“BÜYÜK BAŞARILAR KİŞİYİ APTALLAŞTIRMADIĞI TAKDİRDE ALÇAK GÖNÜLLÜ YAPAR. “Alain”
Bizim Yasin Uşaklıoğlu kardeşimle ben Yaşar Alptekin’sorduk. “Efendim siz namaz abdest yokken artist/mankendiniz ve seven bir kitleniz vardı. Birde namaz kıldığınız ve dini hayatı tercih eden güzel bir gençlik sizi seviyor size kitaplarınızı imzalatıyor. Bu iki sevgi arasında bir fark var mı .? Veya öyle artistçe sevilmeyle bu şekilde sevilmeyi kıyaslar mısınız dediğimde ; “O zaman AAA Yaşar Alptekine bak derlerdi. Şimdi ise “Selamün Aleyküm Yaşar abi diye Allah’ın selamı ile selamlanıyorum, aradaki farkı anladınız herhalde dediler.
“ETKİN”kelimesine “LİK” ilave edilen ve zırt pırt, enikten cücüğe kadar milletin ağzından düşmeyen repliklerden biri etkinlik söylemi. Özellikle medya karasularını etkinlik seli basmış gibi. Haberler etkinlikle başlar, gelişir ve biter. Aşırı kullanılan her şey gibi bıktıran oranda kullanılır. Çok az kelime ile yaşamaya mahkum etti uydurma dilin dildeki açtığı yaralar. Osmanlıca ve diğer kültürel kelimelerle uydurma tabir edilen kelimeler arasında zihnim gider gelir. Asıl manası faaliyet/çalışma/üretme uğraşını ifade ediyor.Büyükşehir Belediyesi Kültürel etkinlikleri tabelasını görünce bunları kendi kendimle konuştum ve son ve güzel etkinliklerinden olan Yaşar Alptekin ve beraberinde İstanbul’dan getirdiği “Düzceli Mehmet”Romanını sahneleyen etkinliğe gitmeye karar verdim.
ÇAĞDAŞ HZ. İKRİME YAŞAR ALPTEKİN ve TİYATROSU “DÜZCELİ MEHMET”MADDENİN DEĞİRMENİNDE ÖĞÜTÜLEN BÜTÜN MEHMETLERİMİZİ OYNUYOR.
Artist kısmı, futbolcu kısmı ve bilmem sahneye çıkan insanların dini imanı para. Onlar hiçbir sözlerinde, fiil ve hareketleriyle davranışlarında samimi değil düşüncesi nereden geldi bilinmez ama öyle inandırıldık zamanında.. Velev bahsettiğim meslek gruplarının kendi yanlış fiil ve dışarıya yansıttıkları davranış biçimlerinden veyahut bizim kendi yorumumuzdan orasını bilmem ama o düşüncedeydim.
Bir iki yıl evvel şehrimize “Namazda Dirliş”etkinlikleri yapıldı. O etkinliğe katılanlar arasında hatta başrölde sanatçı Yaşar Alptekin bey de vardı. Görevlendirildik namazda diriliş platformunun peşine düştük çarşıda çiçek dağıtıldı, esnafla sohbet edildi ve çok değişik bir şeydi. Halk ilgi gösteriyor saygı gösteriyordu platform mensuplarına. Ama namazda diriliş platformunun tarzı klasik söylemin dışında bir usüldü ve halk insanlar teveccüh gösteriyordu. Akşamda İl Kültür Müdürlüğüde konuşma ve konferans vardı.
MÜCAHİD, MUHACİR VE MÜSLÜMAN BİR SAHABİ OLAN HZ. İKRİME’DE SONRADAN İMAN ETTİ AMA….
O gün akşam İl Kültüre gittim. Konuşmacıların çoğu İlahiyatçı yazar vesaire bildiğimiz hoca tipleriydi. Ama güzeldi lakin Yaşar Alptekin söze başlayınca daha güzeli oldu. Millet, Allah aşkınyla ağlaşmaya başlamıştı. O şöyle diyordu. “Arkadaşlar namaz ihtiyarlar ve ölecek olanların yapması gereken bir şey değildir.”diye başlıyor ve devam ediyor ettikçe türbanlısı modernisti insanlara feyiz geliyor ve püt dikkat dinleniyordu. Kalpten gelen kalbe girermiş. Dudaktan çıkanda bir kulaktan girer öbüründen çıkarmış. Artist dedik adam veli çıktı lan dedim kendi kendime..Ve sabahtan itibaren isteksiz izlediğim adamı o anda sevmeye hatta kendimi onun yanında küçük ve suçlu görmeye başladım. Çünkü ben insanları hiçbir zaman o şekilde etkileyecek ihlas ve samimiyet gösterememiştim.
