“YUMUŞAK SÖZ, KAYALARDAN SERT OLAN KALPLERİ YUMUŞATIR. FAKAT SERT SÖZ İPEKTEN DAHA NAZİK OLAN KALPLERİ SERTLEŞTİRİR…(Amr b. Ma’dil)
Prof.Dr. M.Ali Kılıçbay bazı eserlerini okuduğum bir üniversitenin dekanlığını da yapmış herhalde ateist bir ilim adamı eserlerinden anladığım kadarıyla..Bir zamanlar “Düşünen Siyaset”dergisiyle filozofluğa da soyunmuş gibiydi şimdi var mı yok mu bilmiyorum.. O “Doğunun Devleti, Batı’nın Cumhuriyeti” İsimli eserinde;”Bilim adamı, bir ilmin anadilini kendi anadilinden iyi bilen ve o dili en ince ayrıntılarıyla idrak edebilendir”diyor. Şimdi dini konularda yazı yazanlar Kur’an’ın dili olan Arap dilini edebiyatını bilmiyorlar %99. O halde dini konuda yazan herkes din alimi değil, yukarıdaki parametreyi baz alırsak. Bunların başında da ben aciz olmak üzere.
Alim diye; yanına 4 yıl gittiğim ve açtığı zaman sorduğum soruya Merhum dedem, Abdülhamid Rüşdi Sivasi Azizi Çerkesi hazretlerinin Mısır’dan getirdiği Keşşaf’ın Celaleyn tefsirinin ve Kadı Beydavi’nin aslından mana verip yanıtlayan dedemin Arapça el yazısıyla kitabın kenarına düştüğü şerhleri tefsir edebilen ve sorduğumuz soruya ana kaynağından yanıt verebilen yine merhum H. Kemal Efendiye derim. Alim değilim ama alimin ne olduğunu bilirim şahit olduğum hakikate binaen..Ve haddimi bilirim..Bizim gibilerin yazdıklarını bir mektup yazmak kabilinden faaliyetler, o seviyede ehemmiyeti olan çabalar olarak değerlendirir sayın Kılıçbay.
Mevzuya alternatif bilimler felsefe ve din açısından baktığımızda Çetin Altan, Mümtaz Soysal gibi batı ilimlerinde uzman olanların o dillerin ve özellikle felsefe dili olan Latince’ye vakıf olduklarını görürüz. Latince ve eski Yunan –Grek linguickine vakıf olmayanların modern bilimler sahasında yaptıkları çalışmalar ve yazıp uğraşmalar da bilim adamı seviyesinde sayılmaz eğer bu yaklaşım sahihse..
Alim veya bilim adamını bu şekilde tarif ettikten sonra, Arap diline ve şeriat ilimlerine hakkıyla vakıf olduğuna inandığımız kıymetli bir bilim adamını esas alarak çok konuşulan ve dini bir hakikati olan Mehdilik ve Müceddidlik konularını sevgili Kayseri Gündem okuyucularına kısa kısa çoğunlukla hadisi şerifler ışığında sunacağız ve anlaşılmasına çalışacağız..İbrahim Süleymanoğlunun “Mehdilik ve İmamiye” isimli kıymetli eseriyle diğer sahih kaynaklardan yararlanarak konu ile ilgili bilgiler içeren birkaç yazı yazacağım inşallah ..Bu konularda yazmam için beni zorlayan kardeşlerime de teşekkür ederim. İleride yayınlayacağım kitabıma da alacağım mevzu asırların ve herkesin mevzusu ilgi-alakasını çeken mühim bir mesele…Öncelikle medyatik ilahiyatçı taslaklarının –Din alimi değil-tasallutundan ve yanıltmalarından bizleri koruması dileğiyle…
MEHDİ İLE MÜCEDDİT MÜTERADİF KELİMELERDİR.AHMED EMİN VE İBNİ HALDUN GİBİLER MİSYONER GOLD ZİHER GİBİ MİSYONERLERDEN ETKİLENMİŞ KONU HAKKINDA YANLIŞ YORUM YAPMIŞLARDIR.
Hazreti İsa mesihin gökten inmesi, Şianın kayıp imamının ortaya çıkması ve benzer ricat inançlarının varlığını dinler ve mezhepler tarihi okuyan herkes bilir.
