Kayseri Cumhuriyet meydanı yer altı çarşısı park girişinde Mazlum-der organizatörlüğünde 12 Eylül darbesini, 28 Şubat başörtüsü zulmünü ve mavi Marmara katliamını konu alan fotoğraf sergimizin açılış öncesi çalışma içerisindeyken , kıymetli bir kardeşimiz yanıma yaklaşarak bir resmi gösterdi ve bana; haklı olduğunuzu biliyorum, size katılıyorum ama bu resim inananlara zarar vermez mi? Bu resim çok mu gerekli, sergide bulunmasa daha iyi olmazmıydı şeklinde düşüncelerini ifade etti. Bende kendisine yüklendiğim misyon gereği Mazlum-der in görüşlerini ifade ettim. Sessizce dinleyip korkularından bahsetti. İzin isteyerek teşekkür edip oradan ayrıldı.
Kardeşimizin endişeyle bahsettiği resim bir İlköğretim okulu önünde bir kızımızın başörtülü resmi idi. Sizlerde bilirsiniz ki bu resim konu olduğunda TBMM. İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Zafer ÜSKÜL,” Aileler mevzuata karşı koymakla direnirse suç işliyorlar demektir. Valilerin görevlerini yapmaları gerekir. Bu iş daha ileriye giderse, aile çocuğu baskı altına alırsa o zaman çocuk aileden alınır. Tüm bu yetkiler devletin elindedir diyor. Devlet Bakanı Selma KAVAF’da aynı minvalde fikir beyan ediyor. Bu söylenenler temel insan haklarına aykırıdır. Bu ifadeler inancına uygun olarak yetiştirme hakkına sahip ve velayeti ebeveynine ait olan Çocuklara devletin el koyması gibi bir anlayış çağdışıdır. Çocukla ilgili her konuda karar verme adalet çizgisinde olmak kaydı ile ailenin hakkıdır.
Buluğu yaşına ulaşan her insan mükellef sayılıyor. Başörtüsü takmakta, namaz kılmakta bu mükellefiyetin içerisindedir. Bu mükellefiyetleri uygularken kimsenin engel olmaya hakkı yoktur. Allah’ın hayatımıza koyduğu emirler asla tartışılmaz, pazarlık konusu yapılmaz. Bundan yola çıkarak başörtüsüne uygulanan yasakların tamamen kaldırılmasını istiyoruz.Başörtüsü yasaklarının birazı şimdi, kalanı sonra diye bir çözüm asla olmaz. Önce Üniversitede çözelim fikri doğru bir düşünce değildir. Üniversiteyi bitiren başörtülü kızlarımıza Kamuda iş veremedikten sonra ne çözülecek. Sosyal hayatta görev alamadıktan, devletine, milletine hizmet edemedikten, meclise giremedikten sonra ne çözülecek. Bu durum hayırdan çok şerre sebep olur. Mağdurlar lütuf değil yasal hakları üzerindeki vesayetin kaldırılmasını istiyorlar.
Fotoğraf sergimizde bulunan resimdeki 13 yaşındaki kızımızın okuluna başörtülü olarak devam etmek istemesi üzerine bazı kesimler tarafından hedef alındı. Provokasyon olduğu söylendi. Öğrencinin böyle bir talep de bulunması söz konusu olamaz.Üniversite yaşına geldiğinde karar versin şeklinde buyurgan görüşler dillendirildi. Yapılmak istenen; tek tip, sorgulamayan, suya sabuna dokunmayan bir nesil oluşmasını ve iktidarlarını sorunsuzca devam ettirmek anlayışı değil mi? Cumhuriyetin sahibi olduklarını iddia edenler, her hakkı kendilerine ait sayan , kendi resmi ideolojilerine aykırı gelen, göz zevklerini bozan unsurlara karşı savaş açıyorlar.
Yönetenler yasak ve baskılarla sindirilen halkı susturmuş, insanların dini değerleri gözetilmeden hayatlarını tanzim edebileceğini empoze etmiş. Ama artık insanlar doğuştan kazandığı haklar çerçevesinde itiraz edebiliyor. Kimsenin haklarını gasp etmeye, Temel insan haklarını yasaklamanın kimsenin hakkı olmadığını artık her ortamda söyleyebiliyor.
Dünyada tüm ülkelerin özgürlükçü yaklaşımların rağmen ülkemizde zorlayıcı, yasaklayıcı tavırların benimsenmesi büyük yanlıştır.
İnanıyoruz ki ! haklarımız noktasında mücadele ettiğimiz zaman tek tipçilikten, baskıdan uzak, sosyal yaşam alanında haklarını kazanmış, tarafsız, önyargısız, ekonomik yönden güçlenmiş, düşünce ve ifade özgürlüklerini kazanmış, inanabilme ve inancını yaşayabilme hakkını elde etmiş, kılık-kıyafetteki yasaklar kalkmış güzel günleri yakalayacağımızdır. Yeter ki hak arama bilincine sahip olalım.
Sabırla ve mücadeleyle…..