EY MÜMİN! SIRATI MÜSTAKİMİ BUL VE İSTİKAMETTEN ŞAŞMA.AŞIRI GİTME..DÜNYANI MAMUR EDİP DİNİNİ YIKMA..AKILLI FERASETLİ OL..
“RESULÜLLAH sav ŞÖYLE BUYURMUŞTUR:”EĞER SİZ HİÇ GÜNAH İŞLEMESEYDİNİZ ,DAHA BÜYÜK GÜNAHA GİRECEĞİNİZDEN KORKARDIM. Kİ O DA”ÜCÜB—Kendini beğenmek”dür.”Seçme Hadisler sh 41. hadisi BEZZAR rivayet etmiştir.”
Büyük veli İbrahim Ethem ks hazretleri hakikatin zirvesine ermiş Allah dostlarındandır. Artık hak’la bir olduğundan, Allah’ı CC hakkal yakiyn bilme mertebesine geldiği için diğer büyük veliler gibi sade ve şatafatsız kıyafetiyle bir karyenin kıyısındaki bir nehrin şırıltısını dinleyerek fikir, zikir ve şükürle meşgu rabbiyle –Teala- ile rabıta halindeyken oradaki tarlaların, yoncaların ve mülk arazilerin sahibi cahil zenginin bir bu sade ve şatafatsız halini görerek acıyor ve cebinden çıkardığı birkaç dirhemlik akçeyi uzatıyor ve ey garip şeyh bu parayla git kendine ekmek al birde giyecek al diye şımarıkça veriyor.
Ama verdiği para ile sergilediği jest ve mimik o kadar kibirli ki eskiden varlık görmüş padişahlık makamını kendi iradesiyle terk etmiş olan velinin dikkatini celbediyor ve maddeye-maddiyata bu kadar değer ve verdiği birkaç kuruşu değişik uslupla başa kalkar gibi hareket eden kibirli toprak sahibine dirhemleri aldıktan sonra şöyle sormuş. –Senin kaç tarlan, kaç köyün var ağa diyor..Atıyorum şu kadar çok tarlam var şu kadar köylerim ve ırgatlarım var diye bir daha geriniyor iftihar ediyor maddiyatıyla.. Büyük veli yine soruyor; E y cömert ve merhametli adam o kadar malın mülkün var o fazlasının olmasını istermisin mülk ve zenginlik olarak. –Tabii isterim hatta iki misli daha olsa memnun olurum diyor para veren adam . Büyük insan taşı gediğine koyuyor o zaman sen benden fakirsin buyur al verdiğin parayı diyerek ders veriyor ve şımarık zengini irşad ediyor. Adam pişman oluyor tevbe ediyor ayaklarına kapanıyor olmasını. Sade kıyafetiyle kırda sakin duran insanın büyük kendisininse bir zavallı ve hiç olduğunu idrak ederek tevbe edip pişman olmuş…
RESÜLÜLLAHIN VE KUR’AN’I KERİM’İN HELAL KILDIKLARINI KENDİNE HARAM KILMAK İFRAT VE GÜNAHTIR.. DİNDE VE İBADETTE AŞIRILIK YOK..
Dinimiz helal ve temiz rızıkların bir takım düşüncelerle haram muamelesi görmesinide hoş karşılamıyor.Allahü teala Maide suresi 87.88. ayetlerinde şöyle buyuruyor.. “87- Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı nimetlerin temizlerini kendinize haram etmeyin,aşırıda gitmeyin.Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.”“88- Hem Allah’ın size rızık olarak verdiği şeylerden helal,hoş olarak yeyin.Hem de kendisine iman ettiğiniz Allah’tan korkun.!”
Bu ayetlerin nuzül sebebi olarak şöyle bir olay anlatılır.Sahabelerden bir grup Peygamber efendimizin ( s.a.v.) zevcelerine gelip peygamberimizin nasıl ibadet ettiğini sorarlar.Aldıkları cevap üzerine kendi amellerini azınsırlar; “Geçmiş ve gelecek günahları affolunmuş olan Peygamber (s.a.v.) efendimiz böyle ibadet ederken bizler ne haldeyiz”derler.İçlerinden biri:“ Bundan sonra ben geceleri uyumayıp devamlı namaz kılacağım.Öbürü:“ Bende sürekli oruç tutacağım.Ötekisi:“ Bende hanımımdan ayrılacağım ve asla evlenmeyeceğim.Der,ve böylece sözleşirler.Haber Peygamberimiz(s.a.v.) efendimize ulaşınca bu kişileri bulur ve onlara.“Şöyle şöyle konuşanlar siz misiniz.? Allah’a yemin ederim ki ben Allah’ tan sizden daha çok korkarım ve daha çok sakınırım.Fakat ben oruçta tutarım-iftarda ederim.Namaz kılarım uyku da uyurum.Kadınlada evlenirim.Kim benim sünnetimin dışına çıkarsa o benden değildir”, diye ikazda bulunur.-Dünya ile mücadele edip,hevasından vazgeçti.
