“SORGULANMAMIŞ BİR YAŞAM SÜRENLERİN HAYATI KENDİ KONTRÖLLERİNDE DEĞİLDİR, ONLARIN DENETİMİ DIŞARIDAN YAHUT YUKARIDAN GELMEKTEDİR. ”Felsefe diyarından hikmet yurduna bilgelik hikayeleri shf 42”Sokrates…
Ulusal kanalın Kayseri konferansını izlemiş ve izlenimlerimin önemli bir kısmını yazmıştım. Süheyl Batum’un “Ordu karton”muş. Sözü tedavüle girince Uluç Gürkan’ın Kayseri deki o panelde söylediği”Arkadaşlar SUÇLUYUZ, SUÇLUYUZ, SUÇLUYUZ”Cümlesini üzerine basa basa niçin söylediğini zihnim geri çağırdı. Orada konuşmacı U. Gürkan şunu demek istemişti, önceki ve sonraki konuştuğu sözlerin toplamasını, çıkarımını, bölmesini ve sağlamasını yaptığımda şu kanaate varıyorum.. Prof. Batum’a paralel atış yapıyor aynı gettonun tetikçisi olan Gürkan. Demek istiyor ki; “Arkadaşlar elimizde darbeye angaje olmuş komutanlarıyla koskoca bir ordu ve silahlı kuvvetler varken, Danıştay, Yargıtay ve bilumum …TAY’lar ve bürokrasi arka bahçemizken niçin vurup kırmadık muhalifleri perişan etmedik, bellerini kırmadık aptallık-enayilik yaptıkta darbe yapamayacak hegomonyamızı sürdüremeyecek acizliklere düştük. Bu günkü kü hallere mi düşecektik--%58 evete işaret ediyorum-- Diye tefsir ediyorum. O, iç çekerek acı acı 3 kez tekrar ettiği, söylediğ suçluyuz lafını
Prof. Batum o kelimeyi anlamamı ve çözmemi sağladı. Demek sıkıntıları ve üzüntüleri öfkeleri bir, bu karton kafalı kadronun.Sistemi kartonlar sizi hinoğlu hinler. Milletin sırtına binmeye alışmıştınız %58 evetle inin lan sırtımızdan dendiğini anlayınca cıyak cıyak ağlaşmaya başladılar tüfek desteğini de kaybedince.
HAFIZ KÖR MEHMETLE GAZİ’NİN HASAN EMMİNİN NİKAHI PIRTIK KAVGASI VE KARTON DAVASINA TELMİH
30 Yıla yakın imamlık hayatımızın 20 yılı acemilik ve öğrenmekle geçti. Hem sosyal-toplumsal hem ilmi birikim ve beceri gerektiren çok zor-meşakketli olduğu kadar sınırsız bilgi ve birikim, tecrübe deneyim gerektiren onurlu meslek. Adam gece 12 den sonra düğün salonundan çıkar gelir ve pencerene vurarak hocam nikahımızı kıyın der. Bazıları sarhoş gelir arkadaş sen sarhoşsun önce iman tazele de gel diyemezsin vs. Ben yapmam, gelmem şu saatte olmaz, niçin zamanında gelmediniz deme lüksünüz yok ertesi gün müftülüğe gittilermi müftülük mahalleliyi süremeyeceğiz mecburuz der ve seni kuş gibi uçururlar ucuz ve kırık eşyalarınla ta bilmem nerdeki cami imam hatipliğine.
Rahmetli babam yoğun bakımda yatmıştı 8-10 gün son rahatsızlandığında. Bir akşam camimin direği hiçbir ücret almadan silen süpüren ve 5 vakit ezanı Allah rızası için okuyan Erkilet’linin deyimiyle kör Mehmet Aksoy amcama yatsıyı kıldırması için rıcada bulundum ve fakülteye gitmiştim. Meğersem o gecede Cuma gecesiymiş. Hiç aklımıza gelmedi ikimizin de. Mehmet amca merhum normal namazı kıldırmayı bilirdi de Cuma gecesi yapılan “Tecdidi iman ve nikah”duasını bilmezdi.
