AKİF BEKİ’NİN “İNDÜS VADİSİ İNCİLERİ” İLE BİR KART KURT DENEMESİ OLARAK POF.DR. ORHAN TÜRKDOĞAN’IN “ETNİK SOSYOLOJİ”ANTROPOLOJİK ARAŞTIRMASI
“HEPİMİZ MUSİKİ NOTALARI GİBİ BİRBİRİMİZDEN FARKLI OLSAK BİLE YİNE BİRBİRİMİZ İÇİN DEĞİL MİYİZ?” Ruso
Akif Beki’nin “İndüs Vadis İncileri”kitabını okuyalı zihnim etnik ve etniklik konusunda berraklık kazanmıştı. Yani Kur’ani açıdan insan ve insanlık mevzusu benim zaviyemden bitmişti. Kalbim mutmain olmuş vaziyette yani işin aslını imanım ve inancım açısından kendi etnisitem ve beşeriyetin etnik kökeniyle ilgili Kur’an ın inzal buyurduğu hakikati öğrenerek 50 yıldır kalbi ve zihinsel problematiğim olan ırk ve ırkçı paradigmalara karşı esaslı/güvenli, imanlı duruş sergileyecek duruşu kazanmamı sağlamıştı İndüs Vadisi İncileri. Sonradan baktığım ve incelediğim Bakare suresi 213. Ayeti kerimesiydi Akif Beki beyin istinatgahı.
Akif Beki kitabında “Kayıp Dil”konusuna değiniyor ve kayıp dilin Hz. Adem atamızın konuştuğu dil olduğunu ve bu paradigmanın; Tevrat, İncil, Zebur ve Kitab ı Kerimimiz Kur’an dahil 4 kitabın 4 ündede aynen kabul ve tasdik edildiğini izah ediyor. İnsanlık Hz. Adem AS dan Hz. Nuh AS’a kadar bütün dönemlerde konuşulan tek dil Adem peygamberin dili diyor.
Yüce yaratıcının rahmetinin muktezası olarak tufan olayı gerçekleşiyor. Tufanda da esas amacın Allah’ın arzını boş bırakmayacağı, kullarını arzın çeşitli kıtalarına ülkelerine dağıtarak yaydığını ve kullarını arzın imarıyla vazifelendirdiğini, tabi tufanla gelen dağıtış ve insanlığı yeniden yaratışta arz dağılan kulların ağızlarına haliki kerim tarafından birer “DİL”konuyor. Şunlarla şöyle odluda şu dil doğdu A şöyle türedi B şöyle şöyle icat oldu türü dırıvırılar imani hakikate arkası ve kalpleri zıt olan anti iman, pozitifist ve emperyalist düzmecelerdir. Şu dil şuradan türedi türü ırkçı çabalar gülünç komik ve alçaklık komedyasından ibarettir. Kur’an ın hakikatinin olduğu yerde her şey zaman kaybı uğraşlardır tüm söylemler. Allah kullarını tufanla arza dağıttı ve her mıntıka insanının ağzına dilini yaratarak koymuştur. İman sorunu olanlar sindiremeselerde her etnik yapı kendisidir, başkası olamaz. Taşıma suyla değirmen dönmez sözü ne kadar doğru. Korkutarak asit kuyusunda yakarak inkar ettirsende hakikatın kaybolmama özelliğ vardır. Hz. Nuh AS tufanıyla arza dağıtılan ve bu günkü insanlık aleminin aslını anlatan bakare suresi 213. Ayeti Celilesi şöyle buyuruyor.”NAS”İNSANLAR BİR TEK ÜMMET İDİ.Allah Teala müjdeleyici ve korkutucu olan peygamberler gönderdi. Ve onlar ile beraber hakka mütallik kitap indirdi ki nas ( İnsanlar)arasında ihtilaf ettikleri –Irk, insanın etnik sosyolojisi—hususa hükmetsin. Halbuki kendilerine apaçık deliller geldikten sonra aralarında olan ihtirastan dolayı “DİNDE”ihtilafa düşenler o kendilerine kitap verilenlerden başkası değildir. İmdi Allah Teala iman edenleri ihtilaf düştükleri hakka kendi iradei ilahiyyesiyle ulaştırır. Ve Allah Teala dilediğini doğru yola hidayet eder.”
