“BİLMEK ve BİLDİĞİNİ YAPMAMAK, HENÜZ O ŞEYİ TAM BİLMEMEK DEMEKTİR.” Abdulhakim Arvasi
Libya 1974 te ABD ambargosu altındaki Türkiye Cumhuriyetine ambargoyu delerek yardım eden tek ülke oldu. Türk iş adamları uluslar arası yatırım ve müteahhitlik hizmeti sunmayı Libyada aldıkları işle ve yatırımlarla öğrendiler. Geçmişte Libya ya müdaheleler petrol için yapılıyordu ama günümüzde yeni konjöktörde ve gelişen süreçte yer altı uranyum madenleri ile daha çok silah satma hevesleri batılıların ağzlaının salyasını akıtan asıl faktör gibi görünüyor.
Libya da muhaliflerin yaptığı katliam ve Hükümet güçlerinin yaptığı olmak üzere çift yönlü kaos hakimdir. Gerçek anlamda saldırı savaş ve harekatlar yoktur. Dört beş kilometrelik alanları ele geçirme geri kaybetme komedisi orda olan savaş dediğimiz şey. Oradaki işadamları, zenginler ve dışışleri Kaddafi konusunda gerçek ve doğru tahminde bulunamadılar hepisinin diplomasi ve strateji a nalizleri yanlış çıktı, kaddafi hepisini yanılttı.
Muhaliflerin elinde silah ve mühimmat stoku kalmamış gibi önümüzdeki 10 gün içinde şartlar biraz daha billurlaşır diye düşünüyorum. Herkes finalde Kaddafi nin gideceğinde hemfikir ama eğer uluslar arası boyutta devas bir müdahele olursa Libya diye bir devlet ortada kalmayacağı için Kaddafi ile pazarlığa oturmak zorunda kalınabilir diyenler de var ülkeyi daha fazla tahrip etmemek için.
ULUSLAR ARASI DOSTLUKLARLA DİPLOPATİK İLİŞKİLER, DERLETLERİN MEVCUT OLAN SINIRLARI VE TÜM LİDERİN DURUMU HARÇSIZ ÖRÜLEN DUVAR HÜKMÜNDEDİR HER AN DEĞİŞEBİLİR.
Libya da tv den izlediğimiz kadarıyla keskin nişancılar, profesyonel askerler kadar başarılı atış yapanları görüyoruz. Bunalar dışarıdan mı gönderildi? Hayır, orda da bizim koruculuğa benzer silah eğitimi almış belli bir zümre vardır. Onlarda sürekli taraf değiştiriyorlar. Olayların Güneydoğumuza sıçrayabileceğini sanmıyorum. Ama güneydoğu da verdiğim konferanslar da gördüğüm yeni bir nesil var aşırı politize olmuş onlar söz sahibi olursa ne olur bilemiyorum..İlerisi için bir şey diyemem. Türkiye nin o gençlere laf anlatması ikna etmesi lazım.”diyerek kısa ve öz bir konuşma yapan Mösyö ve Karagah kitaplarının yazarı Mehmet Baransu programın bundan sonraki kısmını soru cevap şeklinde sürdürdü Nisan ayı Küçük Millet Meclisi toplantısında. Toplantının yeri ise Kocasinan Meclis Salonu idi.
Toplantının soru cevap ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerini açıklama safhasında konuşan Mustafa Temizer hükümetin Libya ya asker gönderilmesi için tezkere çıkarılması aşamasında meclis dışı muhalefete bilgi vermemesinin yanlış ve Ak Partinin başta gelen söylemi olan demokrasiye aykırı olduğunu hükümetin kendi kendisi ile çeliştiğini ve diğer görüşlerini deklere etti.
Daha sonra söz alan Ahmet İlhan hükümetin isabetli ve handikaplar içeren uygulamalarına değinen ufuk açıcı güzel bir konuşma yaptı. Diğer konuşmalarda daha çok müdahele iyi mi oldu kötü mü oldu. Libya halkı kendi geleceğini kendi belirlemeli değil mi? Muhaliflere silah dağıtılmalı eğer iç savaş varsa herkesin elinde silah olursa herkes herkesten çekinir ve katliam yapılamaz oyun kuraluna göre oynanmalı diyenler ve en sonunda gazeteci arkadaşların kısaca A-B-C diye espriktüel adla çağırdıkları Ahmet Biçer Ceylan aynen radyodaki güzel üslübüyla yapılanların doğru olduğunu, yapılmayıp eksik kala nları ve ilerisi için elzem olan stratejileri radyoculuk rehavetliyle özetleyerek toplantıya adeta damgasını vurdu. Ben de acizane Ahmet Davudoğlu’nun “Stratejik Derinlik”kitabında değindiği uluslar arası ilişkilerin domino etkisine, fizikte hareket ne ise diplomasi ve uluslar arası ilişkilerde SÜREÇ in o olduğunu ve hükümetimizin bu süreci usta bir diplamasiyle iyi yönettiğini, Libya da toplu ölümler olmadıysa bu usta ve yerinde diplomasiye önlendiğini bundan sonra da gözlemci olarak bulunmasının isabetli olduğunu ama ileride sürecin ne getireceğini bilemediğimi ifade ettim.
En son olarak olayların Güneydoğuya sıçramaması için Bursa daki fabrika kadar Diyarbakır’a fabrika açılması halinde Kürtleri kimsenin kışkırtamayacağını ve Geçmişte yapılan Kürt işadamlarının devlet tarafından katledilmesi ve diğer ırkçı uygulamalar için özür dilenmesinin büyüklük olduğun ifade ettim. Dinin dışlandığı auta atıldığı hiçbir uygulamanın bu memlekete huzur getirmeyeceğin devletin yanlışlardan dönmesi ve yapılan yanlışların telafisinin şart olduğunu dilim döndüğü kadariyle ifade etmeye çalıştım..