ALKIŞ
*Erbakan Hoca hakkında güzel şeyler söyleyenlere,
DUYDUNUZ MU?
*Erbakan Hoca’nın tam 28 Şubatın yıldönümünde rabbine kavuştuğunu,
*Erbakan Hoca’nın cenazesinin yarın Fatih Camiinde kılınacak namazdan sonra toprağa verileceğini,
*Erbakan Hoca denilince akla ilk olarak Ahmet Taşgetiren’in savunan adam yazısının geldiğini,
*Bugün ülkeyi yönetenlerin büyük bir bölümünün Erbakan Hoca’nın talebesi olduğunu,
*Erbakan Hoca’nın hayatı boyunca engelli ve badireli bir yolda yürüdüğünü,
*İmam Hatipler Kur’an ve ezan okuma yarışmasının yapıldığını ve gönülleri fethettiğini,
*Erbakan Hoca’nın bitmeyen bir azmi ile dikkat çektiğini,
*Eski siyasetçilerin birer birer darulbeka ettiklerini,
*Erbakan Hoca’nın Gannuşi’yi kabul edeceği günden birkaç gün önce vefat ettiğini,
*Erbakan Hoca’nın vasiyetine göre resmi tören istemediğini bu yüzden resmi bir tören yapılmadan cenaze namazının kılınarak defnedileceğini,
*Erbakan hoca’nın da merhum Yazıcıoğlu gibi seçimlerden önce vefat ettiğini,
HOCA-MÜCAHİT-MİLLİ GÖRÜŞÜN LİDERİ
Erbakan Hoca tam bir deryaydı. Hakkında bundan sonra çok kitap yazılacaktır. Erbakan Hoca hem profesördü, hem dinine bağlı bir liderdi bu nedenle adı Hoca idi. Mücahitti Türkiye ve dünya Müslümanları onu Mücahit Erbakan diye biliyordu. O Milli Görüşün lideriydi. Milli bir liderdi, antiemperyalistti. İslamcıydı. O savunan adamdı. Partisini ve davasını savunmakla geçmişti hayatı. Ne badireler görmüş ne zorluklarla karşılaşmıştı. Ama yılmamış, yıkılmamış, tek kişi kalsa da mücadelesini devam ettirmeyi düşünmüş bir kahramandı. 28 Şubatın tam yıldönümünün arifesinde hayata gözlerini yummuş olması da kaderin bir cilvesiydi. Anlamlı bir hakka yürüyüştü.
BİN YIL SÜRECEK DEDİLER
Bugün 28 Şubat 2011. Yani 28 Şubat sürecinin 14. yıldönümü. Zamanın Genel Kurmay Başkanı Kıvrıkoğlu’nun 28 Şubat bin yıl sürecek dediği post modern darbe sürecinin üzerinden 14 yıl geçmiş. Bugün Türkiye çok daha değişik bir Türkiye. O karanlık dönemlerde diyorduk ki görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler diyorduk. Gerçekten de güzel şeyler oldu. Bugün darbeciler yargılanıyor. Darbecilerin gerçek yüzleri birer birer ortaya çıkıyor. Ülkeyi kaosa ve karanlığa götürmek isteyenlerin oyunları birer birer deşifre oluyor.
28 Şubat darbesini o günlerde alkışlayanlar, ona çanak tutanlar, siyasette, medyada ve toplumsal hayatta tasfiye oluyorlar. 28 Şubatın siyasi aktörleri tasfiye oldular. Medya aktörleri de büyük bir bozgun yemeye başladılar. Yine o günlerin tabiri ile beşli çete olarak algılananlar bugün neredeler?
Dönemin Genelkurmay Başkanları, Karadayı, Kıvrıkoğlu, 28 Şubatın baş aktörlerinden olan Çevik Bir, Güven Erkaya, Tuncer Kılınç neredeler? Ergun Poyrazlar, Sisi’ler, Kalkancılar, Şahinler ne durumdalar?