ETNİK SOSYOLOJİ ve Prof. Dr. ORHAN TÜRKDOĞAN
Prof. Hüsrev Hatemi kitabı görünce”Adı bile ürkütücü olan bir kavramın sosyolojiye dönüşmesi çok önemli bir adımdır”iltifatı ile karşılanmış. Halbuki Batı’da azınlıklar ve etnik sosyoloji gündemdeki yerini sürekli korumuştur. Ülkemizde etniklik uzun süre korkulu rüya haline getirilmiş. Bütünlüğümüzün parçalanması vatanın elden gitmesiyle özdeşleştirilmiş, yanlış politikalar yanlış yaralar açmıştır. Prof. Türkdoğan araştırmasını röpörtaj şeklinde değilde halkın içinde yaşayarak katılımcı gözlem yaptığını söylüyor.
Malakanlar, Estonlar, Kürt aşiretler, Aleviler, Don kazakları, Türk Kazakları, Kurmançlar VE Zazalar’la antropolojik görüşmeler ve incelemeler yaptığını söylüyor Türkiyemizde birer köy nufusu olmayan bu azıcık toplulukların nesini incelediğini merak edenler Etnik Sosyoloji’yi okuduklarında ilmi bir eser değil boş bir balon ve hava civa bulacaklar ilim ve ilmi hakikat yerine. Bir de Karamanlılar konusunu incelemiş. Yunan asıllı olup Türkleşen ve Müslümanlaşan etnik grup olarak.
KADAVRA KADER İSE, RUSO’NUN DEYİMİ İLE HEPİMİZ NOTALAR GİBİ BİRİBİRİMİZ İÇİNSEK BİR BİRİMİZE HİLE YAPMAYALIM YALAN SÖYLEMEYELİM
Kısaca kitap hakkındaki fikrim derin yerlerden yazdırılmış, ilmi hakikatler yerine yarım okumuşları resmi ideoloji yürürlükteki statüko ve dayatmalar doğrultusunda yönlendirmek insanları resmi görüşleri okumak zorunda bırakma çalışması, ya da kazalarına çok heykel dikerek kaymakamlıktan valiliğe yükselen yöneticiler gibi bu eserle daha mühim yerlere gelme uğraşıdır sayın Prof. Un yaptığı. Sebebi kitabın münderecatındadır.
620 sayfa civarıdaki kitabı açılan büyük bir kitap fuarından 25 lira gibi bana göre çok ağır olan bir fiyata almıştım. O da çok indirimli fiyatıymış. 400 sayfaya yakını Amerikaya yapılan İspanyol, spanik, Portekiz vesaire 300 milletin üzerinde Amerikan ve Batılı bilim adamlarının yaptıkları etnik/ sosyolojik eserleri terceme ederek kendi eseri gibi okuyucuya kakalamakla dolduruldu.
Bu Amerika’daki acımasız etnik/ırksal siyah beyaz deri savaşlarını terceme ederken arada kendi fikirlerini de işiyor. Ve hatta bir yerde bizim Osmanlı da böyle şeyler olmamıştır çünkü bizim ÜMMET ŞEMSİYESİ gibi batılılarda olmayan üstün bir kaynaştırıcımı/birleştirici ideolajimiz var diyince hayli umutlanarak geri kalanınıda zaten var olan Çerkez inadıyla okudum. Kitabın başına evrimci bilim adamı Sigmun Freud’un “Kadavra Kaderdir”sözüyle Ruso’nun bizler notalar gibiyiz sözlerini almayı da ihmal etmemiş sayın prof.
