ŞEHİD MEKANI: MEŞHED
Tahran’dan Meşhed’e trenle gitmek üzere istasyona girdiğimizde, tam ortasında bulunan yaklaşık 3x5 metre ölçülerinde büyükçe bir açılmış Mushaf Kur’an-ı Kerim maketi karşılıyor bizi. Etkileyici bir tasarımı var.
900 km olan Tahran Meşhed arası, trenle yaklaşık 12 saatlik bir yolculuk. Tam hızlı olmasa da bu trenler bizim ülkemizde otobüslerden daha hızlılar. Bize ayrılmış yataklı kompartımanlarda yapacağımız gece yolculuğunda, sohbet ve muhabbet ortamı olmasa belki yolculuk biraz daha sıkıcı olabilirdi. Tren molaları namaza göre ayarlandığı için sabah namazı için yarım saatlik mola verildiğinde, kadın erkek neredeyse tüm yolcuları, tatlı ve heyecanlı bir telaş sarıveriyor. Abdest, namaz ve trene yetişebilme telaşıyla bir anda boşalan tren, aynı telaşla bir anda doluverdi.
İran’ın ikinci büyük kenti olan Meşhed, Afganistan sınırında olup, adeta ülkenin manevi başkenti. On iki İmam’dan sekizincisi olan İmam Rıza’nın burada şehid edilmesinden sonra, ‘şehid mekanı’ anlamında ismini alan şehir, bundan sonra gelişmeye başlar ve bugünkü halini alır. Şii inancına göre, Kerbela ve Necef’ten sonra İran sınırları içinde bulunan en önemli Hacc ve ziyaret yeri. Halife Memnun’un Meşhed’e daveti üzerine, Medine’den aylarca süren yolculukla buraya gelip yerleşen ve Memnun taraftarlarınca zehirlenen İmam Rıza’nın 817 yılında şehid edilmesinden sonra yapılan türbe ve etrafının itibarı artmış, bugünkü 75 hektarlık dev bir kompleks halini almış. Yurt içi ve yurt dışından yılda 20 – 25 milyon ziyaretçiyi ağırlayan, 2.5 milyonluk bir kent, Şehid İmam Rıza yurdu Meşhed. 16. Yüzyılda Safevi Devletinin kurulmasıyla önemi daha da artmış.
Harem olarak vasıflandırılan bu kompleks içinde bulunan İmam Rıza a.s.’ın mübarek türbesinin orijinal hali, 9. Yüzyılda Harun Reşit tarafından yapıldı. Saldırılar sonucu zarar gören türbe ve çevresi 1009 yılında Gazneli Mahmud tarafından yeniden düzenlendikten sonra da Moğol saldırıları sonucu oldukça zarar gördü. Restore edilen türbeye 15. Yüzyılda Timur’un oğlu Şahruh zarar vermediği gibi saygılı davrandı. 18. Yüzyılda önemi daha artan türbe’ye Sünni olan Nadir Şah sahip çıkarak, düzenleme ve genişletme çalışmalarına ağırlık verdi. 42 metre çapında 7 metre yüksekliğinde olan türbenin kubbesi tamamen altın olup, içi tamamen hat sanatı ile Kuran Sureleri yazılmıştır. Türbe bölümünün iç çevresinde, gümüş kafes içinde bulunan asıl mezarın etrafında, mavi ton ağırlıklı çini duvarların yukarısında, ayna ve kristalize cam süsleme sanatının büyüleyici görkemi, ortamın manevi atmosferine zarar vermekten çok, ihtişamıyla büyüleyici bir tesir altına almak maksadıyla düşünülmüş olsa gerek. Esas binanın iki yanında bulunan komple çini süslemeli minareleri ve altın kubbe, İmam Rıza Caddesinin ufkunda heybetli ve ihtişamlı bir görüntü oluşturmaktadır.
Şehrin uçsuz bucaksız caddelerinin tamamının kesiştiği merkeze kurulan bu türbe etrafında şekillenmiş, adeta tüm şehir. Hem maddi, hem de manevi olarak şehrin kalbi konumunda olan bu yer, şehrin tamamını etkisi ve nüfuzu altına almış durumda.
Yılın her vaktinde sürekli açık tutulan ve yoğun ziyaret edilen bu türbe özellikle İman Rıza’nın veladet ve şehadet yıldönümünde dolup taşıyor.
Evladı Rasul İmam Rıza a.s.’a hakkıyla konuk olabilmek için, ziyaret duası, ziyaret namazı ve veda duası gibi ziyaret adabına dair ritüelleri yerine getirmek, alabildiğince burada geçirilen zamanda, Kur’an, dua ve zikrle vakit geçirmek gerekiyor.