Ebucehil islamın ve İslam peygamberinin en büyük adüvvü mübini değil miydi. Evet. Onun oğlu İkrime’de ilk zamanlarında öyleydi, babasının izinden gitti. Ama yıllar sonra utana utana geldi ve biat etti ardından emrindeyim buyur ya Rasulallah diyerek ilahi yola girmişti. O islamın ilk dönemlerinde Müslümanlara karşı sergilediği kaba ve düşmanca hattı hareketinden utandığı için Mekke’den uzakta Kızıldeniz kıyılarına, Cebelitarık sahillerine göçtü uzak diyarlarda “İLA YI KELMETULLAH”yaptı. Resulullah SAV elçiler göndererek İkrime gel artık buralarda yaşa diyince hayır ya resülallah ben “Orda üç sevap alıyorum ve tevhid dini olan dini islamımızı uzak yerlere ulaştırmaya çalışıyorum. Hem muhacir im, hem mücahidim ve müslümanım elhamdülillah”diyerek diyarı gurbette Allah yolunda muhacir, mücahid ve Müslüman olarak kalmayı tercih etti.
DÜZCELİ’YLE HAKKARİ’LİSİ KAYSERİ’LİSİYLE GENÇLİK SEKÜLARİZMİN KISKACINDA. SAHİH AKAİD ELZEM
Tiyatroya yatsıyı Kurşunlu Camii’nde kıldığım için 5-10 dakika girdim. Baktım kürsüde Yaşar Alptekin seyirciler arasından saçları beline kadar inen bir genç şiddetle itiraz ediyor, Yaşar Alptekin’de takım elbisesi kravatı ve öğretmen formatında. Sürekli evladım ..Evladım sözleriyle alttan alıyor. Bu arada itirazcı gençler yerden pıtırak gibi bitmeye başladılar Yaşar Alptekini dinlemiyorlar. Asi gençlik tipleri. Neyse sonra sahneye bakıp dekorları görünce konferansa değil tiyatro izlemeye geldiğimi anladım. Afişe dikkat etmemişim. Yaşar Alptekin yazdığı için “Namazda Diriliş”türü bir program sanmıştım.
İtirazcı gençlerin başını çeken ve küpesi ile sırtına inen saçları göze batan genç;”Hocaaa! Kural kural ne sizden bu çektiğimiz. Cemiyetten çektiğimiz”diye şiddetle karşı geliyor ve Tiyatronun öğretmen rölünü oynayan artisti Yaşar Alptekin makül ve mantıklı şeylerle yatıştırmaya ikna etmeye uğraşıyordu ama nafile. Nuh diyor peygamber demiyordu çağdaş gençlik. Öyle boş ve kuru gürültü değildi gençlerin itirazları oldukça makül ve mantıklı hipotezler ortaya atıyorlardı. İnanın bir ara bocaladım.
Ama ne yaptı yaptı Yaşar Alptekin protest gençleri ikna etti ..Tabii bu arada ne yanıt verecek bunları nasıl yola getirecek diye merak eden biz seyircileride ikna ederek mutlu sona ulaşıldı.Mehmet ilkin ben artık değişemem değişsem bile artık iman edip amel işleyemem geri dönülmez yola girdim artık benden mümin kul olmaz şeklinde ümitsizlik girdabında kıvranıyordu. Zaten şeytan insana günah işletir ve ardından bu şekilde ümitsizlik aşılayarak imansız gitmesi için sürekli yanlış telkin ve tavsiyeye devam eder diye uzun uzun anlatan Yaşar hocayı dinleyen Mehmet iman etti.
Devamla bu kez de ben yıllarca bu hakikatleri inkar ettim. Kabeye gidip nasıl Allah’ın ve Rasulallahın huzuruna çıkacağım diye kendi kendini yemeye başladı. Yaşar hoca tekrar Allah’ın affedici olduğunu imandan önceki cahiliyeden dolayı sorguya çekmeyeceğini daha evvel yaptığına pişman olup tevbe edenin hiç günah işlememiş gibi tertemiz olduğuna ikna ederek Düzce’li Mehmet’i ikinci bir vicdan azabından kurtardı.
Günümüz gençleri ile büyükleri ve ailelerinin izlemesi elzem olan bir mükemmel fikir ve sanat eserini Kayseri halkına üçretsiz seyretme imkanı sağlayan Büyükşehir Belediyesinin o işle ilgili deparman yöneticilerine sonsuz ihtiramlar. Bin kişiye bir başçı lazım demişler. Haseki başkan olmasa bunlar olmayacaktı. Tüm ihtiramlar saygıdeğer başkanımıza olsun. Ankara yolunda da Allah CC yardımcın olsun efendim..