Kılıçdaroğlu Başbakan’a mektup yazarak Kayseri iddiaları ile ilgili kendince belgeleri göndermişti. Belge dedikleri şeyin de cezaevinde hükümlü olarak yatan şahsın kendi el yazıları. Buna belge diyor Türkiye’yi yönetmeye aday olduğunu söyleyen bir genel başkan.
Başbakan dün konuyla ilgili olarak çok açık ve net mesajlar verdi. Kılıçdaroğlu’nun bombasının elinde patladığını söyledi. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı’na iftira edildiğini defalarca söylemesine karşılık bir kez daha yineledi. Belediye Başkanımızı güya kendi akıllarınca milletin gözünden düşürmek istiyorlar buna asla güçleri çapları ve kapasiteleri yetmez dedi. Bizim belediye başkanımıza çamur atacaklarına önce kendi içlerindeki pislikleri temizlesinler dedi.
Tüm bunları yan yana koyduğumuzda ortaya çıkan nokta şu: Başbakan Erdoğan CHP’nin Başkan Özhaseki ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi ile ilgili iddialarına tamamen iftira olarak bakıyor ve böyle inanıyor. CHP’nin yapmaya çalıştığı şeyin dolandırıcılıktan tutuklanmış bir şahsın hezeyanlarını iddia ve belge diye ortaya atıp hem Ak Parti’yi hem Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Özhaseki’yi karalamaya, milletin gözünden düşürmeye çalışmak olarak nitelendirdi. Bu dosya dedikleri şeyden hiçbir şeyin çıkmayacağını bir kere daha tekrarladı ve CHP’yi müflis tüccar olarak ilan etti. Eski defterleri karıştırıp bir şeyler çıkara bilir miyim arayışındaki bir müflis tüccar.
Özhaseki Başkan’ın aday olmaktan vazgeçtiği ve bu anlamda bazı art niyetli çevrelerin buna gerekçe üretirken ileri geri şeyler söyledikleri bir sırada Başbakan Erdoğan’ın çıkıp son derece net bir şekilde Özhaseki’yi savunmuş olması, ona iftira atıldığını tekrar tekrar söylemesi bu senaryoları üretenlere de bir cevap niteliğindedir bence.
Tüm bunlar ortadayken halen CHP milletvekilinin, Genel başkanı Kılıçdaroğlu’nun ve onlara yandan destek veren bazı çevrelerin ısrarla temcit pilavı gibi bu meseleyi didiklemeye çalışması abesle iştigalden öte nedir ki? Hatta gayri ahlaki metotlarla bazı yaygın gazetelerde belden aşağı vurmaya dokundurmaya, mektup yollamaya çalışmaları son derece garip. Önceki genel başkanlarına yapılan kaset komplosuna benzer bir başka komplo daha ortaya çıkmışken suçlu güçlüyü bastırır hesabıyla dikkatleri başka yöne iteleyip, hukuki sonuçlar belki doğurmayacak ancak ahlaki sonuçlar doğuracak tavırlara girmeleri manidar doğrusu. Yapılabilecek iftiraların hepsini yaptılar, çalınabilecek karaların hepsini çaldılar, söylenebilecek her türlü belden aşağı sözü de söylediler. Ama Başbakan çıktı ve benim belediye başkanım tertemizdir, ona iftira atıyorlar, bu iftiraların hesabını mahkemelerde verecekler demedi mi? Bunu bir kez daha dün tekrarlamadı mı? Özhaseki’yi milletin gözünden düşürmeye çalışıyorlar buna çapları da güçleri de kapasiteleri de yetmez demedi mi?
Özhaseki’nin aday olmaması da bu açıdan bakılacak olursa gayet doğru bir karar olarak karşımıza çıkıyor. Dokunulmazlık zırhına bürünmeye çalışıyor diyeceklerdi. Kaçıyor diyeceklerdi. Bakın Şamil Tayyar’a bile demiyorlar mı? Davalardan kurtulmak için vekil adayı olmak istiyor diyorlar diyenler yine aynı çevreler. Ama o ne dedi: Ergenekon sanıklarının olacağı bir mecliste benim de olmam lazım dedi. Ne güzel bir cevap. CHP bizzat cezaevinde yatmakta olan tutukluları yargıdan kurtarmak için adaylık teklifleri yaparken, kendi içlerinde kasetler komplolar ortaya çıkarken tutup aynı şeyleri söyleyerek bir mahkumun iddialarını belge diye sunması ve bunu Başbakan’a göndermesi nasıl art niyetli bir izlediğini de ortaya koyuyor.
Sözün kısası Başbakan son kez kestirip attı. Özhaseki temizdir, ona iftira atıyorlar, benim belediye başkanıma iftira ve çamur atıyorlar, hepsi iftira.