Uzun zamandır babamın hastalığı nedeniyle günlük yazılarıma ara vermiştim.
Doğrusu gündemi de takip edemiyordum.
Tamda Erbakan Hocamın Rahmana yolculuğu üzerine yazı yazmayı düşünürken ‘Çerkes Hakları İnisiyatifi’ adı altında demokratik bir eylemin ortaya konulacağı haberi mailime geldi.
Bu inisiyatif ve yapacağı demokratik eylem ile ilgili yazılanların ve yapılan olumlu-olumsuz eleştirilerin çoğunu okudum.
Meseleye çeşitli perspektiflerden bakılarak, ideolojik birçok değerlendirmeler yapılabilir ve nitekim yapılmaktadır da.
Çerkes toplumunun sosyal-siyasi-kültürel temsili için kurulmuş birçok vakıf ve derneklerin çeşitli değerlendirmeleri de söz konusudur.
İnsiyatifi oluşturanlar, Ülkemizdeki demokratikleşme sürecini dikkate alarak, Çerkesleri diğer etnik kökenlerle aynı zaviyeden ele alıp, bu demokratikleşme sürecinde etnik kökenli halklara tanınacak olan haklardan kendi payına düşeni alabilmenin yolu olarak bir ‘Demokratik Eylem’ ortaya koymayı düşünmüşler.
Bu düşüncelerinin arka planında, Çerkes toplumunu temsil eden vakıf ve dernek gibi kurumların yaptıkları çalışmaları yeterli bulmamışlardır.
Özellikle şunların altını çizmek gerekir.
1-Öyle önüne gelen herkes, bir inisiyatif oluşturarak, Çerkesler üzerinde bir şey yapmanın önü açılırsa, ileride çok olumsuz sonuçlara sebep olacak manipülasyonlara meseleyi açmış olursunuz.
Dolayısıyla var olan ve temsil hususunda bir problemi olmayan birçok vakıf ve dernekler bu noktada önemlidir.
Vakıflar ve derneklerin kurumsal açıdan yaptıkları fonksiyonları eksik ve hatta yanlış olabilir.
Bunlar kurum içinde giderilebilecek şeylerdir.
2- Çerkes toplumu, öyle rasgele bir hamasetin ve bir tepkinin oluşturduğu, ideolojik kimi zaviyelere oturtulabilecek bir toplum değildir.
Çerkesler ‘ETNİK’ kökenli halklardan bir halk değildir.
Çerkesler, anayurtlarından ,‘HİCRET’ eden İslam milletinin bir parçasıdır.
Bu ülkedeki konumları;
Mekke’den Medine’ye hicret eden ilk Müslümanların statüsü ile aynıdır.
Bu Statü-konumun hukuku ile etnik kökenli halkların hukuku çok farklıdır.
Çerkeslerin, bir takım Dil ve kültür bakımından kendilerinin toplumsal kayıpları kendilerine verilmemiş veyahut ellerinden alınmış bir takım haklardan kaynaklanmamaktadır.
Osmanlı ve sonrası yaşanan tarihsel sürecin ortak bir kaderinin sonucudur.
Osmanlının son dönemi-savaşlar ve Türkiye’nin kuruluşu bir anlamda da Muhacir Çerkeslerin Tarihidir de.
Çerkes Muhacirleri ‘Ensar’ gibi kucaklayan Türk kardeşlerimizle birlikte omuz omuza bulunduğumuz mevzide, önümüzdeki karavanadan bir talepte bulunmak abesle iştigaldir.
Tırnak içinde bir Kürt meselesi çerçevesinde, bu süreçte hak arama talepleri, sonuç itibarı ile Muhacir Çerkeslerin toplumsal varlığıyla örtüşmez.
Bu anlamda Türkler ne ise Çerkesler de odur.
Türkler ne kaybetti ve ne kazandılarsa Çerkesler de aynı şeyleri kaybedip kazanmışlardır.
Türkiye’nin ve burada yaşayan ‘Millet’ Kavramının ana unsuru Türkler ve Çerkeslerdir.