Neyse gittik bir kere. Mehmet amca yatsıyı kıldırmış tecdidi iman ve nikah duasını okuyamadı. Cemaat bayağı hayal kırıklığı yaşamış beklediği ve alıştığı duasını bulamayınca. Cemaatten olan ve Mehmet amcanın komşusu olan Gazi’nin Hasan emmi sinirli sert bir hacıemmiydi. Ayağa kalkmış ve cemaatin huzurunda sen ne anlarsın Cuma gecesi namazından duayı bilmiyorsun niçin vekil oluyorsun, arkadaşlar bu gece nikahımız olmadı demiş ve kızmış. Biraz aşırı gitmiş. Bu sefer benim emektar Kör Mehmet amcamın tepesi atmış ve “Zaten senin nikahın pırtık lan ….. “diye kavga etmişler sabah geldim namazı kıldırdım o zamanlar kalorifer yoktu sobada ısınıyorduk akşam Gazinin Hasan böyle dedi Mehmet ağa böyle dedi diye cemaat sobanın başında gülüşmüştük..Her ikisine de rabbim rahmet eylesin. Cuma akşamı gittiğim için suçlu bendim. Acemilik çok oluyor her meslekte. 75 yaşında olan biricik Duran dayım da “Arkadaş azıcık öğrenip tam peşlerine namaz kılınacak kıvama gelince emekli ediyor bu nasıl devlet”diye kızmıştı emekli olduğumda. Cemaat hocasının hatalarını ve acemilğini abartıyor. Mükemmellik bekliyor din görevlisinden. Acemiliği fazla olan imamdan manevi haz alamıyor. Bunu emekli olup cemaatin en arka safına durunca anladım. Aynı sıkıntıyı ben de yaşayınca. Allah Teala tüm hatalarımızı affetsin..
NİKAHI PIRTIKLARDAN ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ ANLAYIŞI PIRTIK SİSTEMİ VE KAFASI KARTONLARA TELMİH
İstiklal savaşında dedelerimiz din elden gitmesin memleketimiz haçlı ülkesi olmasın diye şehid oldular ve Türkiye Cumhuriyetinin dini dini islamdır diye başlayan bir anayasaya dayalı yeni T.C yi kurdular. Ama savaş bitip herkes köyüne dönüp zavallı ve fakir millet ayağına çarığını giyip kağnısının çiftinin çubuğunun başına geçince Ankarada dönmeler ve savaş rantiyesi yiyen haramcılar tarafından yönetime çullanıldı ve anayasadan din iman maddesi by pass edildi bizi bu hallere getiren vatandaşı bir birini boğazlama vatanı bölünme noktasına getiren ithal maddeler konarak sömürge anayasasına tebdil edildi. Devletin dini dini islamdır diye başlayan anayasa ve devletin yapısı.
Anadolu çarıklı ve şalvarlıydı. Aç ve çıplaktı ama onlara milletin efendisi köylü diye yalanın kafasına oturtuldu. Asıl efendi kimdi derseniz istiklal harbinin açıktan değilsede dolaylı ama dürüst yazarlarından Yakub Kadri Karaosmanoğlu’nun Ankara’sı ile Politikada 45 yılını okursanız gerçek efendilerin Ankara’nın tek çan öten yeri olan ÇANKAYA’yı mesken tutan, harp biter bitmez başkenti ve İstanbulu balo salonları ile donatanlar ve her akşam vizki- alkol masalarında bilim, politika ve siyaset yapanlardı. Millete derin kazık geçirilmişti ve iki üç darbe, birkaç muhtıra, sayısız tehdit ve şantajlarla şu günlere kadar o okkalı-kalın kazığın başında oturtuldu, çalıştırıldı, sömürüldü ve dövüldü.. Dediğim kitapları birer ikişer kez okumayanlar bana patakülli okumaya kalkmasınlar lütfen.