Hadis kitaplarımızda mehdi hadisleri “Kitabu’l –Mehdi”, “Kitabu Eşrati’s-Saa’ veyahut “Kitabu’l-Melahim isimleriyle zikredilir. Konu aynı işleniş isimleri farklı olarak dile getirilir. Hadis kitaplarında ve şerhlerinde bu konuda geniş malumat vardır.İslam uleması mehdi ile müceddidi müreradif yani aynı anlamda kullanmıştır.
Batılı olduğu halde İslami ilimler üzerine araştırma yapan ve eserler ortaya koyan Gold Ziher ve benzer kilise kökenli müsteşrikler mehdilik konusunun, Kur’an, Buhari ve Müslimde olmadığını iddia eder. Asıl amacı islamın Kur’anın tefsiri mahiyetinde olan resulullah SAV in sünnetine dil uzatmaktır Hrıstıyan misyonerin. Ahmed Emin ve İbni Haldun gibiler bunların tesirinde kalmışlar ve mevzuya yanlış yorum yapmışlardır maalesef..Arap ulemasında Gold Ziherciler bizdeki oryantalistlerin kat kat fazlası.. Oryantalistler İslam ülkelerindeki ekonomiyi kontrol etmekle kalmamış önemli, hayati can alıcı ana konularda da misyoner ajanları vasıtasıyla yönlendirme ve kültürel yanıltma karartmada da başarılı olmuşlardır..
Peygamber efendimiz SAV “Alimler, enbiyanın-Peygamberlerin varisidir”buyurdular. Bu varislik doğru anlaşılması gereken önemli bir mirasçılıktır ve dünya memaliki olarak değildir.Fıtratından ve insanlığından uzaklaşmış ve hırsı arzı felakete ulaştıran zalimlere karşı gelmek ve cahilleri irşad ve lazım olan doğru bilgileri tebliğ cihetiyle olan bir verese den bahsediyor Hz. Resül..sav..İşte mehdi ve mehdiyet denen meselenin aslü esası burasıdır.
Peygamberler kendilerini mücize göstererek, veliler keşfü keramet izhar ederek irşad ve tebliğ vazifesi ile muvazzaf olduklarını kanıtlarlar. Ama Niyazi-i Mısri nin şu beytini unutmamalı..”HAKİKAT EHLİNİN OLMAZ NİŞANI”Değindiğimiz Allah dostu mümtaz nasiyelere bu adam peygamberdir, öteki velidir bir diğeri mehdidir diye tabela asılmamıştır.
O seçkin kulları ancak hadisi şerifte övülen ve baktığı zaman “Allah’ın nuruyla bakan”o mümtaz kişiliklere denk firaset sahibi zatı muhteremler tarafından tanınabilir,seçilebilirler. Her asırda çok az bir topluluk tarafından tanınabilmişler seçilebilmişlerdir.
Şu yalan dünyanın dar-ı imtihan olması hasebiyle, sırrı teklif –Vazifenin gizliliği-bunu iktiza etmektedir buyuruyor ulemamız. Yüce Allah CC, rahmetinin-hikmetinin gereği ömürde eceli, insanlar içinde veliyi, Cuma günü duaların kabul edildiği vakti-saati, Ramazanda Leyle-i Kadiri gizli bıraktığı gibi Mehdi’yi de çeşitli hadisi şeriflerde şemaili bile tarif edildiği halde gizli bırakmıştır. İnsanlar sürekli kullukta olsun, gaflet ve dalalete sapmasınlar hem dünayaya hem ahrete çalışma diyalektiği ve dengesi bozulmasın hikmetine mebni, ilahi bir hakikatle karşı karşıyayız mehdiyette.
Mehdinin şemaili, fetihleri, hilafeti-İktidarı- ile deccal ve tamamlayıcı konulara diğer konulara gelecek Cuma yazılarımızda değinmek ve buluşmak dileğiyle Hayırlı Cumalar dilerim sevgili okuyucularım…ESSELAM…
ALLAH DOSTLARINDAN…Gerçek zahid dünyayı övmez, yermez, dünyaya bakmaz. Dünya ona yöneldiği zaman sevinmez, dünya ve dünyalık ondan uzaklaşınca üzülmez…Ebu Süleyman ed-Daran rh
ÖZLÜ SÖZ…Zorluklar, başarının değerini arttıran süslerdir. MOLİER