|
Önceki günkü kayseri gündemin manşetini üzülerek okudum. Kapkaçtı, fuhuştu, uyuşturucu ve cinayet gibi diğer toplumsal suç oranları düşüklüğü bakımından hep öğündüğümüz güzel Kayserimiz bu özelliğini yitiriyor. Kapkaçtı çeteydi hırsızlıktı derken fuhuşta aldı başını gidiyor. Yaşanan çeşitli yaş guruplarındaki intihar vakaları da işin cabası. Tabi ki toplumsal sosyo-ekonomik sorunların birer yansıması olan bu durumu polisiye tedbirlerle hemencecik çözmek mümkün değil. Dolayısıyla emniyet görevlilerini görevlerini yapmıyor gibi eleştiriler bu manada anlamsızdır. Nasıl ki bir milleti millet kılan ortak değerler ve bu değerlerin insanlarda oluşturduğu ortak milli ahlaksa, şehirlerinde böyle bir ortak ahlakı söz konusudur. İyiliği tavsiye edip kötülükten uzaklaştıran bir şehir tavrı vardı kayserinin. Şimdi bu tavır ortadan kalkmış durumda. Asıl vahim olan budur. Kim-kime, dum-duma bir şehir olma eğiliminde. Şehrimizin nasıl ki hayırda, yarışan iş adamları varsa ve bu bizim için nasıl bir övünç kaynağımızsa, aynı hayrı ahlaki anlamda ilmi ve irfani anlamda, insanlara iyiliği öğütleyen, kötülükten kaçınmalarını tavsiye eden kişilere kuruluşlara da ihtiyacı vardır. Şehrimizin bu mana da, basın yayın organları, sivil toplum örgütleri elbirliğiyle toplumsal ve ahlaki önemli bir görevi deruhte edebilirler. Bir şehrin namusu aynı zamanda o şehirde yaşayanlarında namusudur. Şehir-Medine, bizim medeniyetimizin yani ahlaki değerlerimizin bir maddi yansımasıdır. Bu bilinç ve sorumlulukla bu şehre mensup olduğumuzu hatırlamalı ve hatırlatmalıyız. Bu aynı zamanda hem emniyet kuvvetlerimize bir destek, hem de şehri yöneten yönetim erkine akıl almaz imkânlar açar. İş dünyasında örnek olduğumuz gibi ahlaki ve milli değerlerimize sahip çıkma hususunda örnek olma gayreti için de bulunalım. Ticaret ve sanayi ve benzeri odalarımız, vakıflar, dernekler ve kültürel kuruluşlarımız v.s hepimiz vilayet ve büyük şehir belediyesi öncülüğünde bu konuda çok farklı organizasyonlar yapılabilinir diye düşünüyorum vesselam.
|