Daha birkaç gün önce kızımla beraber akşam saatlerinde alışverişten evimize dönecektik. Otobüs durağına yürürken karşımıza çıkan piç evet aynen ifade ettiğim gibi otuz yaşın altında bir piç galiz küfürler etmeye başlayınca üzerine doğru yürüdüm.
Onu terbiyeli olmaya davet etmek, onu ıslah etmek, onu topluma kazandırmak için çabalamak gibi ezberden söylediğimiz sözlerden ziyade bir şey yapmayı amaçlıyordum. Bıçak çıkartmaya çalışan ortalıkta gezen piçin üzerine doğru yürürken kızım telaş içinde kolumdan tutuyor ve ağlıyordu. O an kızımın daha fazla korkmaması için geri dönüm. O sıra bir sivil giyimli polis memuru olaya müdahale etmek istedi. Görev yerinin Ankara olduğunu, bu olaya sadece 155 arayarak müdahale edebileceğini söyledi.
Ben de aynı şekilde 155’i arayarak şikâyette bulundum. Artık vatandaşların akşam saatlerinde ailesi ile birlikte sokakta yürümesinin tehlikesine işaret ettim. Karşılaştığımız serseri piçin, madde bağımlısı olabileceğini ifade eden memura, artık önem alınmalı ikazında bulundum.
Böylesine kaba sözlerle bu yazıyı yazdığım için bütün okuyucularımdan özür dilerim. Bu olay Kayseri Hunat Camisi’nin önündeki otobüs duraklarına doğru, saat 20.30 sularında, ocak ayının dördüncü haftası içinde oldu. Kaba ifadeleri kullanmamın sebebi ise ailenin mukaddesatına hürmet göstermeyecek kadar adileşmiş olanlara, piç ifadesi doğru karşılık bulur.
Fikir suçlarına pek rastlamadığımız son yıllarda, birden adi suçların ve adileşmenin zirve yaptığını söylemek, kimleri sevindirecek merak ediyorum.
Adileşmenin artık bir prim yapar hale geldi. Bunun örneklerini toplumun farklı katmanları ve ilişkileri içinde bariz biçimde görebiliyoruz. Utanmayı terk eden bir, utanma ihtiyacını hissetmeyen bir adileşme her tarafta rahatça göze çarpıyor.
Bir zamanlar böyle adileşmeye çalışana karşı kınama ve tariz hareketi kendiliğinden gelişirdi. Ne kadar birileri bu kınamaya mahalle baskısı dese de Hindu mahallesinde inek kesemezsin. Kesersen de sonuçlarına katlanmak zorundasın. Bu şimdi mahalle baskısı mı?
“Devleti var, polisi var ben ne yapabilirim ki” diyecek olanlarımız ya da “benim gücüm yetmez başkaları bu işe müdahale etsin”, gibisinden sözlerle başkalarından çözüm bekleyen arkadaşlarımız, kendi başlarına gelecek sıkıntı anını beklesin.
Emniyetin birinci vazifesi toplumun asayiş ve güven ortamını sürekli biçimde korumaktır. Elbette asayiş ve güven ortamını o emniyetten isteyeceğiz. Ülkemizde eğitim, sağlık ve güvenlik gibi ihtiyaçların özelleştiği dönemde, emniyetten istenecek devriye güvenlik polisi talebi özel güvenlik şirketlerine tevdi edilir belki de.
Kayseri gönüllü kültür teşekküllerinin çok sayıda olduğu bir ilimiz olmakla övünür. Bütün teşekküller vakıf cemaat bünyesinde mukaddesat maneviyat değerlerine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu gönüllü teşekkül üyelerine mensup gençler örgütlenip, koruyucu tedbirlerle serseri güruhuna karşı caydırıcılık gösterebilir. Aslında hiç zor bir iş değil sadece biz varız mesajını ortalığa vermek yeterlidir. O zaman serseri topluluğu kendini rahat hissedemeyecektir.
İstanbul Halkalı Mahallesinde alkol satan, kumar oynayan, uyuşturucu satan ve fuhşiyata özendiren bir yer göremedim. Muhakkak gözden uzak bir yerlerde yapılıyordur ama ortalıkta böyle bir yer yoktu. Neden Kayseri’de böyle bir durum başlangıç olmasın ki? Maneviyatçılığı, muhafazakârlığıyla övünen Kayseri şehrinde salyangoz satılmasını istemiyoruz diyor Gönüllü Kültür Teşekkülleri.