Üniversitesindeki hocası hırsızlama prof olan ya ni intihal yapan, öğrencisi anarşistlik yapan, eğitim politikası ithal ve yamalıklı, yasası-- anayasası ithal ekonomisi mefluç ve hiçbir zaman halkına adalet dağıtmayan sadece Ankara ve İstanbuldaki dükalıklara hizmet eden bir ekonomik yapıya sahip olan ve işçisi ile diğer her şeyi ile insanını iplemeyen isterse millet bok yesin diye düşünen bir siyasal oligarşiye hizmet ettirilmeye çalışılan bir askeri yapı karton sistemin karton ordusu olacaktı elbette. Halkın hiçbir yerinde olmadığı ortadoğudaki, balkanlardaki ve dünyanın her yerindeki uydurma devletçikler ve diktaların hepisi kartonlar mecmuudur sayın statükodan geçinmeliler. Aşağıya düzeninizin KOÇ larından icazetli ve o sermaye kurumlarından, Amerika ve Avrupa’dan diplomalı sisteme hizmetlerinden dolayı pek çok başarı ödülü almış olan bir hanımın yazısından kısa alıntı yapıp yazıya nokta koyacağım
YAPRAK ÖZER: PATRON “BENİM EN DEĞERLİ SERMAYEM ÇALIŞANIM” DER ŞÖYLE EN GÖSTERİŞLİSİNDEN BİR “İNSAN KAYNAKLARI DEPARTMANI”KURAR. AMA İLK KRİZDE İŞÇİSİNİ KAPIYA KOYAR.
Türk halkının özellikleri konusunda sınırlı sayıda bilimsel çalışma var. Sanırım araştırmacı, meraklı bir toplum değiliz. Olacaksa olur. Biz buyuz. Var mı bunu ötesi? Yuvarlanıp gidiyoruz. Böyle gelmiş böyle gider. Akacak kan damarda durmaz!
Sevdim mi tam severim..Ölürüm beni kimse tutamaz..Onun arabası var güzel mi güzel; şöförü var özel mi özel…Yakalarsam … ….. ….! Ama hiç ruhu yok, onun hiç şansı yok!
Sıkıştıkmı”Bizde Akdenizli kanı var”demesini seviyoruz. Sıkıldık mı “Ben doğuluyum –Şark- arkadaş”diye gürlemesini biliyoruz.Doğu ile Batı arasında eşine ender raslanan bir halk olduğumuz masalına inanıyor ve anlatıyoruz. Mangalda kül bırakmayı severiz. –Patron ,”Benim en değerli sermayem çalışanım”demiş. Şöyle en gösterişlisinden bir de “İnsan Kaynakları”departmanı kurmuş. İlk krizde çalışanı kapıya koymuş. İnsanlık hali kötülük bunun neresinde.
Kamu daha mı kötü? İyi diyen oldu mu şimdi.? Devlet malı deniz. BASIN, “Ben dördüncü erkim”diye şişinmiş. Başkası yaparsa görmüş, kendi yapınca örtmüş. Nesi ayıp bunun? At binenin kılıç kuşananın.
Demokrasi olduğunu söyleyen büyüklerimiz , “Biraz değişiklik olsa fena mı olur … Taze kan.! Diyecek olduğunuzda “Benden daha iyisini bul gideyim”deyiverir. Aman haa….haklı yok ki, daha iyisi kabiliyetlisi..”diye devam ediyor karton sisteminizin rutin dışı imalatı bol ödüllü yazar “NE YALAN AMA” kitabında.. Ben onun yalancısıyım…Karton olamayan tarafınızı gösterin sayın Süheyl Batum özür dileyim…Size asker dahi çare olamaz bu kadar adaletsiz bir sistemde…