“CEHENNEM TOPÇU”YORGUN SAVAŞÇI YÜZBAŞI CEMİL’DEN, BALYOZCU, SARIKIZCI, AYIŞIĞICI DARBECİ MİLLETE TÜFEK ÇEKEN HAİNLERE
“ DOST GİBİ BAKACAKSIN, DÜŞMAN GİBİ BİNECEKSİN ATA”Çerkez Atasözü
Sokakta, kahvede,tramvayda,üniformalıya nasıl baktıklarına dikkat ettiniz mi?Omuzlarınızda artık apolet değil, yenilginin ve 1.Cihan Harbini kaybetmenin suçunu taşıyorsunuz. Daha doğrusu niçin cephede ölmediğimizin, hala yaşıyor oluşumuzun suçunu taşıyoruz omuzlarımızda. Yakın bir arkadaş düştüğü vurulduğu zaman gelir insanın içine/aklına bu duygu cephede, muharebe şartlarında.
Cehennem topçu Cemil biraz daldı. Nasıl “YORGUN” Olmayalım? Hep ayıplayan bakış, aşağılayan söz, dayanma gücümüzden birazını alıp götürüyor. Oysa “BİZİ ANLASINLAR”Diye bakıyoruz gözlerine.”Anlarlarsa, üstümüzden atarız bu yorgunluğu, güven gelir içimize belki.”diyoruz. Dostça, hatta acıyarak da olsa, bir gülümsemeden başka hiçbir şey beklemediğimiz. Sizden bir kalabalık düşünün ki…Düşmanca bakmak bile değil çoğu zaman, hayır, çok daha korkuncu;”Görmezden”Geliyor sizi. Sanki hiç yoksunuz, hiç soluk almıyorsunuz, kımıldamıyorsunuz aralarında toplum içinde. Oysa onlara-millete sokulmak—aralarına karışmak için cephelerden diyarı gurbetlerden koşup gelmiştiniz buraya-İstanbul’a.
Su baskınlarında, depremlerde, afatın yaklaştığını sezen koyunlar insanlara nasıl koşarsa öyle koşmuştuk millete. Biletçiler tartaklıyor, garsonlar horluyor. Yüzlerine bakıyorsunuz şaşkın. Suçlu sessiz. –Yüzbaşı Cemil alt dudağını kemirerek biraz düşündü.-Ama gene de bunların üstesinden gelinebilir. Bir küçücük umut ışığı görebilsek.
FİLMİ YAKILAN”YORGUN SAVAŞÇISI”NDA SAVAŞ PSİKOLOJİSİ İLK VE GERÇEK KAHRAMANLAR.
Yıllar evvel, kart kurtçuluğun yürürlükte olduğu, insan hakları ile dünyanın Edirne’den başlayıp Kars’da bittiğinin dayatıldığı küçük dünyamızda, evrenden soyutlanmış olarak nefes alıp verirken gazeteler, daha çok magazin basın denen kesimde sık sık haberi çıkardı “Yorgun Savaşçı”kitabı ile yazarı Kemal Tahir’in.
Kayseri’de o kitabı satan olmadığı ve İstanbul’lardan onu getittirecek kadar parası olan babayiğit olmadığımızdan bize göre lükstü kitaba erişmek. Neyse yine bütçemiz elverdiği kadar okuduğumuz ceridelerin birinde bir haber okuduk. “Yorgun Savşçı filmi genelkurmay tarafından yakıldı/yasaklandı” Evet serbestliği ve hür düşünceden bahsetmeyi de suç sanıyorduk başkaları tarafından güdüldüğümüz küçük dünyamızda. Neyse git zaman gel zaman alttan alta dedikodular ve yorumlar da devam etti. Yine Yorgun Savaşçıdan bahseden bir yazıda, kitap Çerkez Ethem’i ve Çerkezlerin istiklal harbindeki kahramanlıklarını yazdığı için yasaklandı ve filmi o yüzden yakıldı diyordu haber yahut makalede.
Allah! Allah! Vatan için ölene fedakarlık gösterene madalya verilir, romanlara konu olur, filmi yapılır iftihar edilir dedim kendi kendime. Acaba bu memlekette Çerkez olduğumuz mu suç sayılıyor diye bir sürü zihinsel jimnastik yaptım. Yüzyüze gelince, TV ye çıkınca; Türk-Kürt kardeştir aksini söyleyen siyasi ve askeri erkan iki yüzlülük mü yapıyor. Aslında sevilmiyor horlanıyor muyuz diye düşünmeden edemedim ve Yorgun Savaşçıyı okumak ban farz oldu. Kitabı 2-3 yıl evvel aldım ama 5 bine yakın kitabımın arasına karıştı geçenlerde bir düzenleme yapıyordum görene kadar orda demlendi yattı. Bazı nedenlerle Allah iyi ki unutturdu dedim ve yakılmayı hak edecek kadar varmış anti Çerkezci ırkçıları kızdıracak kadar Çerkez Paşaları ve vatansevere yer vermiş Türk yazar.
