Nasıl olsa CHP lideri milletvekili ve dokunulmazlığı var. Nasıl olsa Kulkuloğlu milletvekili ve dokunulmazlığı var. Nasıl olsa Başkan Özhaseki milletvekili değil dokunulmazlığı yok. O halde çal karayı ve konuş konuşabildiğin kadar. Zaman da tam seçim zamanı. Çık meydanlara Kayseri diye başla, rüşvet diye bitir. Her mitingde at naraları, dosya diye çıkar aynı şeyleri tekrar tekrar didikle. Sonra da insan haklarından, onurdan, kul hakkından bahset. Asıl kul hakkı yiyen bunlar değil mi? Asıl insanların onuruyla, gururuyla, şahsiyetleri ile oynayan bunlar değil mi? Bir iddia olur onunla ilgili yargı karar verir suçlu bulur da ondan sonra dersin ki senin belediye başkanın bak şu suçtan ceza aldı, hatta kesinleşti dersin. Yok böyle bir şey yok. Efendim hükümet koruyor, yok efendim İçişleri bakanlığı açığa alsaydı da falan da filan da. Oh ne güzel değil mi? Her önüne gelen bir iddia ortaya atsa, hatta hapisteki suçlu birisi kara çalsa hemen İçişleri bakanı Büyükşehir Belediye Başkanı’nı açığa alsın. Ne kadar kolay ve basit değil mi? Bir milyonu aşkın bir şehirde üç defadır rekor oylarla halkın teveccühleri ile seçilen bir belediye başkanı sizin canınız istiyor diye açığa alınsın öyle mi? Hayır hayır bunların derdi üzüm yemek değil ki zaten. Sadece bağcıyı dövmek.
Ortada hiçbir yargı kararı yokken, hatta tam tersine dolandırıcılık yaptığı söylenen şahsı şikayet edip yakalattırıp içeriye attıran bir belediye başkanı varken suçlu güçlüyü bastırır hesabı suçluyu hapse attırana karşı karalama kampanyası yürütmek, ona çamur atmak, bir iddia ortaya atıp bunu seçim malzemesi olarak kullanmak ve de dokunulmazlık zırhına bürünerek bunu icra etmek hangi cümleyle izah edilir onu bulamıyorum doğrusu. Kendileri İzmir Büyükşehir Belediyesi’ndeki yolsuzluk operasyonlarını görmüyorlar herhalde.
Her konuşmasında dürüstlükten, doğruluktan, haktan hukuktan bahseden bu zihniyet, bana yolsuzluk yaptı diyenin ana… diye küfürler eden bu zihniyet en büyük kul hakkı yiyicileridir. Hukuk tanımayanlardır. Bakın karşı taraf tüm iddialarınızı birer birer çürütüyor. Hepsine birer tekzip yayınlatma kararı aldırıyor. Ama tekzipleri bile yayınlamaktan imtina edenlerin kul hakkı ile uzaktan yakından alakası olmadığını da ortaya koymuyor mu?
Kendin bir iddia uydur, ya da hapiste yatan ve dolandırıcılıktan gün almış birinin, belediye başkanının şikayet ederek hapse attırdığı birinin kendi kendine yazıp dizdiği iddialarını gerçekmiş gibi meydanlar anlatıp adeta ağza sakız etmek hangi vicdan, hangi insaf, hangi siyaset ahlakı ile bağdaşır söyler misiniz? Bir iddia uydur, sonra bu iddianı doğruymuş gibi her yerde anlat, tekzip etsinler yayınlama, yargı kararını bekleme “ kapattılar, üstünü örttüler” diye yaygara yap, saygın insanları karala, onların şerefi, haysiyeti ve onuru ile oyna sonra da çıkıp ben dürüstüm de, ben insan hakları savunucusuyum de, ben hak hukuk, adalet, kul hakkı, yetim hakkı” diye nutuk at. Yemezler. Artık bu pişkinliğe kimse inanmaz. Kendine gelince ananı diye başla başkasına gelince kal çarayı. Ben şunu sormak istiyorum. Kılıçdaroğlu eğer CHP genel başkanı olmasaydı, milletvekili olmasaydı, dokunulmazlığı da olmasaydı, sıradan bir bürokrat ya da işadamı, ya da sivil bir vatandaş olsaydı, bu kadar pervasızca insanları rüşvetle, haramilikle, yolsuzlukla itham edip karalayabilir miydi? Mümkün değil. Ama siyaset bu ya, seçim de geliyor ya, son bir kez Ak Parti iktidarına yüklenmek gerekiyor ya, elde de kendi ürettiğin iddialar var ya, ağzına geleni söyle. Nasıl olsa yine vekil seçileceksin yine dokunulmazlığın olacak. Eh ne güzel değil mi? Dürüst adam Kılıçdaroğlu, kötü adam Özhaseki…Bakın kargalar bile gülüyor..