Muhafazakârların üzerinden bir silindir gibi geçip giden 28 Şubat tarihe kara bir leke olarak kazındı. O günün mağdurları bugün gücü elinde bulunduruyorlar. 28 Şubatta hapse giren Erdoğan bugün kudretli bir Başbakan değil mi? O gün profesörlüğü bile elinden alınmak istenen Beşir Atalay bugün İçişleri Bakanı değil mi? Aradan ne geçti 14 yıl. İşte dünya böyledir. O kızıl süreci hiç bitmeyecek sanıp korkuya kapılanlar korktuklarından dolayı bugün bir eziklik içinde olmalı. Bin yıl sürecek diye enaniyete ve kibre kapılanlar ise büyük bir şok geçiriyorlar. Millete karşı kurulan tuzak hiçbir zaman karşılıksız kalmaz. Mazlumun ahı hiçbir zaman boşta durmaz. Çıkar aheste aheste. Çünkü bu süreci tezgahlayanlar bu millete kan kusturdular, gözyaşlarını sel ettiler, insanlarımızı işinden, aşından ettiler.
Bu kızıl süreçte bir yandan dindarlara, muhafazakârlara büyük bir baskı, sindirme, tasfiye operasyonu yapılırken diğer yandan cambaza bak cambaza taktiği ile kasalarını keselerini doldurdular, bankaları hortumladılar, milletin malını talan ettiler, resmen yağmaladılar. Bunun getirisi olarak da 2001 krizi patladı.
Partileri kapattılar, milletvekillerini tehditle partilerinden ayırdılar, tankları yürüttüler, yüksek yargıya emir ve direktifler verdiler, medyayı yönettiler, Müslüman halkın değerlerine savaş açtılar, ama sonuç?...Sonuçta halk bu böyle gitmez dedi ve onlara büyük tokadı indirdi. Bir daha doğrulamazlar.
28 Şubat batıdan esen kızıl bir rüzgardı. Hem de kıpkızıl. Önüne kimleri kattıysa sürükleyip götürdü
Bugün Balyozcuları tartışıyoruz. Kimileri bu darbe planını düzmece bir kurgu olarak tanımlıyor. Sanki 28 Şubat darbesini yapan bu zihniyet değilmiş gibi. Şartları olgunlaştırıp 12 Eylül’ü yapan zihniyet bunlar değilmiş gibi. Sanki 27 Mayıs’ta darbe yapıp Başbakanı asan bunlar değilmiş gibi. Daha dün yansıdı gazetelere. Asker 28 Şubat’ta dönemin Cumhurbaşkanı Demirel’e darbe tarihi bile vermiş. 13 Haziran. Yani iktidarı düşürmeseler 13 Haziran’da tıpkı 12 Eylül gibi darbe yapacaklarmış. Bunu yapanlar Balyoz’u, Sarıkız’ı, Ayışığını yapamaz mı? Ülkeyi kafese alamaz mı? İrtica ile mücadele eylem planını hazırlayamaz mı? Islak imzaları atamaz mı? Pek tabi yapabilirler.
Bugün Ergenekon’u savunanlar, Balyoz’u savunanlar 28 Şubat’ta brifingleri alanlardır. 28 Şubat gerçekleşirken ağızları kulaklarına varanlardır. Onlar darbelere alkış tutanlardır. Onlar siyaseten iktidarı ele geçiremeyip darbe yoluyla koltuklara oturmak isteyenlerdir.
28 Şubat bir Amerikan projesidir, Neocon projesidir. Amerika ve İsrail kendilerine potansiyel tehdit olabilecek bir siyaseti ve toplumu dizayn etmek istemiş, o günlerde bunda başarılı da olmuştur. Şimdi darbelerle hukuken mücadele sürecindeyiz. Nereden nereye.. Bakalım bundan sonra görelim Mevla neyler neylerse güzel eyler……
MIŞ
*Allah için yaşayan, Allah için ölen insandan daha güzel ne olabilir ki?
DAMLA
Elmas nasıl yontulmadan mükemmelleşmezse, insan da acı çekmeden olgunlaşmaz.
|