Mukaddes dinimizin gayesi biz Müslümanların dünya ve ahiret mutluluklarını temin etmektir.Gaye bu olunca her iki hayat sahnesinin de birinin baki ötekinin fani olduğu unutulmamaksızın gereken önem ve değerin verileceği tabidir.
BİZİ BİZDEN OLAN ŞEYTANLARIN ŞERRİNDEN KORU ALLAHIM
Bizi bizden daha çok seven Allah’ımız,Ahiretin güzelliklerine işaret ederken,bizim bizden olan düşmanlarımızda dünyanın aldatıcı güzelliğine çekerek ,ahiretin ebedi güzelliklerini kaybetmemizi isterler,ve şöyle derler; - “Bu dünyaya bir kere gelmişiz,ye iç eğlenmene bak.!”Ahired de nasıl olsa yanacaksınız,bari bu dünyanızı cennet edin.”İşte böyle cehenneme bilet kesenler,sinsi ve aldatıcı yollarla insanların önlerine geçerek,ilahi gerçeklerle aralarında perde olmaya çalışırlar.Bizim görevimiz ise,O perdeleri parçalayarak ilahi gerçeklere sahip çıkmaktır. Çünkü yüce Allah (c.c.) Muhammed suresinin 36. ayetinde buyurduğu gibi;”Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir.Eğer siz iman eder ve korunursanız,size ecirlerinizi verir.Sizden bütün mallarınızı da istemez.” Ayet mealindende anladığımız gibi, her an dünya ve ahiret dengesini bozacak şeylerle karşı karşıya geliyoruz.Bazen dünya ya çok dalıp ahireti unutuyoruz,bazende ahirete çok dalıp dünyayı unutuyoruz.Oysa dünyada ,dünyanın lezzetini almadan yaşanmaz.Ancak bu lezzetler Allah’ın(c.c.) belirlediği kurallara uygun olmalıdır.Böylelikle hem dünyanın lezzetini ve hem de Allah’ın (c.c.) rızasını kazanmış oluruz.Bunu tek taraflı düşünürsek, ahiretin kalıcı nimetlerini kaybederiz.
KOLAY YOLDAN ÇIKMAK, HEMEN ALDANMAK İLİM ve İMAN ZAAFIDIR
Bir horoz ,bir tane inci bulmuş,buna bir avuç buğday vererek inciyi elinden almışlar.Bir çocuk,bir elmas parçası bulmuş,o çocuğa bir tane şeker vererek elinden elması almışlar.İşte aldatıcı dünya menfaati;buğday kadar doyurucu,şeker kadar tatlıdır maalesef.Ama aldanmayanlar tonlarca buğday,tonlarca şeker değerindeki sermayelerini korumuş olurlar.Peygamber efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki:”Sen dünya da bir garip veya bir yolcu gibi ol.” Bu hadisi şerife iman ederek nasıl hesap vermek istiyorsak öyle yaşayalım,dünyada kalacağımız kadar dünyaya , Ahiret’ te kalacağımız kadar da Ahirete değer verelim.
Hz, Osman RA’ın güzel amelini okuyalım ve onun kadar olamasak da o mübarek insanın yolundan gitmeye çalışalım… O büyük halifenin yaşadığı döneme kısaca göz atarsak.
İslâmiyet yayılmaya başlayınca, her taraftan Müslümanlar çoğalıp Medîne’ye geliyordu. Peygamberimizin mescidi dar gelmeye başlamıştı. Bunun üzerine Resûlullah efendimiz buyurdu ki: - Bizim mescidimizi bir metre genişleten Cennete gider. Hz. Osman dedi ki:
- Yâ Resûlallah, malım mülküm sana fedâ olsun! Mescidi genişletme işini üzerime alıyorum. Mescidi 40 metreye 20 metre genişletti ve bütün masraflarını karşıladı. Bunun üzerine, “Allahın mescidlerini ancak, Allaha, âhiret gününe inanan, namaz kılan, zekât veren ve yalnız Allahtan korkan kimseler tamîr eder. İşte hidâyet üzere bulunanlardan oldukları umulanlar bunlardır” meâlindeki Tevbe sûresi 18. âyeti nâzil oldu.
Bu Cuma sohbetimizi kuranı kerimden bir duayla bitirelim inşallah…Bakara suresi” 201.ayetinde “Onlardan öylesi de vardır ki: "Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik (ver) ve bizi ateşin azabından koru" Amin…diyoruz ayeti celileye, duaya…