Kaderin cilvesine Takdir-i İlahi’nin hikmetine bakın ki 28 Şubat Milli Güvenlik Kurulu’nda saatlerce baskı ve zulme direnen Erbakan Hoca 28 Şubat’ın 14. yıldönümünde Rabbine kavuştu. O bir kahramandı. O meşhur “Savunan adam”dı. O Türkiye’de ilk defa ‘ne sağcıyız’, ‘ne solcu’, İslamcıyız İslamcı fikriyatını ortaya koyan büyük bir siyaset adamıydı. O yine ilk defa göreve gelen İslamcı bir başbakandı. O ilk defa başbakan olduğu halde partisi kapatılan başbakandı. O milletin değerlerini bayraklaştıran bir siyaset ve dava adamıydı. Hayatı büyük mücadelelerle geçmiş bir mücahitti. Dünyanın dört bir yanındaki Müslüman milletler onu mücahit Erbakan olarak bilirdi. O bir emperyalizm düşmanıydı. O bir Siyonizm karşıtıydı. O yepyeni bir dünya kurmak isteyen büyük hayalleri olan büyük bir liderdi. O, on binlerce - yüz binlerce kalbi imanlı dava adamı yetiştiren bir hocaydı. O bugün Başbakan Erdoğan’ın da, Cumhurbaşkanı Gül’ün de, Arınç’ın da hocasıydı. Bugün iktidarda olanların büyük bir çoğunluğu onun rahle-i tedrisatından geçmişti. O, 28 Şubat’a direnen bir adamdı. O, gözyaşlarını içine akıtan, ruhunda fırtınalar kopan milli bir siyasetçiydi. 28 Şubat denilince akla ilk olarak Erbakan gelirdi. Bugün 28 Şubat ve yine akla ilk o geliyor. Bu kez rabbine kavuşmasıyla gündemde. Partiler kurdu, partileri kapatıldı, siyaseten yasaklandı ama o hiç yılmadı… Son nefesine kadar Genel Başkanlığı sürdürdü… Hayatı boyunca uğramadığı iftira kalmadı… Atılmadık çamur kalmadı… Umreye gitti hakaret ettiler, hacca gitti (küfrettiler), Allah dedi, irtica dediler, büyük Türkiye dedi vurun dediler, yepyeni bir dünya dedi, devirin dediler. 80 Yıllık ömründe neler görmedi ki Hoca… Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Ömrü boyunca çizgisinden hiç sapmayan düzgün bir siyasetçiydi. Bir o kadar da milli idi. Hatta öyle ki Milli Görüş adında bir fikir koydu ortaya. Adil düzen onun sözcüğüydü, Milli Görüş o demekti.
D-8’leri o kurdu. Denk bütçe tarihte onunla ortaya çıktı. Şimdi ebedi istirahatgahına uğurlanacak.
Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi, Fazilet Partisi, Saadet Partisi hep onun kurduğu partilerdi. Hep rüzgâra karşı savaştı. Aklında düzeni değiştirmek vardı. Zulüm düzeni değişmeli diye söze başlardı. Sadece Türkiye’deki düzeni değil, dünyadaki emperyalist düzeni de değiştirmek hayalindeydi. Hayatı iman-cihat ekseninde değerlendiren bir kahramandı. Kahraman diyorum çünkü ömrü mücadeleyle geçmiş birisiydi. Boyun bükmemiş, baş eğmemiş, çizgisinde kırılma olmamış bir siyaset adamı olarak tarihe geçmiş durumda.
1988-89 döneminde ben de Erbakan Hocamın yakınında bulunmuştum. Milli Gazete Ankara bürosunda gazetecilik yaparken yakından izliyordum. Yurt gezilerine seçim çalışmalarına onunla birlikte gidiyordum. Köy köy, kasaba kasaba dolaşırdı. Beş vakit namazını asla ve asla aksatmazdı. İnancı ve ibadeti kuvvetli bir Müslüman’dı. Nasıl bilirdim? İyi bilirdim. Allah Rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.
Belki son zamanlarda özellikle Fazilet Partisinden ayrılanlar Ak Parti’yi kurduğunda gönlü biraz kırılmıştı, Erdoğan’a, Arınç’a Gül’e biraz buruktu. Hatta en son Numan Kurtulmuş’a da biraz kırgındı ama gönlü yine bu yetiştirdiği insanlara karşı tertemizdi. Yine de bizim çocuklar diyordu. İyi insanlar bunlar diyordu. Siyaseten çakışan sözler sarf etmiş olabilirdi ancak muhatapları yani Ak Partililer ve Has Partililer bunu anlayışla karşılıyor, ‘O bizim hocamızdır ne derse desin ona karşı saygıda asla kusur etmeyiz’ diyorlardı. Biliyorlardı ki kökleri oradan geliyordu. En son hastalığında Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Arınç kendisini ziyaret etmişler, geçmiş olsun demişler, kimileri de telefonla hatırını sual etmişlerdi. Aslında büyük bir fark da yoktu aralarında zaten. Sadece yöntem farkı diyebiliriz. Birisi dümdüz yoldan gitmek isteyen ve çıkan engellere karşı direnmek gerektiğini söyleyen bir siyasetçi diğer talebeleri ise daha dolambaçlı ve tehlikesiz bölgelerden yürüyerek hedefe gitmek isteyenler. Ben farkı böyle görüyorum.
Erbakan Hoca misyon adamıydı. Bir misyonun kurucusu, uygulayıcısı ve lideriydi. Dünya Müslümanlarının başı sağ olsun. Mekânı cennet olsun… Hakkını helal et hocam.