Eğer kitap bir Çerkez yazar tarafından kaleme alınsa bu kadar ciddiye almaz ve de onur duyamazdım. Tarafgirane sanırdım. Ama insaf ve vicdan sahibi insanlara Allah razı olsun. Kemal Tahir, Yakup Kadri ve benzer kıymetli yazarlar istiklal savaşımıza ayna tutmuş ve çoğu kesimlerini olduğu gibi yansıtmışlardır.
Kitap benim mesleğim İmamlığa aykırı alköl, kadın, karı bulan pezevenk, ve aşüfte hikayeleri ile dolu ama asıl vurgu kaybedilen cihan savaşının kurmay kadrosu İngilizler tarafından didik didik aranıyor. Osmanlı ordusunda cehennem topçu olarak bilinen Arnavut Cemil İstanbul’da kadın kılığına giriyor İngilizlere yakalanmamak için. İstanbul’da kurtuluş savaşı başlatmak için teşkilat kuruldu. Yüzbaşı Cemil teşkilattan. Yine teşikilatın beyin takımından olan Diyarbakır Valisi Doktor Çerkez Galip Bey deşifre olup İngiliz zabitler tarafından sarılınca tabancasıyla intihar ediyor.
Yüzbaşı Cemil İstanbul’da okyanusun ortasında gemisi bozulan kaptan gibi çaresiz ve çok tehlikede. Sığınacak iki ada var deniyor romanda birincisi teşkilatı mahsusacı Çerkez Kuşçubaşı Eşref beyin çiftliği ya da bandırmadaki Çerkez Reşit bey. Reşit bey Çerkez Ethem’in abisidir.
“CEHENNEM TOPÇU, YÜZBAŞI CEMİL” BANDIRMA”DA..MİRALAY ÇERKEZ BEKİR SAMİ BEY VATANSEVERLERİ TEŞKİLATLIYOR.
Yüzbaşı Cemil kahveye girince kağıt oynayanlar Cemil’e baktılar. Göz göze gelince başlarını çevirdiler. Bandırma önceki gün Yunan bayraklarıyla donatılmıştı. Kahveci Hasan efendi ile müşterileri Miralay Bekir Sami beyin Yunan bayraklarını kaldırtmasına tütüncü kadar sevinmemişlerdi. –Yüzbaşı Cemil bey tüccarım dediği için öyle sanıyorlar—
Kahveci Hasan Efendi: Yolculuk nereye? Cemil—Emre köyü varmış. Bandırma’yla Mihaliççik arasında, dediler. –Çerkez köyü. ..Ali Bey’in köyü…Öyle mi? Kime gideceksiniz Emre köyünde? Çerkez Reşit Bey’e. Kahveci Hasan Efendi gene birden ilgilendi:--Çerkes Reşit Bey’e…Ethem Bey’in abisi?..—Ethem Beyi bilmiyorum. Tevfik adlı bir kardeşi var.—Tamam ..Ali beyin oğulları. ..İyi tanır mısınız Reşit Bey’i?..—Tanırım..—Nerden?..—Askerlik arkadaşımdır…--Subay mısınız? ..Subaydım..--Yedek mi?—Hayır!..—Rütbe? .. Yüzbaşı…--Atlı?..Topçu?.. Cemil güldü: Neden yaya değil?..—Değil çünkü…--İyi bildiniz topçuydum!
Reşit beyi çiftliğinde bulacağınızı sanmıyorum. Bulsaydınız işinize yarardı. Neden bulunmaz? Bir yere mi gitti? –Bi yere ….-Güldü-: Ateş kesildikten bu yana köye inmiyorlar. Üç kardeşin üçü de dağda.—Biraz bekledi-: Reşit Bey’i yakından tanıyorsanız sebebini bilirsiniz! Hürriyet’ten bu yana, bunların girmedikleri bulaşık iş kalmamıştır.Şimdiki hükümetle başları dertte.Harp “DİVANLARINDA” Yüzlerce dosya bunları bekliyormuş. Ethem Bey’in en son marifetini duymadınız mı?
Ben Ethem Bey’i tanımıyorum. O da subay mıdır? –Hayır Ali Bey’in en küçük oğlu.. Çok sevdiği için yanından hiç ayırmazdı. “Çakır oğlanı bir saat görmesem yüreğime sııntı basıyor”derdi. –Çakır dediğine göre sarıyağız olmalı.—Evet sarıyağız. İnce uzun…Tığ gibi..Gözü pek…Askerliğin serasker kapısında bölük emini olarak yapıyordu. Kuşçubaşı Çerkez Eşref Bey seferberlikte Süleyman Askeri Bey’le tanıştırmış..Teşkilat ı Mahsusada –İstihbarat—çalıştı. Çok büyük vazifeler aldı, icra etti hepsi boyundan büyük işler. Yakup Cemil’i bilir misin? –Bilirim biraz. Ethem Bey, Yakup Cemil’le birlikte Batum’a saldıranlardan.
