Haberi dinlerken yüreğim ve midem kaldırmadı. Kusmak istedim. Şeker toplamak için sevinçle kapıyı çalan minnacık çocukları bağla, sabi kız çocuğuna tevacüz edip öldür, diğer iki yavruyu da ondan sonra boğarak ve bıçakla öldür.
Sonra valizle Yozgat’a götür, baraj kenarına göm. Üstüne üstlük daha sonra da oraya birkaç defe pikniğe git. Bunun adı insan mı? Hayır olamaz. Hayvan mı? İnanın o da olamaz. Hayvanda bile bir vicdan olur, hayvanda bile bir acıma duygusu olur. Bu vahşet bir zamanlar Bosna’da Müslümanlara vahşet uygulayan Sırp kafirlerini aklıma getirdi. Bu pislik de olsa olsa Sırp tohumu olur.
Bu vahşetin, bu sapıklığın, bu caniliğin bedelini hangi ceza öder? Var mı aklınıza gelen bir şey? Yok. İdam da hafif kalır, elektrikli sandalye de. Çünkü vahşice öldürdüğü çocuklar minicik yavrular. Tecavüz edip öldürdüğü çocuk henüz ilkokul öğrencisi. Hiçbir suçu yok. Sadece bayramlaşmak için sevinerek kapı çalan minnacık yavrular. Hay senin elin kırılsın, hay senin başına taş düşsün, hay senin başın kopsun, hay senin hiçbir yanın tutmaz olsun. Nasıl kıydın çocuklara. Şeytana ruhunu satmış sapık seni. İdam cezası kalkmamış olsaydı bin defa idam edilseydi yine bu vahşetin bedeli olamazdı. O çocukların ölmeden önce yaşadığı korkuyu hissedebiliyor musunuz? Elinde bıçak bir sapığın karşısında tir tir titreyen körpe yavrular!.... Ya tecavüze uğrayan çocuk. Ya ailelerin 500 günlük acıyla ve umutla bekleyişleri. Her gece rüyalarında görmeleri. Tüm bunların bedeli ne olmalı ki vicdanlar rahatlasın?
Hiç mi kimse görmemiş. Koskoca apartmanda üç çocuk öldürülüp tecavüz edilip valizlerle götürülüyor, kimsenin ruhu duymuyor. Koskoca apartmanda bir güvenlik kamerası mı yoktu? Şehrin orta yerinde bir çok katlı binada üç tane can öldürülüyor, kesiliyor, kimse bilmiyor. Metropol olmanın dayanılmaz vurdumduymazlığı bu olsa gerek.
Sapığın itiraflarını tamamiyle okumak mide ister. Ben hepsini okumaya tahammül edemiyorum. Ancak bir bölümünde diyor ki birbuçuk sene vicdan azabı çektim, teslim olacaktım ama korktum falan filan.Ey insanlıktan nasibini almamış, ruhunu şeytana teslim etmiş ifritin uşağı. Ey sapkınlıkta Sodom Gomore’yi de geçmiş iğrenç mahluk. Sende vicdandan eser var mı ki azap duyacaksın? Sende insandan kalma bir tek hücre bulunabilir mi? Vicdan azabı duymuş muş… Git kendini öldür de dünya bir pislikten temizlensin. Bu topluma ne azaplar çektirdin. Bu Kayseri’ye ne kötü bir yafta vurdun. Bu ailelere ne büyük acılar çektirdin. O küçücük yavrulara ne vahşetler sergiledin. Senin yatacak yerin yok.
Ne yazık ki idam cezası da kalktı. Yasalarımıza göre en ağır ceza müebbet. Ağırlaştırılmış müebbet. Adalet demek halkın vicdanını rahatlatan karar merci demek. Şimdi bu bir çocuğa tecavüz edip öldürmüş, diğer iki minik yavruyu da keserek boğarak öldürmüş bu bu ……. Tarif edecek kelime bulamıyorum. Buna müebbet ceza vermek halkın vicdanını rahatlatacak mı? Hayatı elinden alınan üç çocuk ne olacak. Tecavüz edilen kız çocuğu ötelerden ta ötelerden bağırmayacak mı? Her gün bin defa ölüp ölüp dirilen ailelerinin elinden alınanlar ne olacak? İşte benim isyanım buna.
Bu vahşeti çözen ve sapık caniyi bulan polisleri buradan tebrik etmek gerek.
Allah bu millete bir daha böyle vahşetler böyle sapkınlıklar yaşatmasın.