Ana Muhalefet Partisi lideri olan ve Türkiye’nin yönetimine talip olan bir genel başkan çıkıyor hem de bir mitingde yani toplumun önünde ağzını bozarak Başbakan Erdoğan’ı kastederek, bir ülkenin Başbakanını kastederek ana…. Diyebiliyor. Daha fazla söyleyecektim ama söylemeyim diyor. Bu resmen bir cinnet hali değildir de nedir ya? Başkaları ile ilgili yolsuzluk iddialarını çatır çatır gündeme getirirken, kendi dokunulmazlık zırhının altında ona buna her şeyi söyleyebilirken bir başkası da çıkıp kendisiyle ilgili SSK dönemine ait diye başladığında ağzını bozarak ana nokta nokta diyorsa artık sözün bittiği yerdir. Bu nasıl bir parti lideridir ki hem de kutsal ana kelimesini ağzına alarak sövgüyü andıracak laflar sarf edebiliyor. Bu durum Kılıçdaroğlu’nun geldiği seviyeyi ve taşıdığı ruh halini ortaya koyuyor. Başkalarına gelince her şey mübah kendine gelince bana dersen ana… İşte zihniyet bu.
Siyaseti belden aşağıya indirmeye çalışanları görüyorsunuz. Kimi çıkıp seni Kasımpaşa’ya kadar kovalarım diyor, senin yanındakiler esfeli safiliyndir diyor, bir başkası çıkıp ana… nokta nokta diyebiliyor. Hem de bu ülkenin seçilmiş Başbakanına yönelik söylüyorlar. Milyonlarca insanın, vatandaşın oylarını alarak seçilmiş bir devlet adamına. Gerisini söylemeyim diyor, sanki söylememiş oluyor gibi.
Çirkinlik diz boyu, ahlak anlayışı yerle bir. Sanki zannediyorlar ki kaba kuvvet bağırırsam, karşıdakine küfürler, sövgüler yağdırırsam, onu düelloya davet edersem, ona meydan okursam halk bana itibar eder ve oylarını bana verir zannediyor. Bunlar ne kadar aldandığını seçim sandıkları açıldığında göreceklerdir. Bu millet küfürden, sövgüden, hakaretten hazzetmez. Kaba kuvvet kullanma yaklaşımları sergileyenlerden nefret eder. Cevabını da 12 Haziran’da verir.
Bir partinin genel başkanı söz konusu başkaları olduğunda her şeyi söylüyor. Hele bir belediye başkanı olduğunda demediğini bırakmıyor. Ne yolsuzluğunu, ne rüşvetçiliğini, ne bilmem neyini. Hem de tüm Türkiye’nin önünde. Ne kadar kara çalabilirsen çal. Yargının kararını vermiş olduğu bir davada bile. Daha olmadı yargıya da çal, vur ötekine, çal berikine. Kendinden olmayan herkes yolsuzluk deryasına dalmış gibi bir izlenim vermeye ve toplumun aklını bu yolla karıştırmaya kalkışıyor. Kendisi kul hakkı diye bir şey tanımıyor ama ağzını açınca kul hakkı yiyenler, haramzadeler diye bol bol üfürüyor, mangalda kül bırakmıyor. Bir başkası da çıkıp sen SSK’da iken diye başladığında ne ana kalıyor ne bir şey. Böyle bir insana memleket teslim edilir mi Allah aşkına?
Görünen o ki birilerinin artık gözleri dönmüş. Bir dönem daha Ak Parti kazanırsa diye yeri yerinden oynatmaya, gürültü patırtı çıkartmaya, naralar atmaya çalışıyorlar. Yalanın dolanın bini bir para. Nasıl olsa siyaset meydanları buralar, dönem de seçim dönemi her ağzına geleni söyle. Tak bir kasket başına Ecevit ol, tak bir fort Demirel ol. Ama unuttukları bir şey var. Devir çok değişti. İnsanımız öyle bol vaatlere, hesap sorma nutuklarına, bağırıp çağırarak hakaretler yağdırmalara inanmıyor. İnanmadığı gibi de bunu çok çirkince, haddini aşan sözler olarak bir yere kaydediyor. Bu insan devleti nasıl yönetecek diyor. Hani analar kutsaldı, hani efelenmek çirkindi? Haaa onu başkası yaptığında çirkin, kendin yaparsan iyi. Seçime kadar ağzıma geleni söyleyeyim, ne buldumsa hepsini yapıştırayım, nasıl olsa iktidar olamayacağıma göre de savurayım sallayayım gitsin. Yeter ki ben daha önceki genel başkandan bir iki puan fazla oy alayım, genel başkanlığımı garantileyim düşüncesi. Bir şey demiyorum Allah bunlara fırsat vermesin.