Savaşın sonuna doğru geldi. Gelir gelmez yanına birkaç zeybek peydahlayıp İzmir valisi Rahmi Bey’in oğlunu dağa kaldırdı.—Yok canım! nasıl olur? Hem teşkilat ı mahsusada çalışsın hem de Rahmi Bey’in oğlunu…--Çerkez Ethem Bey’in bütün işleri böyledir. Akıl ermez! –Neden kızmış Rahmi Bey’e? İttihatçılıkta böylesi görülmemiştir şaştım! –Evet Rahmi Bey’in oğlunu dağa kaldırdı. Kızdığından değil…Para koparmak için..—Daha kötü..—Tam 50 bin altın istedi. –Verdi mi Rahmi Bey? –Rahmi Bey’in yerine İzmir’in gavur tüccarları aralarında toplayıp oğlanı kurtardılar. Cemil bir zaman güldü..—Öyle desenize..Bunlar Rahmi Bey’le birlikte olup İzmir tüccarlarından Osmanlı “ZAGONUNCA” Vergi almışlar..
Miralay Çerkez Bekir Sami beyle cephede bulundunuz mu? Cemil biraz durakladı: Bulunduk ama çok değil. Niçin sordunuz? Bekir Sami bey’de Reşit Bey’i arıyor. Emre köyüne atlı gönderdi. Tanışıyorsanız Bekir Sami Bey’e gidin gelirse orda görüşürsünüz. Bekir Sami Bey Çerkez olduğu için bir ihtimal gelirse.. –Nerde Bekir Sami Bey şimdi. –Askerlik dairesindedir. 17 Kolordu komutan vekilliğine atanmıştır. –Cemil kederle güldü--: Sevninir ki hem de nasıl sevinir. Hatta sizi tüccarlıktan caydırır. Kahveci Hasan Efendi birden somurttu.
İSTANBULDAKİLERİN KEYFİ YERİNDE GALİBA YUNANIN İZMİRE ASKER ÇIKARDIĞINI BİLMİYORLAR MI?
Yunan’ın İzmir’e asker çıkardığını duymadınız mı, siz? –Duyduk! Başka? Yalnız geçici bir şey dediler. –Kordon boyunda hükümet önünde vuruşulduğunu duymadınız demek.. Bizden şu kadar kişinin öldüğünü işitmediniz.. Nadir Paşa’nın kolordusuyla esir edildiğinden de haberiniz olmadı. Yunan yürüyüşünü durdurmuşmu bizim aslan hükümetimiz. –Ne yürüyüşü.. –Yunan 16 Mayısta Urla’yı, 17 Mayısta Söke’yi .. Gene o gün, İtalyanlar Çeşme’ye girdiler. 20 Menemen düşmüş. Yarın öbürsü gün Manisa.. Cemil utanarak başını eğdi, yavaşça sordu: --HİÇ DİRENMİYOR MUYUZ YUNAN İLERLEYİŞİNE KARŞI?..AZ ÇOK?..
13 Yaşında başlayan askerlik hayatında yüzbaşılığa kadar duran Cemil İlk defa hayatında halkın içine girmiş halkla görüşmüştü.
KURTULMA ÜMİDİ BELİRDİKTEN SONRA KATILANLA ÖLÜM KALIMI SAVAŞI YAPANLARI BİR TUTAN ALÇAKTIR
Kitabın tamamı okunmak zorunda sevgili okuyucularım. Gayri resmi tarihçilerin yani doğruyu yazan vatanseverlerin yazdıkları doğruların romana uyarlanmış halidir “Yorgun Savaşçı”. Hiçbir harbe girmediği halde hiç durmadan harp etmiş gibi vatanı soyup soğanlara çevirenlere korumalık yapan ve adı silahlı kuvvetler olarak değiştirilen ordumuzun emin ve şehitliğe tüm kutsallara inanan kumandanların eline geçmesi darbecilere hazine sonyguncularına değil de milletini ve milletinin imanı ile ahlakını savunan kadrolara dönüşmesi temennisiyle..Kirli sermayenin koruyucusu değil milletin ve maddi manevi değerlerinin koruyucusu, savunucusu ordu arzuluyoruz. Silahlı kuvvetler değil.. Kazım Karabekir zamanındaki gibi “SABAH NAMAZI İÇTİMASI”na kalkan ordudur bizim ordumuz. Bu vatanı koruyacak ve yaşatacaksak imansız olmaz..