Bu ana unsurdan etnik köken hakları v.s gibi konjöktürel ve izafi taleplerle Muhacir Çerkezleri koparmak, altınla tenekenin yer değiştirmesi gibi abes bir şeydir.
Çerkes dilinin ve kültürünün yozlaşarak kayboluyor olması, bir uyum politikası neticesi değildir.
Modernizmin toplumları uğrattığı sosyo- ekonomik ve siyasi değişimlerin neticesidir.
3- Küreselleşen dünyada Türkiye’nin değişerek geçtiği bu ‘Demokratikleşme’ sürecinde, bir ‘Millet’ ve bu milletin mensubu olarak kendisini algılayamayanların (Grupların-kesimlerin) taleplerinin tekrar kendi toplumlarıyla örtüşüp-örtüşmediğine bakmaları gerekir.
4- Çerkesler Müslüman bir toplumdur.
Muhacir olmamızın nedeni de bu temel hakikatimizdir.
Gayri Müslim Çerkeslerin bütün insani meseleleri de bunun içinde algılandığında bir anlamı ve çözümü olabilir.
İslam Milleti içinden kendini soyutlamış bir ‘Çerkes toplumu’ geleceği yoktur.
5- Bu çerçeveden bakarak;
İyi niyetlerinden şüphe etmediğimiz, Madem bir kısım arkadaşlarımız –kardeşlerimiz, ‘Çerkes Hakları İnisiyatifi’ adı altında bir ‘Demokratik eylem ‘ kararı almışlar ve bu karar kamuoyuna duyurulmuştur.
Artık çok farklı manipülatiflere kapı açmadan
Destek verip bu eylemi Çerkeslere Yakışan bir şekilde yapmaktan başka bir yol kalmamıştır.
Seçim sathi mahaline girildiği bir dönemde, içinden kimi siyasi mülahazalar çıkarılacak şeylere fırsat verilmeden yapılması gerekir.
6- Türk Hakları- Çerkes Hakları-Kürt Hakları-Arnavut Hakları, v.s.
Şeklinde algının hiçbir akli- toplumsal tutarlılığı ve temeli yoktur.
Bu bağlamda ‘Çerkes Hakları İnisiyatifi’ anlamsız bir isimlendirmedir.
Sonuç itibarı ile:
‘Çerkes Hakları ‘ gibi bir kavramlaştırmadan başlayıp, Bu ülkede yaşanan sorunların içinden cımbızla, Kürt sorunu-Türk sorunu-Çerkes sorunu şeklinde tahsislendirilme işlemi gibi projeksiyonların hiç biri anlamlı değildir.
Ve sonuçta getirmez.
Her zaman dış kaynaklı bir takım güç odaklarının kullanımına açık bir alan oluşturur.
Her ne kadar demokratik eylem bir temiz talep için yapılsa da, kitlesel sokak eylemi olması bakımından başka temiz olmayan kimi siyasi taleplerin malzemesi olmak durumunda kalır.
Vakıf ve dernek çalışmalarından bir türlü tatmin olamamış, eski kulağı kesik solcu- sağcı ve dahi İslamcı Çerkeslerin hep bir arada tatmin bulduğu bir nümayiş çerçevesinde kalması şartıyla, mademki meydana çıktınız destekliyorum derim.
Tekrar ediyorum altını çizerek;
Bu tür kararların yeri, ilkesel olarak, beğensek de-beğenmesek de, Vakıf ve dernek gibi resmi kurumlarımızdır.
Bunların dışında ortaya çıkan (Kimi) sivil inisiyatiflerin nereye hizmet edeceği bilinemez.
Bu işlerin sağcısı-solcusu olmaz.
Müslüman Muhacir Çerkes Toplumunun temsili ancak hâlihazırda mevcut olan vakıf ve derneklerin içinde mümkündür.
Bu söz konusu İnisiyatifle ilgili açıklama yapan ve eleştiren dernek ve vakıflarımız haklıdır.
Kardeşim Ümmeti Muhammed 8İslam Milleti) içindeki yerinizi kaybederseniz, hem dünyanızı ve hem ahretinizi kaybedersiniz vesselam.