“İNSAN DÜNYADA BİR “HAK”TAN KORKMALI, BİR DE HAKSIZ DURUMA DÜŞMEKTEN KORKMALI…Abdülhak Hamid TARHAN…
Sevgili Kayseri Gündem okuyucuları bizler hevesi olan, yeteneği olan din-iman ve memleketin sorunları ile ilgili fikir ve ızdırabı olanlara sayfalarımızda yazılarımızda yer vermeyi ve fikirlerin dile getirilerek kamuoyuna mal olmasını, tartışılıp konuşulmasını ve anlaşılarak hep beraber toplumsal problemlerin çözümü yolunda seyrü sülük etme ilkesini benimsedik. Bu cümleden olarak kendisinin Ankara Üniversitesi İlahiyat fakültesi mezunu olduğunu ve özel Kur’an Arapçası dersleri hocası olduğunu yazan ilahiyatçı Necla Aydın’ın yazısına bu Cuma sohbetimizi ayırdık.. Yazısı olan diğer kardeşlerimden de aynı davranışı beklediğimi arz ederim..
İSLAM KALBEN VE YAŞAYARAK TESLİMDİR.
Teslim olmak, itaat etmek, bağlanmak, boyun eğmek, selamette olmak gibi anlamlara gelen aziz İslam ıstılah olarak, “ Hz Muhammed (s.a.v.)´in tebliğ buyurduğu şeylerin hepsini kalp ile tasdik ve dil ile ikrar edip yaşamaktır. İnsanlık ve tüm dünya, monarşi ile idare edilir. krallar, İstediğini asar, keser vei sürer,asla sorgulanamazdı Halk onun tebası yani malıydı.
İslamdan önceki dönemlerde insanlık sınıflara ayrılmıştı. Hükümdarın yakın çevresi, akraba ve hısımları (asilzadeler) imtiyazlı bir sınıftı. Bunun yanı sıra horlanan, hakları çiğnenen geniş bir halk kitlesi de, ayrı bir sınıfı meydana getirirdi. Sınıflar arasında derin uçurumlar vardı.. İnsan haysiyeti ve onurunun anılamazdı.
Bireyler, ırk ve renklerine göre farklı muamelelere maruz kalır, soy-sop üstünlüğü, üstünlük ölçüsü kabul edilir,. Akıl, bilgi, kabiliyet, ahlak ve fazilet ehemmiyetsiz ayrıntı sayılırdı.
HZ. PEYGAMBER AS UYGARLIK TARİHİNİN İNSAN HAKLARI İHLALLERİNİN EN ACIMASIZINA MARUZ KALMIŞTIR
…İslam da insan hakları konusunu incelerken Kuranı kerim’i ve Hz. Muhammed (s.a.v.)efendimizi örnek almamız gerekir..Peygamber efendimizi doğrulayıp İslam dinini kabul eden Ashab-ı Kiram’dan bir çokları bu uğurda pek çok eziyetler çekmiş,bir çok maddi mahrumiyetlere katlanmış,dinleri uğrunda mallarını ve canlarını vermişler haketmedikleri haksızlıklara uğramışlardır…Peygamber efendimiz dahi bir çok eziyetlere uğramış hiçbir peygamberin görmediği eza ve cefaya uğrayarak bunlara sabretmiş ve bu haksızlıklara metanet göstermiştir.. Yüksek peygamberlik görevini en üstün bir şekilde çalışarak yerine getirmiştir… Hz. Muhammed (a.s.v.) Efendimiz gerek aile içi şiddeti ve gerekse toplumsal şiddeti söz ve davranışlarıyla önlemeye çalışmış ve bu konuda gerekli tedbirleri almıştır.Hz. Peygamberin evinde her şeyden önce sevgi ve saygıya dayalı bir hayat tarzı hakimdi Ailelerine yani annelerimize hiçbir zaman kaba ve sert davranmamıştır. Ama çağdaş denen günümüzde ki aileler de ne sevgi ne de saygı kaldı…Kadınlar eşlerinin dayaklarıyla hayatlarını kaybediyorlar…Böyle ailelerde yetişen çocuklar da toplumumuzu oluşturuyorlar…Sağlıklı bir toplum istiyorsak önce toplum bireylerinin yetiştiği Aile’ye bakmak gerekir……
İNSAN ÜSTÜN VARLIK “EŞREFİ MAHLUKAT”TIR
Akıl ve yüksek bir zeka sahibi, ruh cevheri ile mücehhez, Allah´a kulluk gibi ulvi bir gaye için yaratılmış, İman ile küfrü, Hayır ile şerri, iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini, faydalı ile zararlıyı ve adalet ile zulümü bir birinden ayırt etme kabiliyetine ve idrakine haiz olan sosyal bir varlıktır insan. Dolayısıyla´´Eşrefi mahlukat-“(Yaratılmışların en şereflisi)´´olmakla şereflendirilmiştir.