Ülkemizdeki türbe muaşeretinden çok daha ağır bir ilgi ve ihtimamın gösterildiği türbedeki kafesli mezar bölümüne yaklaşabilmek, dokunabilmek ve dua edebilmek için ihtişamlı izdihama tahammül etmek gerekiyor. Yakarış, dua ve gözyaşı ile mezarda yatan muhteremin en yakınında bulunabilmek için yarışan insanları garipsesek de, duamız ve yakınlığımızı onlar kadar ifade edemesek de, Kabe’de bulunan Hacer’ül Esved bölümündeki izdihama yakın bir izdiham içinde sürüklendik dakikalarca.
Bizim memleketimizde kapitalizmin tapınakları olarak inşa edilen dev ‘alış veriş ve yaşam merkezleri’ne nisbet bu yapı, orada yaşayanların ve gelen İmam Rıza dostlarının kompleks bir ibadi yaşam merkezi.
Türbe etrafında oluşan bu yapı kapsamında, üç farklı çok katlı müze, dört katlı kütüphane, üç katlı yemekhane, tanıtım, yayın ve ağırlama bölümleri ile birbirine bağlantılı eyvanlardan ve sekiz avludan oluşan büyük bir camii bulunuyor. Anlayacağınız hayatın tüm ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte düşünülmüş, tam bir yaşam kompleksi.
İMAM RIZA MÜZELERİ: 3 Katlı Merkez Müze’de, zaman içinde değiştirilen türbenin kafes ve örtülerinin yanı sıra, özel şahısların İmam Rıza hürmetine müzeye bağışlamış oldukları değerli antika eşyalar, para-pul kolleksiyonu, eski dönem savaş aletleri, tarihi ölçüm aletleri, astronomi aletleri, resimler ve tablolar gibi bir çok değerli eşyalar bulunuyor.
Diğer bir bölümdeki ikinci müzenin birinci katında, eski İran halıları sergisiyle beraber, dokuma ve boyama resim örnekleri ve bir üst katta da yüzden fazla eski el yazması Kuran-ı Kerim’lerin sergilendiği bir salon bulunuyor. Çok güzel ve düzenli tefriş edilmiş müzede asıl sorumlu görevlinin yanı sıra çok sayıda gönüllü görevli İmam Rıza hürmetine burada karşılıksız olarak görevlerini yerine getiriyorlar.
İMAM RIZA YEMEKHANESİ: İmam Rıza hürmetine her gün başka ülkelerden ve şehirlerden gelen on binlerce misafire verilen yemeği yiyebilmek için gün evvelinden belgeleri ibraz edip yemek fişi almak gerekiyor. Üç katlı yemekhanede şifa niyetine verilen, pilav, kebap ve yoğurttan yiyebilmek veya bu yemeklerden bir bölümünü yakınlarına götürebilmek için insanlar büyük bedeller ödemeye bile hazırlar. Yemekten bir şekilde nasiplenebilmek için birçok insan yemekhane kapısında bekleşiyorlar.
Çok ferah ve temiz olan yemekhane ve buranın diğer giderleri, burada harcanmak üzere verilen himmet ve bağışlardan karşılanıyor. Normal zamanda günde 15 bin civarında insanın yemek yediği bu mekan, özel günlerde bu sayının birkaç katı insana da yemek verebiliyor.
İMAM RIZA KÜTÜPHANESİ: Mescit müçtemilatında binlerce eserin bulunduğu dört katlı dev bir kütüphane de bulunuyor. Akademik araştırmaların yapıldığı özel bölümler yanı sıra, 72 farklı dilden kitapların bulunduğu kitaplar bilgisayar ortamında talep edilip ödünç alınabiliyor. Dergi ve gazete kütüphanesi, elektronik bilgisayar kütüphanesi, kitap okuma bölümleri gibi mekanlar kadınlara ve erkeklere iki ayrı bölümde hitap ediyor. Günlük ortalama 3 bin kişinin istifade ettiği kütüphanenin girişinde mermer üzerine ve mescidinin tavanında ahşap üzerine dekoratif bir şekilde Kur’an-Kerim’in isimlerinin yazılı olduğu bir anıt mevcut.
İMAM RIZA KONFERANS SALONU: Yine mescidin bir başka bölümünde 700 kişilik muazzam ve muntazam bir konferans salonu bulunuyor. Tefrişatı, tavan ve duvar süslemesi, doğal boyalarla özel desenlerden yapılmış bu kütüphanede de görmeye değer ince işçilikli, ahengli bir tefrişat söz konusu. Uluslar arası toplantıların yapıldığı, anfi ve mikrofon sistemli koltuklu bu salonu gören, dünyanın birçok yerinden gelen katılımcılar, bunun gibi görkemli salonu dünyanın hiçbir yerinde görmediklerini ifade ediyorlarmış.
Kütüphane gezimiz boyunca bize mihmandarlık eden Seyit isimli kütüphane görevlisi, hoş Azeri şivesi ile bizlere unutamayacağımız Şeyh Baha menkıbelerinden bir demet takdim etti, konferans salonunun arka koltuklarında…