahıslar bunları haberleşme amaçlı kullanıyor, bazıları da çok amaçlı kullanabiliyor. Hatta uyku, yemek vs. anları dışında her an telefon kullanan çok sayıda insanımıza rastlamak mümkün.
Aynı durumu bilgisayar ve internet kullanıcılığı içinde söylemek mümkün. Mesleği bu iş olup ekmeğini bu işle kazanan insanların dışında, 24 saatinin zaruri ihtiyaçları dışında kalan bölümünün tamamını bilgisayar başında geçiren çok sayıda insanımız var.
Bunları niye anlatıyorsun diyenler olacak. Elbette haklı bir merak. Yolda yürürken, ziyaret ettiğim kurumlar ve işyerlerinde, özelliklede okul, cadde, alışveriş merkezleri gibi mekânlarda önünü arkasını görmeyen, bazen arabalara, bazen yürüyen vatandaşlara çarpan, yürürken bir eli telefon tuşlarında olup, önüne-arkasına bakamayan, bakan ama görmeyen birçok insana rastlıyorum ve üzülüyorum.
Geçenlerde cep telefonu ile uğraşan bir genç kızımız Antalya’da falezlerden denize düştü. Boğulmaktan son anda kurtarıldı. İzmit’te bir gencimiz telefonla konuşurken tren altında kalarak hayatını kaybetti. İstanbul’da bir gencimiz telefon konuşması sırasında aracın çarpması sonucu hayatını kaybetti. Telefonda müzik dinlerken uyuyakalan, derste devamlı mesaj çekmeyle uğraşan, devamlı bilgisayar başında kalmak isteyip yemeğini bilgisayar başında yiyen,zaruri ihtiyaçlarına bile zaman ayıramayan öğrenci ve gençlerde bu işin çabası.
Ayrıca internet yoluyla tanıştığı adamlara ve gençlere kaçan genç kızlarımız, evli bayanlarımız da teknolojinin farklı mazlumları durumundalar.
İhsan ELİAÇIK arkadaşımız hazırladığı Kuran-ı kerim mealinde sık-sık şu cümleyi kullanmış.“ Allah bilinciyle yaşayın” Biz bunu bilinçli yaşayın diye de düşünebiliriz.
Telefonda, bilgisayarda internet sistemini esaretimiz altına alır, ihtiyaç durumlarında ve lüzumlu ölçüde kullanır ve bu bilinci yakalayabilirsek sanırım teknolojinin kulu kölesi olup ömrümüzü ona ibadet etmekten korumuş oluruz. Şunu hepimiz biliyoruz. Her şeyin azı karar, ortası yarar, çoğu zarardır. Özellikle gençlerimizi bu yanlış hayat anlayışından kurtarmak için ebeveynler, öğretmenler, samimi dost ve arkadaşlara büyük görevler düşüyor. Sakın ha neme lazım demeyelim, illa ki bana lazım diyelim.
Unutmayalım! Hepimiz önce kendimizden başlayarak tüm insanlığın halinden sorumluyuz. Ve bilinçli yaşayanların bilinçli yaşamayı yakalayamayanlara karşı örnek olma, önder olma, onlara karşı sorumluluğunu yerine getirme mecburiyeti vardır. Her insan iyi ve güzeli bildirmek, kötü ve yanlıştan sakındırmak zorunluluğundadır. Eğer bunu yapmaz isek mahşerde nasıl hesap vereceğimizi unutmayalım.
|