Yüce Allah (c.c) şöyle buyurmuştur: ´´Muhakkak biz insanı mükerrem (şerefli) kıldık...´´(İsra suresi:70).
Manen makamı üstün kılındığı gibi, fiziksel(şekil) olarak da en güzel şekilde ve surette yaratılmıştır.
Yüce Allah (c.c) şöyle buyuruyor: ´´Gerçekten, biz insanı en güzel bir biçimde (surette) yarattık.´´(Tin suresi:4).Görüldüğü üzere insan, hem makam olarak, hem de suret olarak Allah tarafından üstün ve müşerref kılınmıştır. Dolayısıyla ona ait olan her şey ile birlikte “İnsan hakları”olarak terennüm edilen gerekliliklere hak kazanmıştır.
”HAK”ALLAH’IN İSMİ ve İNSAN “HAK”LARDAN MESÜLDÜR
´´..Allah, Haktır. Allah´tan başka taptıkları batıldır.´´(Hac suresi:62)Hakk, İslamiyet anlamında kullanılmıştır. Ayeti kerimede: ´´De ki,Hakk(İslamiyet)geldi batıl zail oldu. Muhakkak batıl, hep gidicidir.´´(İsra suresi:81)Hakk, batılın zıttı olup, gerçek, doğru anlamında kullanılır.Hakk, bir kimsenin, bir başkasında maddi bir alacağı olduğu zaman, alacağını tahsil edinceye kadar veyahut da alacağından vazgeçinceye kadar, alacaklının borçlu üzerinde hakkı var demektir.Hakk, sadece maddi olarak sınırlı değildir. Manevi haklarda vardır ve oldukça ehemmiyetlidir..
Ana babanın evlatları üzerindeki hakları, müslümanın müslüman üzerindeki hakları, komşunun komşusu üzerindeki hakkları, öğretmenin öğrencisi üzerindeki hakkları ve genel olarak insanın insan üzerindeki hakkı ve gayri müslimlerin hakları gibi haklar, İslam hukukunda çok geniş yer alır ve İslam bu haklara çok önem vermiştir.Sizce İnsanın insan üzerinde nasıl bir manevi hakkı olabilir hiç düşündünüz mü.? Alışveriş yapmamış, ana baba değildir, öğretmen veya öğrenci değildir, komşu veya yol arkadaşı da değilse nasıl hak geçer? Şöyle ki: Birlikte yaşadığı çevreye zarar verir, havayı kirletir, rahatsız edici bir takım gürültüler meydana getirir, kalp kırıcı sözler sarfeder, hepsinden daha da vahim olanı, inancıyla ve değerleriyle alay eder böylece üzerine haksızlık ettiği insanların hakkı geçmiş olur.
HER İNSANIN DOĞDUĞUNDA SAHİP OLDUĞU DOĞAL HAKLARI
a)DİN ve VİCDAN HÜRRİYETİ…Eğer müslümansanız adı üzerinde teslim olmuşsunuz demektir.Her Müslüman Kelime-i Şehadet getirdiği andan itibaren,dinin gereklerini öğrenip yerine getirmek zorundadır.Kur´an-ı Kerim´de: " Dinde zorlama yoktur" (Bakara 256) buyurulmuştur. Dinde zorlama olmayınca, bir inancı (İslâmiyet de olsa ) insanlara zorla kabul ettirmek veya inandıklarından onları vaz geçirmek doğru olmaz ve esasen bu, mümkün de değildir. b)CAN GÜVENLİĞİ/YAŞAMA-BARINMA HAKKI…Can güvenliği deyince akla ilk gelen insanın yaşama hakkıdırBu hak bütün hakların başında gelir Bu hakka sahip olmayan bir kimsenin diğer haklara da sahip olması ve birtakım sorumluluklar yüklenmesi mümkün değildir Allah’ın en güzel biçimde yarattığı insanın varlıklar arasında ayrı bir yeri ve değeri vardır Kur´ân-ı Kerim, “insanın şerefli ve üstün olduğunu” (Tin,95/2) belirterek onun Allah nazarındaki yerine ve bu âlemdeki konumuna işaret etmiştir
İslam’da insan hayatına büyük önem ve değer verilmiştir
Kur´ân-ı Kerimde Yüce Allah;
“… “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarma (gibi bir sebep) olmaksızın öldürürse, o bütün insanları öldürmüş gibi olur Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa bütün insanları yaşatmış gibi olur…” buyurmaktadır(Maide,5/ 32)
c)HIFZISSIHA-Akıl sağlığı-FİKİR VE DÜŞÜNCE SERBESTİSİ….Sıhhatlide olsa Müslüman Müslümanı korumak zorundadır. Aklı giderici içki, uyuşturucu ve benzerinden uzak durmalıdır…Dinimiz yasaklamıştır…
d)NESLİ DEVAM ETTİRME—Tenasül—ÜREME HAKKI….Nesil insanoğlunun devamlılığı için esas, her yeni nesil bir öncekinin vekilidir…
İslâm toplumunu devam ettirecek, Rabbi’ne ibadet ve taat edecek ahlâk ve irfan sahibi genç nesiller yetiştirilmesi esastır.
