Bu başlık nereden çıktı? Bunu yazan vatan haini olmalı. Biz nereyi işgal ettik. Olsa olsa bölücülük ve ayrılıkçılık yapmak isteyen mihrakların bir sözüdür. Bu haini konuşturmayalım, hemen onu linç edelim. Müslüman Türk memleketinde bu laf neyin nesi…
Buna benzer sözleri söyleyenler yâda içinden geçirenler, şimdi bu sloganı atanların kimler olduğunu duyduğunda çok şaşıracak. Bu sözün altında bağıra çağıra feryat edenler, yavru vatanın soydaşı adıyla bize öğretilen Kıbrıslı 20.000 insan. Lefkoşa, Girne, Gazi Magosa sokaklarında artık insanların dillerinde dolaşan bir türkü gibi söylenir oldu: Kıbrıs’tan defolup gidin.
Haindir bunlar taş çatlasın birkaç tane azınlıktır. Onların ne söylediği hiç önemli değil. Kocaman bir ada içinde azıcık insanın söylediğinin ne önemi olabilir. Bu laflarla, bu sese kulak vermek istemeyenler de çıkacaktır.
Nasıl bir şeyse Türkiye’de din ve laiklik inanın ben çözmüş değilim. 1974 yılı öncesi Kıbrıs’ta Rum çetecilerine karşı direnenlere “mücahitler” adı verilirdi. Ne hikmetse “mücahit” diyenler, dinin gereklerini yerine getiren bir insanı gördüklerinde; ısırmak için dişlerini çıkarmış bir köpek gibi ona saldırmayı beklerdi.
İşte bu Kıbrıslı mücahitlerin evlatları böyle söylüyor Kıbrıs caddelerinde. Bizim başbakanımız ise; “sizin paranızı biz veriyoruz, nasıl böyle bir laf etmeye cüret edersiniz”, demeyi ihmal etmiyor. Osmanlı’dan kalma bir adet olsa gerek: Devlet-i âli senin ekmeğini verirse ona razı olursun, padişahından talepte bulunamazsın. Padişahın verdiği lütuftur, hakkına razı olacaksın. Fazla zorlarsan, baş almaya gelenlere baş verirsin.
Ekmek yediği yere nankörlük edenler, kanında şüphe olanlar, gâvur tohumu olanlar, aslını inkâr eden piçler, dışarıdan besleme Truva Atları… Aptalların kendimi bildim bileli ülkemizde sadece ağızlarına sakız yaptıkları laflardan bazıları da devlet-i âli’den talep edenlere karşı koro eşliğinde söylenegelmiştir.
Bu ada bizimdir. Biz geleceğimiz hakkında karar vermesini bilenler olalım. Bu topraklar bizim öz yurdumuz bırakın biz başkasının güdümünde yaşamayalım. KKTC adında uydurma bir şeyi değil, Kıbrıs’ın bir bütün olduğu yeri yurt edinelim. 1571 yılından beri bu adada kendi geleceğimizi kendimiz tayin ederdik. Anavatanın ne zamandan beri yavrusu haline geldik.
Bir asırdan fazla ülkede milliyetçilik ve ulusçuluk üzerine eğitim alan nesiller arasında Kıbrıs’ı Kıbrıslının kaderine terk edelim. O adada bizim varlığımız, işgalcilikten başka bir şey değildir. Eğer barış yerine geldiyse yapılacak tek şey geri dönmektir. Buna benzer sözleri söylemek hain olmakla eş anlama geldiği için; Kıbrıs sorunu Türkiye’nin dünya üzerinde, her zaman karşısına çıkan bir mesele olmuştur.
Belki yarım asıra yakın devam eden bir sorun halinde duran Kıbrıs meselesini çözmenin, Kıbrıs’tan ziyade Türkiye’de Kıbrıs meselesini çözmenin güçlüğünü bilenlere karşı Kıbrıs’ta o feryatlar yükselir. Bizim devletimizin güzide idarecileri bütün bu bağırılanlara kulaklarını tıkayıp, Lefkoşa büyükelçisini alıp yerine istenmeyen bir adam atanır. Belki bu gelen feryatları susturur.
Gelelim Kıbrıs’ta Rumlarla Türklere, İngiliz sömürgeciliğine karşı II. Dünya savaşından sonra bağımsızlık için direnişe geçen Rum çeteleri, İngiliz koloni birliklerine sıkıntı vermeye başlayınca, İngilizler bir çözüm bulur. Rum çetecilerine karşı Türk jandarmaları İngiliz dehası burada iyi işe yarar uzun bir süre daha adada varlığını sürdürür. Adanın sakinlerine Kıbrıs’ı bıraktığı an eski hesabımız vardı diyen Rum çetecileri EOKA, adıyla İngiliz kolonilerini korumak için görev yapan güvenlik görevlisi Türklerden intikam almaya yönelir.
Barıştan sonra sıra bana geldi. Senden intikamımı alacağım demek çok ilkel bir davranıştır. Fakat bizden böylesine tarihi bir gerçeği saklayanlar, hamaset ve milliyetçilik arkasından ucuz siyaset yapmaktan hiç geri durmadılar. Artık ucuz siyaset devri çoktan kapandı.
|