KİTAP OKUMAK İCAD OLALI BU KADAR OKUNMAYA DEĞMEYECEK KİTAP GÖRMEDİM
Bizim ümmet gibi üstün bir yapımız inancımız var diyerek Batılılara ve Amerikalılara çalım atan yazarımız yazının sonlarına doğru esas meseleye geldi esasın esası olan kendi fasayalarını kusmaya başladı. “Türkmenleşen Kürtler””Kürtleşen Türkmenler” diyerek başlayan faraziyeler gide gide dünya da KÜRT diye bir milletin olmadığı ilmi yüksek hakikatine çıkıyor kendi ilmi ile hayallerini harmanlayarak. Kafkasların hepsi Türk asıllı oluyor. Lezgi, Avar vs. Kafkaslarda 36 dil var Araplar “Cebeli elsine –Diller dağı” derler geçmiş ve tarihe karışmış ne kadar uygarlık var hepisini Türk ediyor. Ben böyle diyorum ama yabancı bilim adamları kabul etmiyor diyerek de ağzından kaçırarak satır aralarında.. Urartular, Elamlılar, Keldaniler, hepsi Türk diyor.
15 nufusun yaşadığı Abaza köüyüne gidiyor 4 kişiyle görüşme yapıyor. Orya maydanoz olsun diye birkaç Çerkez adeti ve atasözü sıkıştırıyor. Bizim Çerkezlerde böyle ufak tefek gazı sever yazar olayın farkında ve bilinçli yapıyor. Dünyanın en iyilerinin, tarihin en üstünlerinin Türk olmasından kocunan adam değil hain ama yalan şeyleri ilmi hakikatler gibi yazarak Mehmet Akif merhumun islamın kolu ve kılıcı dediğ bu aziz milleti komik yalanlarla aydınatanlar ve sömürenler daha hain. Bir yerlere şirin görünmek için Kürt insanını yok saymakla yok olmuyor. 40 yıldır emeklinin hakkı, işçinin hakkı olan, fakir fukara hazinenin olmayan parası Cudi dağlarına, Gabar dağlarınıa ve bilmem ne cehennemlere boşu boşuna bomba olarak görünen dolar ve eurolar olarak atılıyor. Dün katıldığım radyo programında da söyledim bu işin planını projesini ve derin planını bu tür yalan söyleyen sahte bilim adamları yapıyor. Bedelin her hafta birkaç evladı şehit olarak gelen Anadolu insanı ödüyor. Etnik Sosyoloji kitabını Prof. Dr. Orhan Türkdoğan alıntılarla doldurmuş kısaca ama kendi görüşü olarak tek bir ünite koymuş dünyada KÜRT diye bir şeyin olmadığını ispatlıyor. Yani kart kurt meselesi..İşte pkk denen hain örgütü kudutturan ve haklı olarak Kürt halkını rencide eden kadro. Haini dağda aramakla olmuyor. Hıyaneti ekenleri iyi tespit etmek lazım..Bölücülük bu kulvardan başlatılıyor. Tez antitez çarpışınca Güneydoğudan da terör olarak geri dönüyor.
Cumhuriyetin ilk yıllarında egemenler Sivas a çok yüklenirlerdi. Aşırı önem verirlerdi dinsizleştirme ve balo senfoni gibi taklitini sevdikleri ağalarının yöntemini çarıklı fakir halka dayatırlardı bu iş için seçilen merkezlerden biri de Sivastı. Sivasa Cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası getirilmiş. Ama salon dolusu adam bir hafta evvelinden eğitilmiş şöyle alkışlayacaksınız şöyle papyon takacaksınız vesaire. Neyse orkestra gelmiş ve çalmış tantanalarını bir alkı salon yıkılmış adeta. Senfoni orkestrasının şefi hayran kalmış alkışa Sivaslılar ne kadar sanat şinas diye çarşıya çıkmış dükkanlara girmiş. Halkla hasbihal ederken bu gün konser verildi gittinizmi konsere diye bir kamuoyu yoklaması yapmak istemiş şef bey. Ordan zorla alkışlamaya götürülenlerden biri fırlamış “Sivas, Sivas olalı böyle eziyet görmedi”konserininde şefininde getireninde diye kalaylamış. Evet kitap icad olalı bu kadar çelişki ve ilmi haysiyetsilik dolu kitap belki yayınlanmamıştır benim zaviyemden. Benim gibi inat çıkarmı okumak için bilmem ama ben böyle buldum..Hiç bu kadar eziyet çekmedim ama bitirmek zorundaydım başlamıştım..