Bunun için dinimiz evliliği ve aile kurmayı teşvik etmiş; yaygınlaştığında aile kurumunu çürüten ve yok eden zinayı ise yasaklamıştır.
Zina, nesillerin aidiyetlerinin yok olmasına, ailelerin dağılmasına, akrabalık bağlarının kopmasına ve toplum ahlakının yok olmasına sebep olmakta, böylece toplum yapısının bozulması sonucunu doğurmaktadır.
Bu büyük etkisinden dolayı zinaya götüren ortam ve yollar da yasaktır.
e)ÖZEL MÜLKİYET –Çalışıp kazanma—HAKKI….Hiç kimse bir başkasının izinsiz olarak malına dokunmaya ,malını elinden almaya yetkili değildir. Bunun için dinimiz hırsızlığı, dolandırıcılığı, yağmacılığı ve çapulculuğu yasaklamış, bu yollarla elde edilecek malın helâl olmayacağını bildirmiştir. "Başkasına ait bir malı korunduğu yerden sahibinin bilgisi dışında gizlice almak" demek olan hırsızlık, mala ve mülkiyet hakkına karşı işlenen temel suçlardan biridir. Alın terinden ve meşrû kazançtan doğan servetin korunması İslâm´ın temel ilkeleri arasındadır. İslâm emeği ve mülkiyeti kutsal saymış, mülkiyete haksız olarak el uzatmayı cezalandırmıştır. Bu itibarla bütün ilâhî dinlerde ve hukuk düzenlerinde olduğu gibi İslâm´da da hırsızlık hem hukuk düzeni açısından suç, hem de dinen ve ahlâken büyük günah ve ayıp sayılmıştır.
Allah Teâlâ Kur´an-ı Kerim´de şöyle buyurmuştur: "Ey müminler, aranızda karşılıklı rızaya dayanan ticaret hali olması müstesna, mallarınızı batıl (haksız ve haram yollar) ile yemeyin ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size merhamet eder.´(Nisa 29) . Bu haklar İslam’da “zarurat-ı diniyye” ; yani “dinin vazgeçilmez temel değerleri” olarak nitelendirilmiştir. İnsanlara sağlanan bu haklar dokunulmazdır ve bu hakların dokunulmazlığı din, cinsiyet ve ırka bağlı da değildir.
İnsan hakları denince ise: İnsanların, dini (inanç), hayati (yaşam), siyasi (politik), iktisadi (ekonomik),sosyal ve seyahat haklarını, din, dil, ırk ve renk ayırımı yapmaksızın güvence altına almak, korumak ve kullanılması için imkan tanımak anlamına gelir.Söz konusu haklar, İslam´da, insan hakları kavramı yerine, ondan daha kapsamlı ve anlamlı olan´´Kul hakkı´´kavramı kullanılır.
MÜSLÜMAN OLARAK İNSANLARDAN VE HAKLARDAN MESÜLÜZ. VEDA HUTBESİ İNSAN HAKLARI MANİFESTOSUDUR
Müslümanın müslüman üzerinde beş hakkı daha vardır.:Selam verenin selamını alıp karşılık vermek.Hasta olanı ziyaret edip halini sormak.Cenazeyi takip ve teşyi etmek.-Davet edenin davetine icabet etmek.Aksırana rahmet ile dua da bulunmak.´´(Buhari)
Yüce dinimiz İslam´da,. Makamı, konumu ve gücü ne olursa olsun hiç kimse hiç bir şekilde bu haklara haksız yere dokunma, tecavüz ve saygısızlık etme hakkına sahip değildir. Hz. Peygamberimiz, Muhammed Mustafa ( sallallahu aleyhi vesellem ) bu hakların herkes için oluşunu, önemini ve dokunulmazlığını veda hutbesinde şöyle haykırmıştı:
´´Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem´in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Allah katında en kıymetliniz, takvada en üstün olanınızdır. Arabın arap olmayana bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir. Kaimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız...Kan davaları tamamen kaldırılmıştır...Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah´tan korkmanızı tavsiye ediyorum. Sizin kadınlar üzerinde haklarınız, onlarında sizin üzerinizde hakları vardır...Ey insanlar! Allah Teala (Kur´anı Kerim de) her hak sahibine hakkını vermiştir...”
Veda hutbesinden bir bölüm olarak zikrettiğimiz bu haklar,evrensel insan hakları beyannamesinin biraz değişik şeklini Birleşmiş Milletler ancak yirminci asırda ilan edebildi. Eğer insanlık inadından vazgeçse de, Peygamberlerinin çağrısına uysa kesinlikle kurtuluş gelir. Ancak maalesef insanlar, Peygamberlerini dinlemek yerine başka şeyler ( nefislerinin ) peşine düştüler ve bir türlü yüzleri gülmüyor… Allah’u teala ( c.c.) yardımcımız olsun…