Partilerin seçim heyecanını sardığı şu günlerde; sağcılığın köhnemişliği ve dindarlığın zenginliğe indirgendiği günlerde ülkemizde birçok partiye, bilhassa iktidar partisine ilham vermesini temenni ettiğim bir partiyi Hizbullah’ın ilerici ve batı demokrasilerini utandıracak yönünü paylaşmak istedim.
Ülkemizdeki manipüle etmeyi ve asparagası, sansasyonu kendine yegâne görev ilan etmiş medya unsurlarının arasında, Lübnan’da iktidar ortağı Hizbullah partisi, ülkemizde hiç bilinmedi. Kandan beslenen ve işe yaramaz insan topluluğunun zavallıları arasında anlamı olmayan bir zırvalarla beraber milletin dimağına saçmalıklar yer etmeye başladı. Ne kadar uğraşsalar da Ruşen fikir olma( entelektüel) ve özgür olma yolunu kapatamayacaklar.
Otuz yıldan fazla bir geçmişe sahip olan Hizbullah üç temel insani gereğin olmazsa olmaz olduğunu:”Eğitim- öğretim, sağlık, istihdam” meselelerinin üzerine basa basa vurguladı.
Eğitim ve bilgi sahibi olmayan halkla bir yere varılamayacağını, sağlam kafanın sağlam vücutta olduğunu, evinin iaşesini temin edemeyen insanın büyük bir sorun olduğunu bilerek yola çıkan Hizbullah Partisi bu konuda çok büyük çalışmayı yıllar boyunca sürdürdü.
Vatanın bir parçası ve yurt savunmasında en büyük yurtseverliği sadece teknik imkânların ve maddi gücün ötesinde, halkın ve hakkın gücünde arayan özelliği ile işgalci Siyonist rejime karşı savaşırken de adaletten ayrılmadı. Hatırlayın 2007 yılındaki İsrail’le yapılan savaş esnasında Hayfa’daki hiçbir petrokimya tesisi, nükleer tesis ve buna benzer toplu katliama yol açacak bir hedefi vurmadı. Fakat vatan toprağına denizden ateş açan savaş gemisini sulara gömdü. İsrail’de yaşayanlar Hizbullah’ın sözünün ardında duracağını ve sivil insanları yani elinde silah olamayan kadını çocuğu, yaşlıyı, genci asla öldürmeye yol açmam dedi.
Savaşındaki adaleti, barışta da her zaman yerine getiren Hizbullah partisi savaştan zarar gören bütün vatandaşların tekrar evlerini imar inşa edebilmeleri için, bütün masraflarını üstleniyor. Allah rızası için, vatan müdafaası için böyle şeyler olur diyerek, kenara çekilmiyor. Kanayan yaraları en başta kendisi sarmayı üzerine vazife biliyor.
Lübnan’ın köy ve mahallesinde bulunan halk komiteleri sayesinde milletvekili olanlar sadece seçildiği bölgenin sözcülüğünü yapmak durumunda kalıyor. Halk orada bizzat karar almanın merkezinde durur. Alınacak kararın oylaması ve uygulanması hususunda, üzerine düşeni yapmak halk için gerekliliktir.
Mesela bir mahallede, bir köyde, bir kasabada; yapılacak okul, sağlık ocağı gibi hizmetler tepeden değil, bizzat o mahallenin sakinlerinin alacağı karar ile orada inşa ediliyor. Bu hizmetin karşılığı olarak orada yaşayanlar, taşın altına elini koymasını da biliyor. Yâda hükümet nezdinde alınacak kararlarda, bütün mahalle-köy kendi görüşünü sunarak, ortak akıl sahibi olmanın gereğini yerine getiriyor.
Demokrasi çığırtkanlığı yapanlar, nereye bakacaklarını iyi bilsinler. Halk iktidarının olduğu yerde, partilerin siyasi ifadeleri değil halkın taleplerini dile getiren halkın ortaya koyduğu bir yapının adı Lübnan’da Hizbullah partisidir.
Bizlere asırlar boyunca öğretilen devlet yapsın, milletvekiline gidelim şu işimizi halletsin, bir yerde dayı bulalım… Böylesi ucuzcu yaklaşımların yeni yüzyılda artık yerinin olmadığını bizim ülkemizde yaşayan insanımız da anlayacak.
O kadar çok inanç ve milletin yaşadığı Lübnan’da her şey benimle olacak zorbalığına girmeyen Hizbullah; ahlak ve vicdan sahibi Hıristiyan cumhurbaşkanı adaylarını desteklerken, onurlu Hıristiyanlardan bizzat oy alan parti olduğunu da unutmayalım.
Adalet, merhamet, vicdan, ahlak, samimiyet ve tevhidin insanla bir bütün olduğu yerde var olanlar, insanlığın özlediği yücelikleri beraberlerinde yaşatır.
Seçimlerin yaklaştığı şu günlerde milletvekili adaylarımıza biz de taleplerimizi ileterek, onların siyasi partinin sözcüleri değil, seçmeni olan halkın sözcüsü olduklarını hatırlatacağız.
|