DAMLA
Dünyanın mutluluğuna mağrur olma
MIŞ
*Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesinde başörtüsü yasağı başlamış. Artık bunlar sınır tanımaz oldu. Allah ıslah etsin.
ALKIŞ
*Lübnan'a giderek insani yardım götüren değerli esnaf kardeşimiz Ali Tokluman'a,
*Erciyes'i de güzel bir futbol ve farklı bir skorla deviren Kayserispor'a,
Duydunuz mu?
*Kayserispor'un yine ligin tepesindeki yerini almaya başladığını,
*Erciyes'in ise bu yıl tel tel dökülmeye devam ettiğini,
*Kazakistan'daki Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi'nde başörtüsü yasağı başladığını,
*Kayseri İmam Hatip Mezunları Derneği'nin düzenlediği buluşma pikniğine yaklaşık iki bin kişinin katıldığını,
*Haftasonu Yahyalı'daki Hacıhasanefendi cemaatinin de Tekir'de bir piknik düzenlediğini,
*Ağustos ayı sona ererken festivaller ve şenliklerin de sona ermeye başladığını,
*Türkiye'nin Lübnan'a asker gönderip göndermeme konusunun Eylül ayında sonuçlanacağını,
*Genel Kurmay Başkanlığını Yaşar Büyükanıt'ın resmen devraldığını,
*Gazetemiz muhabiri Bekir Nurlukülekçi'nin dün dünyaevine girdiğini,
*Erdem Şahan adındaki kardeşimizin de Cumartesi günü yapılan düğünle dünyaevine girdiğini,
*Sanayi Odası Başkanı Mustafa Boydak'ın Meslek Liselerinin güçlendirilmesini istediğini,
VERGiDE DüNYA BİRİNCİSİYİZ
Türkiye birçok konuda dünya birincisi. Sahtecilikte, taklitçilikte,vergi kaçırmada, hortumculukta, yolsuzlukta, rüşvette, torpilcilikte, gelir adaletsizliğinde ve son olarak da vergi oranlarında dünya birincisi çıkmış. Yani yediğimiz içtiğimiz, giydiğimiz yaktığımız her şeyde o kadar anormal bir vergi oranı var ki evlere şenlik. Benzinin ana fiyatının tam beş katı vergi başka bir ülkede olur mu? Ekmekte, suda, elektrikte, telefonda vergi vergi vergi… Vergisiz bir hayat yok. Ama yine de vergi kaçırmakta da birinci çıkıyoruz. Zenginlerimiz vergi vermiyor. Yatırım gösteriyor, zarar gösteriyor, gelirini asgari ücretin altında gösteriyor vergiden kaçmaya çalışıyor. Böyle olunca da temel gıdaya ve diğer tüketim maddelerine vergiler bindiriliyor. Fakir fukaradan çıkarılıyor vergiler. Küçük şirketler vergiden kaçamıyorlar. Büyükleri ise her zaman bir yol buluyorlar.
11 BÜYÜK ZENGİNİMİZ VARMIŞ
Türkiye'nin 100 büyük zengini açıklanmış. her biri milyar dolarlık servet sahibi. 100 zenginin servetini hesapladığımız zaman Türkiye'nin dış ve iç borçlarını tümüyle kapattığı gibi üstüne para da kalıyor. Bu yüz büyük zengin arasında 11 tanesi Kayserili. Yani Türkiye'deki en büyük sermayenin ondabirinden fazlası Kayserili. Bu gururlanacak bir şey mi yoksa düşündürücü mü? Elbette Kayseri'den zenginlerin çıkması iyi bir şey ancak bu Kayserili zenginlerin Kayseri'ye yatırım yapmaları gerekiyor. Türkiye'nin gelişmiş beş vilayetinden biri durumunda olmamız gerekmez miydi? Ama maalesef Gaziantep, Denizli, Bursa, hatta Konya bile bizden çok ileride. Zenginlerimiz vefasız çıktı galiba. İçlerinde bir tek Boydaklar var. 13 bin kişiyi istihdam ediyorlar hem de sadece Kayseri'de. Diğer zenginlerimizin Sabancı'nın vs. bir kişiyi istihdam ettiği yok. Yatırımı Kayseri'ye yapmıyorlar. Hatta bu 11 zengin hakkıyla zekatını vermiş olsa önce memleketindeki fakirlere vermiş olsa Kayseri'de fakir kalmaz. Yarın Ramazan ayı geliyor göreceğiz. Sadece iaşe paketleriyle bu iş geçiştiriliyor. Türkiye genelinde kamuoyu Kayserililerin tümünün zengin olduğunu sanıyor. Nerede büyük zengin var Kayserili. Böyle düşünmesin de ne yapsın. Ama gelin görün ki onların Kayseri'ye faydası yok.
GÜL'ÜN ÖNCEKİ SÖZLERİ İLE BUGÜNKÜ DAVRANIŞI
Değerli gazeteci kardeşimiz Mustafa Duran dün İlter Kardeşimin gazetesi olan Güneş gazetesinde güzel bir konu yakalamış. Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül'ün 1996 yılındaki ve önceki konuşmalarını bulmuş. İsrail ve Filistin olayına bakışını o günlerde Gül'ün kendi ağzıyla yaptığı konuşmalarda tesbit etmiş ve bugünkü tavırları ile karşılaştırmış arada 180 derecelik bir fark bulmuş. O gün TBMM'de İsrail'e söylemediğini bırakmayan "İşgalci, yayılmacı" gibi tabirlerle sert eleştiren Gül'ün şimdilerde ise İsrail askerlerinin aileleri ile görüşmesi, Lübnan'a İsrail istedi diye asker göndermenin yollarını aramasını karşılaştırmış. Bence güzel yakalamış.
Salih Kapusuz'un o günkü konuşmaları, Bülent Arınç'ın, Abdüllatif Şener'in ve Tayyip Erdoğan'ın o günlerde söyledikleri tümüyle araştırılacak olsa gelinen noktada değişimin boyutları net bir şekilde ortaya çıkacaktır.
KADINLARA KABEDE TAVAF YASAKLANACAK MI?
Dün sabah gazetesi bir manşet atmış "Kadınlara kabe yasağı" diye. Kışkırtıcı ve tahrik edici bir manşet. Allahınevini kadınlara kim yasaklayabilir? Haberde Suud yönetiminin izdiham oluyor diye kadınların tavafını yasaklama girişiminden bahsediliyor. Bu uygulama hayata geçirilemez. Kabe kimsenin malı değildir. Tüm Müslümanların ortak kıblesi ve kutsal mekanıdır. Ama bu izdihama da bir çare bulunacaksa başka formullerle bulunmalıdır. Sanki İslam dünyasında kadınları ikinci sınıf insan görüyorlar şeklinde algılanabilecek davranışlardan kaçınmak lazım