Geçen hafta polis haftası idi. Polis teşkilatının kuruluş yıldönümü ile ilgili olarak kutlanan hafta boyunca toplantılar, seminerler ve kokteyller düzenlendi. Davetlilere Polis teşkilatı, görevleri ve sıkıntıları ile ilgili bilgiler verildi. Cumhurbaşkanımızda Kayserideki etkinliğe katılarak konuşma yaptı.
Pazar günü saat 15,30 civarı idi. Telefonum çaldı, açtığımda yeğenim arıyordu. Altınoluk mahallesindeki trafik parkında olduğunu, polislerin kendisinden kimlik sorduğunu, üzerinde kimlik olmadığı için arabaya aldıklarını ve oraya gelmemi istiyordu. Hazırlanıp içinde Melikgazi Belediyesinin yaptırdığı sosyal tesislerinde bulunduğu parka vardığımda iki tane gezici polis arabasının orada durduğunu, yeğeniminde bir müddet içinde tutulduğu polis arabasından bırakıldığını gördüm.
Oradaki polis memurlarına selam verip olayın ne olduğunu sorduğumda beni ikna edici, olayın ne olduğunu açık izah edici bir cevap alamadım. Yeğenimle birlik de birkaç gencin daha orada bulunduğunu, kimliklerini ibra edemedikleri için bunlarında arabaya alındıklarını ve bırakıldıklarını öğrendim.
Polis arabası içinde gençlere niye tesbih çekiyorsunuz, niçin kimliğiniz yok gibi soruların sorulduğu ve baskı yapıldığı gençler tarafından bana aktarıldı. Gençler oldukça endişeli ve sinirli idiler. Oldukça da korkmuşlardı. Hiçbiri suçlarının olmadığını, tesbih çekmenin yasak bir davranış olmamasına rağmen suçlu muamelesine tabi tutulup ekip arabasına alınıp bekletilmenin doğru olmadığını düşünüyorlar ve olaya tepki gösteriyorlardı. Oldukça heyecanlı ve sinirli idiler.
Düşünüyorum da; bu polis memuru arkadaşlar, geçmişte hiç öğrenci olmadılar mı, hiç genç olmadılar mı? Acaba kendileri gençken niçin tesbih çekiyorsun diye suçlansalar ve suçlu muamelesi görseler, asker ve polis üniformasıyla polis veya jandarma arabasına alınıp tehdit edilerek korkutulsalar nasıl bir ruh hali yaşarlardı.
Bu milletin geleceği olan gençlerimizi evde anne-baba, okulda öğretmen, askerde komutanlar, parkta ve sokakta polisler korkutacak ve baş eğdirecekse geleceğimiz ne olacak. Doğulu bir vatandaş anlatmıştı. Bir köyde yapılan aramada hanımının gözü önünde güvenlik güçlerinden dayak yiyen bir genç örgüte katılmış ve bir müddet sonrada çatışmada ölmüş. Benimde hatırladığım bir olay 28 Şubat döneminde İmam-Hatip liselerinin kapatılmaması için Hunat camisinde kılınan sabah namazlarından sonra topluca yapılan duaların birinde polislerden cop yiyen bir vatandaş öyle bir ruh haline bürünmüştü ki mahallesinde gördüğü olayla ilgisi olmayan üniformalı polis memuruna saldırmak istiyordu.
Yoksa bu polis arkadaşlar, üstelik polis haftasında kendini ispat çağında olup yeni şahsiyetini kazanma yolunda olan gençlerimize boyun eğdirerek polis teşkilatına ve devlete rakip üretenlere yardımcı olduklarının farkında değiller mi.
Olayın şahidi olanların yanında polis memurlarının 15 yaşın üzerindeki vatandaşlara kimlik sorma hakkı olduğunu, vatandaşa hizmet için çalışanlar olduklarını söylerken, tesbih çekmenin ve tavla oynamanın asla yanlış ve suç bir hareket olmadığını söyleyerek bir yerden polis memurlarına hatırlatmada, diğer yandan gençlere de nasihatte bulunmaya çalıştım.
Kayseri Emniyet Müdürümüz Cumali AYDIN Bey diğer ilgilerden istirhamım; emniyet mensubu arkadaşlara vatandaşa yaklaşım konusunda daha fazla eğitim verilebilir ve polisler kendilerini sorguya çeken ve korkutan görevliler değil, yaklaşılan ve yardım alınabilen görevliler konumuna getirebilirlerse memleketimize ve insanımıza daha güzel hizmet etmiş olacaklar diye düşünüyorum.
Bilmiyorum beklentimi çok mu yüksek tuttum. Polisimiz ve vatandaşımız bunu hak etmiyor mu?